Felaket filmi nedir? | istanbul.com
 







SİNEMA

Felaket filmi nedir?

Güncelleme: 26 Ekim 2011 Çarşamba

Konusuna ya da fragmanına şöyle bir bakıp ben bu filmi görmüştüm demeyin. Salgın, türünün en güzel örneklerinden!

  • *
  • *
  • *
  • *
  • *

Yazı: Nazlı Erdol

Bu yıl Filmekimi'nin öne çıkan filmlerinden biri de Salgın'dı. Filmin neresinden tutarsanız ünlü bir isim çıkıyor zaten, bu kadar dikkat çekmemesi namümkün! Yönetmen koltuğuna bakıyoruz, Steven Soderberg'i görüyoruz. E oyuncu kadrosuna bakıyoruz kimler varmış diye, liste uzayıp gidiyor: Marion Cotillard, Matt Damon, Gwyneth Paltrow, Kate Winslet, Laurence Fishburne derken gittikçe gidiyor... Senaryoya bakıyoruz, Soderbergh'in favori senaristi, The Informant! ve The Man from U.N.C.L.E. filmlerinde de beraber çalıştığı Scott Z. Burns'ün adını görüyoruz.Haliyle bu kadar ismi bir arada görünce merakımız otomatikman kabarıyor.

Ve işte Filmekimi'nde izleme fırsatı bulamayanlar için -ki biletler satışa çıktığı hafta sonu tükenmişti zaten- Salgın, festival sora erdikten hemen sonra gösterimde. Şimdiye kadar "salgın" temalı sayısız film izledik. Bir hastalığa yakalanıp çıldıranlar, vampire ya da zombiye dönüşenler, sırf hastalanmamak için kendi ailesini bile feda edenler, izole bir hayatı tercih edenler... Bu kez, şimdiye kadar izlediğimiz salgın veya hastalık temalı filmlerin en gerçekçisiyle karşı karşıyayız. Hatta konumuzu biraz daha genişletelim ve şöyle düşünelim: Felaket filmi nedir? Bize ne düşündürür? İlla dünyaya dev bir göktaşı mı çarpar? Afili uzay gemileriyle uzaylılar gelir ve topumuzu köleleri mi yapar? Tsunamiler koca bir kıtayı mı yutar ya da yıllardır kendini unutturmuş olan azgın yanardağ patlar ve öngörüşlü uzmanın uyarılarına rağmen bir sürü insan telef mi olur? Bu kadar uçmamıza gerek yok aslında. En büyük felaket önü kesilemeyen bulaşıcı bir hastalık olabilir.

Dünya prömiyeri Venedik Film Festivali'nde yapılan Salgın'da çaresizliğin tanımını izliyor gibiyiz. Adından da tahmin edebileceğimiz üzere, dünyanın farklı yerlerinde aynı belirtileri gösteren birkaç hasta aniden fenalaşıyor ve ölüm kaçınılmaz hale geliyor. Salgının dünyaya yayılmaya başladığı ikinci günden itibaren izliyoruz olayları, dehşet içinde hem de. Doktorların çabaları yetersiz. Yola tahminlerle çıkılıyor, tahminler boşa çıktığında umutlar suya düşüyor ve siz 100 dakika nasıl geçti anlamadan soluğunuzu tutup izliyorsunuz filmi. Farklı insanlar, aileler, şehirler, ülkeler... Ama aynı endişe, aynı acı.

Türler arasında en fazla geçiş yapan yönetmenlerden biri olan Steven Soderberg Salgın'da çok iyi iş çıkarmış. Kameranın açısından tutun da renklere, diyaloglara, müziğe, oyunculuklara kadar hepsi başarılı. İnsan doğasını tanımak için bire bir Salgın. Şimdiye kadar aynı isimde, aynı konuda filmler izledik ama siz siz olun "Ben bunu gördüm zaten" demeyin, Salgın'a bir şans verin. Çaresizlik neymiş, felaket filmi neymiş görelim bakalım...

|Nazlı Erdol

 

felaket-filmi-nedir-
Bu yorumu oyla x.png
Bu yorum yardımcı oldu mu?
Çok yardımcı Yardımcı Biraz yardımcı Hiç yardımcı değil
Mesaj Gönder x.png
Mesaj Başlığı:
Mesaj İçeriği:
Yoruma Cevap Yaz x.png
Mesaj İçeriği:
Bu yorumu editöre bildir x.png
Bu yorumun bildirilme sebebi?
Uygunsuz içerik var
Yorum birden fazla post edilmiş
Hakaret/yanıltıcı bilgi var
istanbul.com kurallarına uymuyor
0 YORUM -
Sen de yorum yaz;
send-button.png

Haberi Paylaş:

İlçeler
İSTANBUL RESİMLERİ
Günün Resmi
Günün Fotoğrafı
Rumeli Hisarı
© 1995-2012, Tüm hakları saklıdır. Hukuki Şartlar / Gizlilik
Elem tere fiş, kem gözlere şiş!
istanbul.com