KEŞFET

Kartal

Güncelleme: 29 Mart 2010 Pazartesi

Kartal ilçesi, Kocaeli Yarımadası’nın güneybatı kesiminde yer alır. Doğusunda Pendik, batısında Maltepe, kuzeyinde Sultanbeyli İlçeleri ve Samandıra beldesi, güneyinde ise Marmara Denizi ile çevrilidir.

Kartal İlçesi, Kocaeli Yarımadası’nın güneybatı kesiminde yer alır. Doğusunda Pendik, batısında Maltepe, kuzeyinde Sultanbeyli İlçeleri ve Samandıra beldesi, güneyinde ise Marmara Denizi ile çevrilidir. İlçenin yüzölçümü 80 kilometrekaredir. Nüfusu, 2000 yılı nüfus sayımına göre 410. 000 kişidir. Yüksekliği 537 m olan Aydos Dağı ilçenin en yüksek tepesidir. 

Kırsal kesimi de bulunan ilçenin kentsel alanı 27 mahalleden oluşur. Bunlardan 22’si kent merkezinde, 5’i kırsal kesimdeki Samandıra bucak merkezinde yer alır.

Kent merkezindeki mahalleler; Cevizli, Cumhuriyet, Çarşı, Çavuşoğlu, Esentepe, Ferhat Paşa, Gümüşpınar, Hürriyet, Karlıktepe, Kordonboyu, Orhantepe, Orta, Petroliş, Rahmanlar, Soğanlık, Yalı, Yeni, Uğur Mumcu, Yakacık, Yeşilbağlar ve Yukarı’dır. Samandıra’daki mahalleler ise; Abdurrahman Gazi, Eyüp Sultan, Fatih, Osman Gazi ve Veysel Karani adlarını taşır. 

Kartal ismi
Kartal ilçe merkezine ait bilgiler Bizans döneminden başlar. Bir rivayete göre ilk defa sahilde balık avlamak için gelip buraya yerleşen ‘Kartelli’ isminde bir balıkçıdan dolayı semte ‘Kartal’ denmiştir. Buradaki ‘Kartalimen Köyü’nden dolayı semtin Türkler tarafından ‘Kartal’ olarak anılmaya başlandığı da bir diğer rivayettir. Ayrıca semt isminin ‘Kartal Baba’ adlı bir dervişten geldiği de söylenir.

Kartal tarihi
Kartal ve çevresine ne zaman yerleşildiğine ilişkin yeterli bilgi yoktur. Ancak Kartal’dan ayrılarak ilçe yapılan Maltepe ve Pendik’te günümüzden 5.000 yıl öncesine dayanan yerleşim kalıntılarına rastlanmıştır.

Bizanslıların ‘Kartalimen Köyü’nde halk balıkçılığın yanısıra sebze yetiştiriciliğiyle de uğraşıyordu. Türklerin buraya ilk gelişleri 1080 yılına, Kutalmışoğlu Süleymanşah dönemine rastlar. Daha sonra 1329’da Pelekanon Savaşı ile Kartal  yöresi tümüyle Osmanlı egemenliğine girdi.

Türkler 1330’dan sonra Kartal ve çevresine yerleşmeye başladılar. Orhan Bey’in Bizanslılarla yaptığı anlaşmaya göre, İmparator III. Andronikos’un Merdivenköy’deki av köşkünde bir Ahî zaviyesi kuruldu. Bu zaviye sonradan İstanbul’un en büyük Bektaşî merkezlerinden olan Şahkulu Sultan Tekkesi’ne dönüştü. Ahî zaviyesinde birçok derviş yaşamaktaydı. Bizans hakkında bilgi toplayıp Osmanlılara rapor eden bu dervişlere ‘Gözcü Babalar’ denirdi. Bir süre sonra Bizanslılar zaviyeyi basarak  biri dışında bütün dervişleri katlettiler. Kartal Baba’nın da Kartalimen’de yakalanarak öldürüldüğü ve adının da buraya verildiği söylenir.

Kartal, Osmanlı döneminde de eskisi gibi balıkçılık ve bahçecilik yapılan küçük bir yerleşme olma özelliğini korudu. Bağlar, bahçeler ve bostanlarla kaplı olan Kartal, uzun yıllar İstanbul’un sebze ve meyvesinin bir bölümünü karşıladı. Gemilerle gelen buğdaylar buradaki değirmenlerde öğütülerek İstanbul’a gönderiliyordu.

