Sirkeci Garı’nın ve tren yolunun Topkapı Sarayı’nın arazisi içinden geçmesi için korkarak izin isteyen devlet büyüklerine Padişah Abdülaziz şöyle der: "Şömendifer geçecekse göğsümden geçsin" Padişahın bu sözü duyulunca İstanbullular, hem Avrupa yakasında, hem de Anadolu yakasında tren yolunun geçtiği yerlerden arsa alıp köşkler yaparlar. O dönemde Göztepe’de yapılan ve yıllarca bakımsızlıktan harabeye dönen tarihi köşk 20 yıl önce alınır, uzun uğraşlar sonucu restore edilir.
Çocukluğunda annesinin takılarıyla müzecilik oynayan şair ve yazar Sunay Akın, bu tarihi köşkü eski görkemli günlerine döndürmeyi başararak, çocukluğunu geçirmese de bu köşkte çocukluk düşünü gerçekleştirir ve kendi deyişiyle “İlham perilerine ev kurar”: Oyuncak Müzesi.
Yıllardır dünyanın dört bir yanından topladığı oyuncakların arasında çocukluk coşkusunu yaşamaya devam eden Sunay Akın müzecilik oynadığı çocukluk günlerini, müze kurmak için kurduğu hayalleri, uzun yıllar süren müze macerasını anlattı. Günümüz çocuklarını, onların oyunlarını ve oyuncaklarını değerlendirdi…

Oyuncak Müzesi macerası nasıl başladı?
Çocukluğumda babam İstanbul’u öğrenelim ve alışalım diye taşınmadan önce İstanbul’a bir kaç kez getirdi. 6 yaşında, İstanbul anılarımdan en çok etkilendiğim Arkeoloji Müzesi'ydi. Ondan sonra annemin takılarını bir dolap çekmecesinde toplar ve müzecilik oynardım. Yani ben önce müzenin oyuncağını kurdum, sonra da Oyuncak Müzesi'ni.
Almanya’nın Nümberg kentinde bir oyuncak müzesi gördüm ve çok etkilendim. Ondan sonra gittiğim her ülkede önce oyuncak müzelerini arar oldum. 15 yıl önce Berlin’den aldığım bir oyuncakla oyuncak müzesi hayalimi gerçekleştirmek için yola çıktım. 11 yıldır da gittiğim yerlerden aldığım oyuncakları biriktiriyorum.
Müzenin bulunuğu köşkte beklenenin aksine çocukluğunuz geçmedi ama...
Padişah Abdülaziz Sirkeci Garı’nın Topkapı Sarayı’nın içinden geçmesi için izin alan devlet büyüklerine: “Şömendifer geçecekse göğsümden geçsin" der. Padişahın bu sözü duyulunca İstanbullular, tren yolunun geçtiği yerlerden arsa alıp köşkler yaparlar. Burası da o dönemde yapılan bir köşk. Biz 20 yıl önce harap bir haldeyken aldık ve uzun uğraşlar sonunda restore ederek müze yaptık.
Oyuncakları nasıl buluyorsunuz?
Gittiğim ülkelerde antika oyuncak satan mağazalardan, açık arttırmalardan ya da bit pazarlarından. Yanımda götürdüğüm harçlıklarımla hep oyuncak alıyorum.
Çocukların tepkileri nasıl?
Anaokul, ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinden çok büyük ilgi var. Kuş sürüsü gibi cıvıl cıvıl içeri giriyorlar. Burada gördüklerinden de çok etkileniyorlar. Tarihi, tarihi değerlerin kıymetini bilmenin anlamını kavrıyorlar. Evlerine gittiklerinde oyuncaklarına daha çok değer veriyorlar, başka gözle bakıyorlar.
Zaten burada amacımız sadece oyuncakları vitrinlere dizip sergilemek değil. Onları düşünmeye yöneltip sorgulamalarını sağlamaya çalışıyoruz. Örneğin savaşla ilgili oyuncakları sergilerken savaşın insanlığa verdiği yıkımları göstermeye çalıştık.
Yetişkinler de ilgi gösteriyor değil mi?
En az çocuklar kadar ilgililer. Burada geçmişlerini, çocukluklarını buluyorlar. Çocuklarıyla daha iyi ve sıcak bir iletişim kurma olanağı sağlıyorlar.
