Ayasofya, Justinyen ve Teodora Efsanesi

Tanrıya adanmış en görkemli yapı olan Ayasoyfa, hala kullanılmakta olan en büyük ve en eski Bizans yapıtı.

01.07.2017

Dünya mimarlık tarihinin günümüzde ayakta kalmış en önemli yapıtlarından biri olan Ayasofya, hem dünyevi hem de uhrevi güçlerin birleştiği yer olarak addediliyor. İmparatorların taç giydiği ve Doğu Kilisesi’nin merkezi olan anıt, Osmanlı için de büyük öneme sahip. Osmanlı padişahları tahta çıktıklarında ilk namaz burada kılınırdı. Hristiyan ibadethanesi olarak yaptırılıp, Müslüman ibadethanesine dönüştürülen Ayasofya Camii’nde birçok sultan da türbe yaptırıyor. Nur-u Banu Valide Sultan ve Safiye Sultan’ın türbeleri de burada.

Ayasofya’nın tarihi 4. yüzyıla uzanıyor. Bizans tarihçileri Theophanes ve Nikephoros’a göre ilk Ayasofya I. Konstantinos zamanında yapılıyor. Ancak ahşap çatılı olan yapı, bir ayaklanma neticesinde yanıyor ve yapıdan geriye hiçbir kalıntı kalmıyor. Ardından imparator II. Theododius Ayasofya’yı ikinci defa yaptırarak 415’te ibadete açıyor. Bazilika planlı yapı, 532’de Nika isyanı sırasında yanıyor. Bunun üzerine İmparator Justinyen ilk iki Ayasofya’dan daha büyük bir kilise yaptırmaya karar veriyor.

Çağın ünlü mimarları Miletli İsidoros ile Aydınlı Anthemios’un eseri Ayasofya’nın yapılmasına rivayete göre Justinyen’in gördüğü bir rüya sonucunda karar veriliyor. Rüyasında Hz. İsa’nın kendisi için bir mabet yapmasını istediği Justinyen, önündeki ekmekten bir parça alarak uzaklara uçan arının yaptığı petekte Ayasofya’nın figürünü görüyor ve hemen anıtın yapımına başlanıyor.

Ayasofya

Ayasofya’ya adını veren Sofya’nın Justinyen’i aşığı olduğu şeklinde hikayeler anlatılsa da Ayasofya’nın adının eski Yunanca’da “bilgelik” anlamındaki sophos sözcüğünden geldiği biliniyor. “Kutsal bilgelik” ya da "ilahî bilgelik” anlamına gelen sözcük, Ortodoksluk dininde Tanrı'nın üç niteliğinden biri sayılıyor.

Bu noktada, dünya mimari tarihinin en önemli yapıtlarından birini yaptırarak tarihe adını altın harflerle yazdıran Justinyen’in en az onun kadar güçlü ve önemli olan eşi Teodora’dan bahsetmeden geçememek gerekiyor.

Teodora M.S. 500 yılında Urfa yakınlarındaki eski bir Süryani yerleşim yeri olan Menbiç şehrinde doğuyor. Ortodoks inancına bağlı bir Süryani papazın kızı olan Teodora, Süryani inancı ve kültürüyle yetiştiriliyor. Justinyen İran’a sefere çıktığında Menbiç’ten geçiyor. Burada Teodora ile tanışan ve ondan etkilenen Justinianus Teodora’yla evlenmeye karar veriyor.

527 yılında imparatoriçelik tacı giyen Teodora 527-548 yılları arasında İmparator Justinyen ile birlikte hüküm sürerek, tarihteki en güçlü, akıllı ve bunun yanında en çok iftira edilen kadınlarından biri oluyor. Özellikle Süryani Kilisesi’nin Bizans yönetimi sırasında yaşadığı ve baskıların katliam boyutuna ulaştığı asimilasyon politikası süresince, Teodora baskılar altında ezilen Süryanilerin kurtarıcısı oluyor.

Justinyen’in tahtı bırakıp kaçmayı düşündüğü bir sıra Teodora’nın kararlı tutumu neticesinde Nika isyanı bastırılıyor. Bu olay sonrasında imparatorun dini politikası doğu kiliselerinin lehine dönüyor. Teodora’nın dini ve siyasi görüşünü etkilediği ve her konuda yanında yer aldığı Justinyen Bizans’a son parlak çağını yaşatıyor.

Yorum bırakarak düşüncelerini bizimle paylaşmaya ne dersin?

Sen de kişisel yorumunu etiketiyle yazabilirsin.


Bu içeriklere de göz atmak ister misin ?