Türklerin de yaşadığı Kartal’da halkın büyük bölümü Rumlardan oluşuyordu. Kıyıdaki iskele çevresinde yer alan Kartal Köyü, günümüzde aynı adı taşıyan semtin ve ilçenin tarihi çekirdeğidir.

1873’te Haydarpaşa- Pendik banliyö hattının açılmasından sonra Kartal’da bir gelişme başladı. Kartal yöresi 19. yüzyılın sonlarında Üsküdar sancağına bağlı bir kazaydı. Ekili ve dikili alanların bitiminde başlayan ormanlar Aydos Dağı’na doğru uzanıyordu. Samandıra’daki ormanlar kentin av alanlarından biriydi.

Lozan Antlaşması hükümlerine göre yapılan mübadelede Kartallı Rumlar Yunanistan’a, Kavala yöresinde yaşayan Müslüman halkın bir bölümü de Kartal’a göç etti. Göçmenlerin yapmayı bildiği tek üretimin tütün yetiştiriciliği olması nedeniyle, Kartal’daki bağlar, bahçeler ve bostanlar bir süre sonra büyük ölçüde yozlaştı.

Daha çok banliyö yerleşmesi olarak gelişen Kartal, 1950 öncesinde İstanbul’un sayfiyesi haline gelmeye başladı. Semt, sayfiye yerleşmesi olmasının yanısıra ulaşım merkezi olarak da önem kazanmıştır. Bursa ve İzmir yolunda İzmit Körfezi’ni dolaşmak istemeyen araçlar, Kartal’dan araba vapurlarıyla Yalova’ya geçerlerdi.

1947’de Kartal ve çevresinin sanayi bölgesi olarak belirlenmesi, ilçe için önemli bir dönüm noktası oldu. Ulaşım olanaklarının elverişli ve arazi fiyatlarının ucuz olması nedeniyle Ankara Asfaltı’nın iki yanı kısa bir süre içinde fabrikalarla doldu. Bu fabrikaların yakınındaki alanlar zamanla gecekondu mahalleleri halinde gelişti. Kıyı kesiminde ve demiryolu boyunca uzanan alanlarda bulunan bahçeli bir ve iki katlı evlerin yerini de zamanla apartmanlar aldı. 1970’lerde Ankara Asfaltı ile demiryolu arasındaki alanlarda yoğun bir apartmanlaşma yaşandı. Eskiden körfezi geçişte önem taşıyan suyoluyla araç ulaşımı Kartal’dan Eskihisar’a kaydı. 

Kartal 1908 yılına kadar Üsküdar Mutasarrıflığı’na bağlı olan Kocaeli Eyaleti, Bolu Sancağı’na bağlı bir köy olarak idare edilmiştir. 1947 yılında belediye olmuş, 1980’de İstanbul Belediyesi’ne bağlı şube müdürlüğü olarak yönetilmiş, 1984’ten sonra yapılan düzenlemeyle tekrar bağımsız belediye olmuştur.

Artık kıyılarındaki yoğun kirlilik nedeniyle denize girilemeyen Kartal semti, günümüzde önemli bir ticaret ve hizmet merkezidir. Aslında Kartal semti sanayi bölgesi olmadan önce de komşuları Dragos veya Pendik gibi tipik bir sayfiye yeri değildi. Zengini daha azdı. Ama, örneğin iskele çevresindeki sevimli meyhaneleriyle, iddiasız evleriyle, sakin bir yerdi. Burada yoğun olarak yerleşmiş olan Rumlardan geriye pek az şey kalmakla birlikte, Surp Nişan Ermeni Gregoryan Kilisesi halen mevcuttur. 

Kartal’ın iç kesimindeki Yakacık’ta da hâlâ güzel köşkler bulunmaktadır. Burası yüksek olduğu için öteden beri havasının güzelliğiyle meşhurdur. Yaşlı yüksek ağaçlarıyla serin ve gölgelik bir kahvesi vardır. Yakacık’ta ayrıca içimi güzel bir kaynak suyu çıkar. Kahveden Marmara’nın manzarası da, aradaki beton yığınına rağmen, hâlâ hoştur.

Kartal İskelesi
Eski Kartal İskelesi, kıyı yolu yapıldığında içeride kaldığı için yeniden inşa edilmiş, eski bina Trafik Ekipler Müdürlüğü’ne verilmiştir. 1993’te inşa edilen yeni Kartal İskelesi, yalnız Yalova’ya sefer yapan vapurlara hizmet vermektedir.