“İlham perilerime ev kurdum” diyorsunuz…
Müze mitolojiden gelen anlamıyla, sözcük olarak ilham perisi demektir. Toplumlar müzelerden ilham alırlar. Insanlar önce hayal kurar sonra onu gerçekleştirmeye çalışır. Müzeler, özellikle oyuncak müzeleri hayal kurmanın tarihi anlatırlar. Mesela burada Apollon 1’in oyuncağı var ama uzaya gitme düşüyle yapılan komik uzay oyuncakları da var.
Dünyadaki diğer oyuncak müzeleriyle karşılaştırırsak?
Batı ülkeleri müzecilik konusunda çok gelişmişler. Ama buna rağmen bizim tarihsel ve kültürel çeşitliliğimiz nedeniyle o ülkelerden gelen konukların bile çok beğendiğini söyleyebilirim. Prag’ta dünyanın en gelişmiş oyuncak müzelerinden birine sahip olan Çeklerin konsolosu müzemizi gezdiğinde hayran kaldı ve “burada doğulu olmanın güzelliği ve zenginliği’ni gördüğünü söyledi.
Bizdeki müzecilik anlayışını nasıl görüyorsunuz?
Avrupa ülkelerinin kentleri hep müzelerle donatılmıştır. Biz dünyanın bu konuda çok fakir ve geri kalmış ülkelerinden biriyiz. Hele İstanbul gibi, kendisi zaten açık müze olan dünyanın en eski kentinin bile tarihi ve kültürel varlıklarını yeterince korumuyoruz.
Müzeler okul kadar önemlidir bence. Okulda öğretilen her şeyi müzelerde bulabilirsiniz... Başka ülkelerde olduğu gibi müzelerde öğrencilere bilim anlatılmalı, tarih anlatılmalı ve yaşatılmalı. Varolan müzeler de iyi işletilmiyor, işini seven, bilen yetkin personel yok. Müzecilik, eserleri raflara dizip tepesine ampüller dikmek demek değil.
Dünün ve bugünün oyuncaklarını karşılaştırırsak?
Eskiden oyunlarda çocuklar hep kahraman rolündeydi. Oysa bugün çoğunlukla oynanan bilgisayar oyunlarında çocuklar o oyunları kurgulayanların figüranı gibiler. Müzeye gelen çocuklar, eskiden oyuncakların daha güzel olduğunu söylüyorlar. Annelerine babalarına onların çocukluklarındaki oyuncakları daha çok beğendiklerini anlatıyorlar. Ben şanslıydım. Babam çok ilgiliydi, oyuncak aldığı zaman bize değil de sanki kendine alır gibi heyecanlanır, o da bizimle oynardı. Gerçi hala oyuncaklara olan ilgisi aynı heyecanla devam ediyor.
Sürekli yapılan bir tartışma var. Bazı oyuncaklar çocuklar için sakıncalı görülüyor, mesela oyuncak silahlar...
Ben oyuncak silahın yasaklanmasına karşıyım. Çünkü bir şeyi yasaklarsan daha cazip kılarsın, özellikle de çocuğa. Anne baba çocuğu oynarken yalnız bırakmamalı. Yasaklamak yerine onlara doğru olan değerleri anlatmalı, silahın ne kadar kötü olduğunu açıklamalı. Yasaklamak ya da böyle oyuncakları almadan bunları söylerseniz sizi dinlemezler. Elini silah yapıp gene oynarlar.
Uygar ülkelerde oyuncaklar anne babalar ve uzmanlar için çocukların düşlerinin, yeteneklerinin gözlemlendiği birer araçtır. Çocukları anlamanın dilidir oyuncaklar. Bizde ise çocuğu anne babadan uzaklaştırmak için kullanılır. Ayak altında dolaşmasınlar diye onlara oyuncak verilir.
Gelecekle ilgili neler düşünüyorsunuz?
Bizde müzeleri devlet ya da holdingler açar. Sivil ve özel müzeciliğin önünü açmak onları çoğaltmak gerekiyor. Ben öncelikle bunun için mücadele ediyorum. Pek çok bireysel koleksiyoncu var. Kapalı kapılar ardında kalan bu değerlerin müzeler aracılığıyla insanlara açılması gerekir. Umudum buraya gelen çocuklar. Ama onların başarılı olabilmesi için bizim çok çalışmamız lazım.
Burada olmasını çok istediğiniz bir oyuncak var mı?
Prosedürlerden kaynaklanan problem nedeniyle 120 gündür gümrükte bekletilen tavus kuşumu istiyorum.

Çocukluğumuza giden zaman tüneli: Oyuncak Müzesi
Göztepe semtinde Sunay Akın’ın ailesine ait tarihi bir köşkte, 500 metre karelik bir alanda kurulan müzede 1800’lü yıllardan günümüze 4000 adet oyuncak sergileniyor. Müze, tiyatro sahnesi gibi tasarlanmış dekoru, oyuncakların konusuna uygun müzikler ve Sunay Akın şiirleri eşliğinde sizi bambaşka diyarlara götürüyor.
Oyuncak müzesinin diğer müzelerde rastladığımız ciddi havadan çok farklı bir atmosferi var. Sözgelimi uzay oyuncaklarının olduğu bölümde tavanda yıldızlar yanıp sönüyor. Oyuncak trenlerin olduğu bölüm bir tren kompartımanı şeklinde dekore edilmiş. Sizi sanki oyunun içine davet ediyor. Bir sahne tasarımcısı olan Ayhan Doğan tarafından dekore edilen müzenin her bir odası da tiyatro sahnesi gibi…
Müzenin girişinde bir mahalle oyuncakçısıyla karşılaşıyorsunuz. Eyüp Sultan Camisinin yanında bulunan ve 1950'li yıllara kadar varlığını koruyan Eyüp oyuncakçılığı müzede canlandırılarak yaşatılıyor.
İstanbul'da üretilen teneke oyuncakların kalıpları, Anadolu'nun çeşitli yörelerinden çocukların yaptıkları bez bebekler, tel arabalar ve II. Abdülhamit dönemine ait gölge oyunu kahramanları bu bölümün oyuncakları arasında dikkat çekenler.
Vahşi batı bölümünde yer alan Kızılderililerin gündelik hayatlarına ilişkin oyuncaklar, kovboy kasabaları, kaleler, western filmlerin sahneleri gibi.
Müzenin birinci katındaki sirk odasında 100 yıl öncesine ait dönme dolaplar, palyaçolar, bebek arabaları, piyanolar, oyuncak okul ve porselen bebekler sergileniyor.
Müzenin belki de en etkileyici bölümü müzenin 2. katında yer alıyor. Yaralı askerler, onları tedavi eden doktorlar, cephedeki askerlerin günlük yaşamına dair yani mektup yazan, yıkanan, yemek yiyen, ekmek kesen, postalını boyayan oyuncak askerler… Savaşın öldürmek dışındaki insani boyutunu anlatan bu savaş manzaraları aynı zamanda savaşları eleştiren bir kompozisyonda yer alıyor.
Noel Baba, Süpermen, Batman ve Cinderella gibi masal kahramanlarının oyuncaklarının yanında bu katta bir de uzay odası bulunuyor. İnsanların daha uzaya gitmeden önce hayal ürünü olarak yaptığı oyuncaklar bile var.
Müzenin bodrum katı ise bir denizaltının içini merak edenler için hoş bir sürpriz olabilir.
Müzenin en eski oyuncakları, 1817 yılında Fransa'da yapılmış olan bir keman ve 1820 yılında Amerika'da yapılan bir bebek. Sizi bir zaman tünelindeymişçesine başka diyarlara, başka dönemlere götürecek olan müzede daha dört bin adet oyuncak yer alıyor, yani anlatmakla bitmez. İyisi mi siz bir an önce ziyaret edin ve çocukluğunuza doğru yapacağınız bu yolculuğu kaçırmayın…
Müze, Pazartesi hariç haftanın diğer günleri sabah saat 09.30 – 19.00 arasında açık.
Sinan Biçici
Adres: Ömerpaşa Cad. Dr. Zeki Zeren Sok. No: 17, Göztepe
Telefon: +90 216 359 45 50




Giden arkadaşlarımızdan çok güzel yorumlar aldık, en kısa zamanda oğlumu götürmeyi istiyorum