Kartal Araba Vapuru
Şehir Hatları İşletmesi’nin araba vapurudur. 1954’de Haliç Tersanesi’nde buharlı araba vapuru olarak inşa edildi. 32 otomobil alıyor, saatte 11 mil hız yapıyordu. 1985’te kadro dışı bırakıldı.

Kartal’da ulaşım
Kartal’da ulaşım deniz, kara ve demiryolu ile sağlanmaktadır. Pendik-Kurtköy’de hizmete giren Sabiha Gökçen Havaalanı’na 15 dakika uzaklıkta bulunan Kartal’dan, Yalova’ya deniz otobüsü ve yolcu vapuru ile ulaşım sağlandığı gibi, ilçeden geçen E-5 Karayolu ilçeyi Anadolu’ya bağlar. İstanbul Boğazı üzerindeki Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinden Avrupa yakasındaki il ve ilçelerle karayolu ulaşımı sağlanmaktadır. Kadıköy’den Pendik’e kadar uzanan Bağdat Caddesi ilçede önemli bir yer tutmaktadır. Deniz kıyısındaki ulaşım Bostancı sahilinden, Maltepe İlçesi’ni geçerek Kartal’a, oradan da Pendik yoluyla Tuzla İlçesi’ne kadar uzanmaktadır. Diğer bir ulaşım ise; Büyükbakkalköy, Samandıra ve Sultanbeyli’den geçen Anadolu otoyoludur.

Dragos
Kartal ve Maltepe arasında bulunan, denizden 107 m yükseklikte bulunan Dragos Tepesi, daha çok yazlık amacıyla kullanılan bir villalar semtidir.

Yeşillik, fundalık; özellikle ilkbaharda sapsarı açan katırtırnakları ve kekiğiyle bilinen; sahile yer yer dik kayalıklarla inen ve önünde dibi gibi pırıl pırıl beyaz kumlu bir denizin uzandığı bu tepe, 1940’ların sonlarına kadar bomboştu. Tepe manzarası ve mehtabı ile meşhurdu.

1947’de CHP ileri gelenlerinin hazine arazisi olan tepenin güneydoğu yamaçlarını alarak parsellemesi ve burada lüks villalar inşa ettirmeleri ile başlayan yapılaşma, 1960’lardan sonra çoğalarak devam etti. Asıl değişme 1992’de sahil yolunun açılmasıyla başladı. Sahil yolu yalıları, köşkleri denizden ayırdı, sırtlara doğru tırmanan binalar ise tepede betonlaşmanın ilk işaretlerini vermeye başladılar. Zamanla doğal plajlar ve çevre kirliliği nedeniyle denize girme imkanı yok oldu.

Kartal’da tarihi eserler

Kartal Camii
Kartal semtinin merkez camii konumundadır. “Sultan Mahmud Camii” ve “Hacı Ahmed Camii” adlarıyla da anılmaktadır. İlk yapının 19. yüzyılın başlarında inşa edildiği sanılıyor. Bu yapı 1818’de yanmış ve II. Mahmud tarafından ihya edilmiştir. Bu cami de 1915’te yanınca Hacı Ahmed Efendi’nin miras bıraktığı para ile tekrar yapılmıştır. Duvarları kagir, çatısı ahşap ve minaresi tuğla bir yapıdır.

Maarifî Tekkesi
Rıfaîliğin Maarifî kolunu kuran Şeyh Seyyid Mehmed Maarifî tarafından kurulmuştur. Günümüzde kısmen mevcut olan tekkenin 1234/1818’de inşa ettirildiğine dair bazı kayıtlar bulunduğu gibi tevhidhane binasının mimari özellikleri de bu tarihlere ait olduğunu destekler niteliktedir. Diğer taraftan Şeyh Mehmed Maarifî’nin 1785 civarında Mısır’dan İstanbul’a geldiği ve tekkesini kurduğu rivayet edilmektedir.

Birçok tarikat yapısının tarihçesinde görüldüğü gibi, burada da şeyh efendinin, başlangıçta yaşadığı evi tekke gibi kullandığı, daha sonra aynı yere tam teşekküllü bir tarikat tesisi inşa edildiği tahmin edilebilir. 1808’de tahta geçen II. Mahmud’un Şeyh Mehmed Maarifî tekkesine yakınlık gösterdiği, zaman zaman yardımlarda bulunduğu bilinmektedir.

Rıfaîliğin piri Seyyid Ahmed Rıfaî’nin neslinden geldiği rivayet edilen ve “Fethü’l Maarif” lakabıyla tanınan Şeyh Mehmed Maarifî’nin bazı tasavvufi şiirleri vardır, yapmış olduğu içtihatlarla Rıfaîliğin Maarifî kolunu kurmuş, hayatının sonuna kadar bu yeni kolu âsitanesi ve pir makamı olan tekkesinde irşad faaliyetinde bulunmuş ve tekkenin türbesine gömülmüştür.

Rıfaîlik ve Bektaşîliğin karışımından meydana çıktığı iddia edilen, esasen İstanbul’da pek yaygın olmayan, Kartal’daki âsitane dışında Kasımpaşa’daki iki zaviyede faaliyet gösteren Maarif kolunun, Vak’a-i Hayriye’den sonra tarikatları lağvedilen, tekkeleri kapatılan ya da yıktırılan ve sıkı bir takibata maruz kalan Bektaşîlerden bir kısmının Rıfaî kisvesine bürünmesi sonucunda ortaya çıktığı bile ileri sürülmüştür. Ancak tekkenin Vak’a-i Hayriye’den önce tesis edilmiş olması bu iddiayı geçersiz kılmaktadır. Aslında bütün Rıfaîlerde mevcut olan, Ehl-i beyte ve On İki İmam’a bağlılığın Maarifî kolunda muhtemelen daha ileri düzeye vardırılmış olması, bu kolun mensupları ile Bektaşîlik arasında belirli bir yakınlığı doğurmuş ve bu tür iddiaların ortaya atılmasına sebep olmuş olabilir. Tevhidhanenin tasarımında oniki sayısının kullanılmış olması da bu ihtimali kuvvetlendirmektedir.

Kartal’ın güney sınırında, Kartal-Pendik yolu üzerinde, meskun alanların uzağında inşa edilen ve yakın zamana kadar çevresi bostanlarla kaplı olan Maarifî Tekkesi günümüzde oldukça yoğun bir yerleşme bölgesi ile kuşatılmış bulunmaktadır. Tekkenin yerinde, daha önce, Orhan Gazi döneminin derviş ve gazilerinden Kartal Baba’nın makamının bulunduğu rivayet edilir. Tevhidhane arsanın batısında, Ankara Caddesi üzerinde yer almakta, bunun kuzeyinde türbe ile küçük hazire bulunmakta, ortadan kalkmış olan diğer bölümlerin ise konumları tespit edilememektedir.

Ampir üslubunun özelliklerini yansıtan tevhidhane ve türbe binalarında herhangi bir süslemeye rastlanmaz. Maarifî Tekkesi’nin mimari açıdan en ilginç yönü tevhidhanede ayin alanının yuvarlak planlı olarak tasarlanması ve oniki adet sütunla kuşatılmış olmasıdır. On İki İmam’a bağlanan aynı sembolik düzenleme Rıfaî tarikatinin on iki terkli (dilimli) tacında görüldüğü gibi, Bektaşîliğe ilişkin hemen her türlü tarikat eşyasında, ayrıca Merdivenköy’deki Şahkulu Sultan Tekkesi’nin meydanevinin tasarımında da karşımıza çıkar.

Maltepe
İstanbul’un Anadolu yakasında yer alan Maltepe İlçesi Kadıköy, Ümraniye, Kartal ve Marmara Denizi ile çevrilidir. Çamaşırcı Deresi Kadıköy İlçesi’yle, Dragos Çayı da Kartal İlçesi ile yer yer doğal sınır çizer.

Kırsal alanda herhangi bir yerleşmesi bulunmayan Maltepe İlçesi 18 mahalleden oluşur. Bunlar Altayçeşme, Altıntepe, Aydınevler, Bağlarbaşı, Başıbüyük, Büyükbakkalköy, Cevizli, Çınar, Esenkent, Ferhat Paşa, Feyzullah, Fındıklı, Gülensu, Gülsuyu, İdealtepe, Küçükyalı, Yalı ve Zümrütevler mahalleleridir. 

Maltepe ismi
Maltepe’de bulunan bir tümülüsün semtin ismine kaynak olduğu sanılır. Türkler eskiden içinde hazine ya da define bulunan küçük höyük biçimindeki toprak yığınlarını ‘Maltepe’ olarak adlandırırlardı. Tarihçi Hammer bu kıyı şeridindeki bütün tepelere ‘Maltepe’ denildiğini söylemektedir.

Maltepe tarihi
Maltepe’de bilinen en eski yerleşme yeri ‘Brias/Bryas’tır. Brias adının tarihçiler tarafından Küçükyalı'da eski Akduman pınarı yakınlarında bulunan Brias Sarayı harabelerinden geldiği belirtilmekte ise de kesin kanıt yoktur.

Bizans kaynaklarına göre Dragos Tepesi’nin kuzey eteklerinde yer alan Brias’ın Maltepe ve Cevizli arasında bulunduğu sanılmaktadır. Daha sonra burada yeni bir yerleşim kuruldu ve bu yeni köye ‘Pelekanon’ adı verildi.

1080’lerde batıya doğru ilerleyen Kutalmışoğlu Süleymanşah, Pelekanon’u da ele geçirerek İstanbul Boğazı kıyısına kadar ilerledi. Bizanslılarla anlaşmaya varan Süleymanşah bir süre sonra geri çekildi. Bu anlaşmaya göre Anadolu Selçukluları ile Bizanslılar arasındaki sınırı Dragos Çayı belirliyordu. Ama bu topraklar 1090’da Bizanslılar tarafından geri alındı.

Pelekanon’un Bizans İmparatorluğu tarihinde önemli sayılabilecek bir yeri vardır. Batıya doğru yürüyen Orhan Gazi 29 Haziran 1329’da Bizans İmparatoru III. Andronikos Paleologos’la Pelekanon önlerinde karşı karşıya geldi. Bu savaşta ordusu büyük bir yenilgiye uğrayan ve bacağından yaralanan imparatorun hayatı, bir halıya sarılıp kaçırılarak kurtarıldı. Pelekanon Savaşı’ndan sonra yapılan bir anlaşmaya göre Türkler bu yöreye yerleşmeye başladı.

Bu küçük sınır kasabası 1509 yılındaki depremde yıkılmıştır ve Dragos eteklerinde bulunan ve bu yüzyılda ‘Obnias’ veya ‘Abrias’ adı ile anılan bu kasabanın harabeleri 1540 yılında ünlü Fransız seyyahı Pierre Gylli tarafından görülerek tespit edilmiştir. 

İstanbul'un Türkler tarafından fethinden sonra Maltepe'nin önemi daha da artmıştır. Bağdat yolu üzerinde bulunan Maltepe, Osmanlı ordusunun Üsküdar'dan sonra ikinci durak yeri idi, ordugah Maltepe'de kuruluyordu.

Fatih Sultan Mehmed'in 300.000 bin kişilik ordusunun başında, 27 Nisan günü Üsküdar’a geçtiği ve burada hastalanıp birkaç günlük istirahattan sonra tekrar yola çıktığı, Üsküdar’la Gebze arasındaki Tekfur Çayırı ve Sultan Çayırı diye anılan Hünkar Çayırı Mevkii’nde tekrar hastalanıp 3 Mayıs 1481’de öldüğü İsmail Hami Danışment tarafından yazılmıştır.

Cumhuriyeti izleyen yıllarda Maltepe büyük bir yangın geçirmiş, bütün ahşap evlerle birlikte Feyzullah Efendi Camii de yanmıştır.

Maltepe’de ilk cemiyet 1910 yılında ‘Uhuvvet-i Osmaniye’ adı altında Miralay Süreyya İlmen tarafından kurulmuştur. Maltepe’ye ilk kez 14 Nisan 1912 yılında ‘Sayeste Kadı Efendi’ adı verilen bir ilkokul yapılmıştır.

Kurtuluş Savaşı'ndan sonra Selanik, Drama, Kavala Yöresi’nden Türkiye’ye mübadele ile gelen Türklerin 1500’ü Maltepe’ye yerleşmiştir. Narlıdere Çiftliği adıyla bilinen bugünkü Süreyya Paşa Göğüs Hastalıkları Merkezi Maltepe'nin gelişmesine büyük emeği geçen Süreyya Paşa (1874-1955) tarafından yapılmıştır. Bugün adıyla anılan Süreyya Paşa Plajı da onun eseridir.

İlçede Akdeniz İklimi özellikleri görülür. Yazları sıcak ve kurak, kışlar yağışlı ve serindir. İlkbahar serin ve yağışlı, sonbahar ılıman ve yağışlıdır. En çok esen rüzgarlar poyraz ve lodostur. Lodos deniz fırtınası yapar, kışın keşişleme ve kıble rüzgarları da eser, yıldız ve karayel rüzgarları fırtına getirir.

İlçe topraklarının doğal bitki örtüsü ormandır. Orman olmayan yerler makiler ve otsu bitkilerle kaplıdır. Günümüzde düzlük alanlardaki bağ ve bahçeler, tepelerin yamaçlarını saran yeşil ormanlar azalmış, tarla ve otlakların yerine yerleşme alanları, iş yerleri, atölyeler ve fabrikalar kurulmuştur.

Belediye
1928 yılında Maltepe Belediyesi kurulmuştur. Maltepe’nin İmar planı ise 1945’te yapılmıştır. İmar planından sonra Maltepe’nin yerleşim bölgesi demiryolu hattı olmuş, 1960’dan sonra da yerleşim daha yukarılara dağılmış olup E-5 üstünde de hızlı bir gelişme kaydetmiştir. Yüzölçümü (Ferhatpaşa Mahallesi ile) 5200 hektar alan üzerine kurulmuş olan Maltepe, Kocaeli Yarımadası’nın güneybatısında, İstanbul İli'nin Marmara denizi kıyısında yer alır. Kartal, Kadıköy, Samandıra, Sarıgazi, Ümraniye ve Adalar Belediyeleri ile komşudur.

12 Eylül 1980 sonrası Maltepe Belediyesi 09. 02. 1981 tarih ve 57 sayılı bildiri ile İstanbul Anakent Belediyesi’ne bağlı şube müdürlüğüne dönüştürülmüştür. 1992 yılında Maltepe Kartal İlçesi’nden ayrılıp müstakil ilçe olmuş, aynı yıl 1 Kasım’da ‘Ara Yerel Seçimler’ neticesinde Maltepe’de belediye kurulmuştur. Maltepe'nin nüfusu 1997 ekim ayında yapılan Genel nüfus sayımına göre 350.000'dir.

Ulaşım
Demiryolu, Maltepe'nin E-5 Karayolu altında kalan Eski Maltepe'nin kurulmuş olduğu güzergahtan geçer. Ankara Asfaltı Maltepe'yi ikiye ayırmaktadır. Bu yol Maltepe'yi Anadolu'ya, yan yolları ise komşu ilçelere bağlar.

İkinci önemli karayolu ise Bağdat Caddesi olup Bostancı ile Pendik arasındaki güzergahı oluşturmaktadır. Bölge haberleşme bakımından İstanbul'un en aktif bölgelerindendir. PTT hizmet birimlerinin sayısı 10’dur. Ayrıca Küçükyalı’daki Telekom Müdürlüğü geniş bir alanda hizmetlerini yürütmektedir.

Eğitim
Maltepe'de 43 adet ilköğretim okulu, 4 meslek lisesi, 4 adet lise, 2 Anadolu lisesi ile Halk Eğitim Merkezi vardır. Ayrıca 17 özel okul bulunmaktadır. Küçükyalı'da ise kız ve erkek çocuklarının barındırılıp eğitildiği ‘Küçükyalı Yetiştirme Yurdu’ mevcuttur.

1998 yılında Maltepe'de ‘Maltepe Üniversitesi’ kurulmuş ve öğretime başlamıştır. Marmara Üniversitesi Nöroloji ve Gastroentoloji Enstitüsü Başıbüyük  Mahallesi’nde 1995 yılında faaliyete geçmiştir. Bu mevkide Marmara Üniversitesi’nin Tıp Fakültesi binalarının inşaatı da devam etmektedir.

Sağlık
Maltepe'de 10 adet sağlık ocağı ve 1 dispanser olup ayrıca 3 adet de özel hastaneyle, 15 adet özel dispanser ve poliklinik ve 6 adet özel laboratuar Maltepelilere hizmet vermektedir.

Küçükyalı Semt Polikliniği, 2 adet özel dializ merkezi, 1 adet de özel sintigrafi merkezi mevcuttur. Ana Çocuk Sağlığı Merkezi'nde aile planlaması dahil olmak üzere bütün sağlık hizmetleri verilmektedir.

Süreyyapaşa Sanatoryumu'nda sağlık hizmetlerinin yanı sıra bir adet hemşire koleji ile 120 yataklı çocuk kreşi bulunmaktadır. Ayrıca bölge içerisinde 1976 yılında hizmete girmiş olan ve 200 kadın ile 185 erkeğin barındığı huzurevi mevcut olup, burada sağlık hizmeti de verilmektedir.

Maltepe Yolcu Vapuru
Şehir Hatları İşletmesi vapurudur. 1914’te, Osmanlı Seyr-i Sefain İdaresi tarafından Almanya Danzing’deki J.W.K Larwitter tezgahlarına ısmarlanan dört yolcu vapurundan biriydi. Sonradan bu dört vapurdan adı Bostancı konulacak olanın siparişinin iptal edilmesi üzerine adları Kınalıada, Pendik ve Kartal olan bir birbirinin eşi üç vapur yaptırıldı. Bunlardan ‘Kartal’ın adı sonradan ‘Maltepe’ olarak değiştirildi. Maltepe 504 Grostonluk olup 50.9 m uzunluğunda, 7.9 metre genişliğindeydi. Yolcu kapasitesi ise 930 kişiye kadar çıkabiliyordu. Ne var ki vapur, I. Dünya Savaşı yüzünden ancak 1921’de teslim alınabildi.

Daha çok Köprü-Kadıköy, Köprü-Adalar-Yalova hatlarında çalıştırılan Maltepe Yolcu Vapuru 1954’te İstanbul-Yalova posta seferini yaparken Yelkenkaya mevkiinde karaya oturduktan sonra hizmet dışı bırakıldı. Kazanı ve makineleri o sıralarda yapılmakta olan ‘Kartal’ adlı araba vapurunda kullanıldı, teknesi de sökülmek üzere satıldı.

Günümüzde, şehir hatlarında çalışmakta olan bir yolcu vapuru daha vardır. 1962 yılında İstinye Tershanesi’nde motorlu yolcu vapuru olarak inşa edilen 589 grostonluk yeni Maltepe’nin uzunluğu 67 m, genişliği 12.5 m’dir, saatte 14 mil hız yapmakta, 2.100 yolcu almaktadır. İtalya Fiat yapımıdır.*

Maltepe’de Tarihi Eserler

Feyzullah Efendi Külliyesi
Cami ve külliye Anadolu kazaskeri Feyzullah Efendi tarafından 1141/1728’de yaptırılmıştır. Bu yüzden ‘Kazasker Feyzullah Efendi Camii’ olarak da anılır.

1928’de çıkan yangın sonucu yok olan külliyeden günümüze sadece çeşme gelebilmiştir. Bugün Kazasker Feyzullah Efendi adıyla tanınan cami, 1925’te kiliseden camiye çevrilerek ‘Cumhuriyet Camii’ adını alan, daha sonra da 1964’te geçirdiği onarımın ardından Feyzullah Efendi’nin adının verildiği camidir.

Külliyeden günümüze orijinal haliyle gelebilen çeşme, caminin sağında İskele Meydanı’ndadır. Kaynaklarda külliyeye ait olduğu belirtilen ve günümüzde ‘Yalı Hamamı’ adıyla faaliyetine devam eden yapı, Feyzullah Efendi Camii’nin mihrap yönündedir ve hiçbir orijinal niteliği kalmamıştır.

Feyzullah Efendi Külliyesi arsasına 1921’de tek katlı, ahşap olarak inşa edilen ilkokul, yapılan ilave ve onarımlarla bugünkü şeklini almış, Maltepe İlçesi’nde ilk büyük imar faaliyetini başlatan Feyzullah Efendi’nin anısına hürmeten onun adıyla eğitim ve öğretime devam etmektedir.
 
Daver Baba Tekkesi
Maltepe İlçesi’nde, Başıbüyük Mahallesi/Köyü’nün kuzeyinde yer almaktaydı.
İstanbul’un yakın civarında yer alan Bektaşi tekkeleri arasında bulunan bu tekkenin kuruluşu ve gelişimi ile ilgili elde net bilgi mevcut değildir. Dolayısıyla eldeki tahmini bilgilerden yola çıkarak yapı hakkında yorumlar yapılabilmektedir. Tekkenin Pelekonon  Savaşı’ndan sonra, bölgenin fethinde yer alan dervişlerce yapıldığı sanılmaktadır. Tekkenin dini fonksiyonu ve bölgenin-kısmen de olsa-İslamlaştırılarak güvenli hale gelmesinin yanında, aynı zamanda askeri fonksiyonlar da üstlenerek Bizans’ın askeri faaliyetleri hakkında gözetim yaparak bilgi toplamak görevini de icra ettiği sanılmaktadır. Yapının yakınında bulunan ayazma ise buranın tekke olmadan önce bir manastır ya da  keşişlerin kaldığı bir yer (skites) olduğu fikrini vermektedir.

Tekkelerin kapatılmasından sonra bir süre bina terkedilmişse de 1945 yılında hayli geniş olan arazisi ile birlikte Vakıflar İdaresi tarafından işletmesi özel bir şahsa satılmış, bu tarihten itibaren çiftlik binası olarak kullanılmaya başlanmıştır. 1980 yılında bakımsızlıktan çöken tekke binası günümüzde harap vaziyettedir ve yapıdan günümüze, zemin kat duvar kalıntılarıyla, yakınındaki çeşme ve ayazma ulaşabilmiştir.

Beşçeşme
Maltepe İlçesi’nde rıhtımın bulunduğu caddede, Eski Belediye Sokağı ile Beşevler Sokağı’nın kesiştiği yerde bulunmaktadır. Eski Belediye Sokağı, Beşevler Sokağı ve Keresteci Sokağı’nın açıldığı küçük bir meydana bakan bu çeşmenin yapılış tarihi hakkında ve banisinin kim olduğuna dair bir bilgi bulunmamaktadır. Görünümünden dolayı 19. yüzyıl sonları ile 20. yüzyıl başlarında inşa edildiği düşünülmektedir. Bu tarihin bir başka nedeni de Maltepe’deki imar faaliyetlerinin bu tarihlere denk düşüyor oluşudur.

Beş cepheden oluştuğu için ‘Beşçeşme’ adıyla anılan çeşmenin bir yüzü Eski Belediye Sokağı’na, üç yüzü Beşevler Sokağı’na, bir yüzü ise pahlanmış bir halde köşede yer almakta olup meydana bakar vaziyettedir. Eski Belediye Sokağı’na bakan cephedeki çeşme yalağı ise bugün mevcut değildir. Diğer dört cephede ise birer taş yalak mevcudiyetini korumaktadır.

Yakın zamanda Maltepe Belediyesi tarafından cepheleri onarım gören çeşme kullanılabilir bir haldedir.

Başıbüyük Camii
Maltepe İlçesi, Başıbüyük Köyü’nde yer almaktadır. Caminin bulunduğu alanda daha önce (yine camii olarak) başka bir yapının olduğu tahmin edilmektedir. Bugün mevcut olan yapının kapısı üzerinde yar alan ve üzerinde ayet bulunan mermer yazıtta 1321/1903 tarihi okunmaktadır. Caminin banisinin ise kaynaklarda Süreyya Paşa olduğu sanılmaktadır.

Kesme taş malzeme ile inşa edilen,  kareye yakın bir alanda kurulan cami 1960 yılında küçük çaplı bir onarım görmüştür. Yapının en ilgi çeken mimari ögesi minaresidir. Yapı kütlesi içinden yükselen minarenin şerefeye kadar uzanan gövdesi karedir ve bu gövdenin kenarları da pahlıdır. Minarenin her cephesinde dörde adet bulunan konsollar üzerine oturan kare biçimindeki şerefe, dışarıya doğru taşma yapmıştır. Korkulukları mermerdendir ve yuvarlak kemerli açıklıklara sahip bulunmaktadır. Şerefeden sonra silindirik olarak devam eden, yine konsollar üzerine yapılıp taşkın bir mimari biçim alan kurşun kaplamalı külah, alışıldık mimari biçimlerin dışında olacak biçimde armudi bir görünüm oluşturmaktadır.

Hazırlayan: Aysu Uzsayılır Kara, Kentimistanbul Semt Kitapçıkları

 

semt-kartal
Bu yorumu oyla x.png
Bu yorum yardımcı oldu mu?
Çok yardımcı Yardımcı Biraz yardımcı Hiç yardımcı değil
Mesaj Gönder x.png
Mesaj Başlığı:
Mesaj İçeriği:
Yoruma Cevap Yaz x.png
Mesaj İçeriği:
Bu yorumu editöre bildir x.png
Bu yorumun bildirilme sebebi?
Uygunsuz içerik var
Yorum birden fazla post edilmiş
Hakaret/yanıltıcı bilgi var
istanbul.com kurallarına uymuyor
0 YORUM -
Sen de yorum yaz;
send-button.png

Haberi Paylaş:
Diğer Semtler Haberleri

İlçeler
İSTANBUL RESİMLERİ
Günün Resmi
Günün Fotoğrafı
Rumeli Hisarı
© 1995-2012, Tüm hakları saklıdır. Hukuki Şartlar / Gizlilik
Elem tere fiş, kem gözlere şiş!
istanbul.com