Aziz Stefanos’tan Halit Ziya Uşaklıgil’e Yeşilköy

Marmara kıyısındaki bu eski İstanbul semtinin tarihi içinde kaybolma şansını yakalayın.

10.07.2017

Ünlü edebiyatçımız Halit Ziya Uşaklıgil, eski adı Ayastefanos olan Yeşilköy’ün isim babası olarak bilinir. 1866 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Halit Ziya Bey’in çocukluk ve gençliğe adım attığı ilk yıllar İzmir’de geçmiş. Ardından İstanbul’a gelip yerleşerek, bir dönem Büyükada’da oturduktan sonra, çok sevdiği dostu; Serveti Fünun dergisinin sahibi Ayastefanoslu Ahmet İhsan Tokgöz’ün ısrarları ile Yeşilköy’e gelip yerleşmiş; yerleştikten sonra da yaşamının sonuna dek burada ikamet etmiş, bu nezih sayfiye semtine gönülden bağlanmıştır. Bu bağlılık, bu sevgi kaleme almış olduğu “Kırk Yıl” adlı eserindeki anılarında da sık sık dile getirilmiştir.

Ne kadar doğru olduğu bilinmese de, kimi söylencelere göre, yabancı yerleşim adlarının Türkçe adlarla değiştirildiği 1920’li yılların ortalarında, Atatürk’ün yapmış olduğu bir Yeşilköy ziyareti sırasında sohbet ederlerken, Halit Ziya Bey Ayastefanos adı yerine, Marmara’nın mavisiyle kucaklaşan yeşillikler içindeki bu beldeye “Yeşilköy” adının verilmesini önermiş. Bundan böyle, Bizans döneminden beri adını bir Hıristiyan azizden almış olan Ayastefanos, yeni adı Yeşilköy ile anılmaya başlanmıştır.

Kaynakların da gösterdiği gibi Yeşilköy’ün tarihi erken Bizans dönemine kadar uzanmaktadır. Hıristiyanlığın yayılmasından çok sonra, Bizans imparatorunun emriyle Aziz Stefanos’un Kudüs’teki mezarından çıkartılan kemikleri Konstantinopolis’e getirilmiş, ancak Papa’ya bir jest olarak gemiye yüklenip Vatikan’a gönderilmesine karar verilmiştir. Azizin kemiklerini taşıyan gemi, İstanbul limanından ayrıldıktan kısa bir süre sonra patlak veren fırtına nedeniyle, batma tehlikesine karşı bugünkü Yeşilköy kıyılarına doğru yanaşıp demir atmış, tekrardan yola koyulma için fırtınanın dinmesi beklenmiştir.

Yeşilköy

Kaynakların da yazmış olduğu gibi fırtına daha da şiddetlenince, sulara gömülmemesi için kemiklerinin bulunduğu sanduka karaya çıkartılarak yağmur ve fırtınadan korumak amacıyla bir barakanın içine yerleştirilmiştir. Bu arada, “Tanrı misafiri” denizciler ve din adamları yedirilip içilmiş, on gün kadar sonra da fırtına dindiğinde, kutsal emanetin bulunduğu sanduka yeniden gemiye yüklenerek İtalya’nın yolunu tutulmuştur. Kaynaklarda belirtilmiş olduğu gibi denizciler ve kafilede bulunan din adamları misafir edildikleri bu balıkçı köyüne, azizin kemiklerinden bir iki küçük parça bırakmışlar; kısa bir dönem sonra da, kemiklerin fırtınadan korunmuş olduğu yere bir kilise inşa edilip küçük balıkçı köyü Ayios Stefanos (yani Aziz Stefanos) adıyla anılmaya başlanmıştır.

Kimi belge ve kaynaklar, günümüzdeki Yeşilköy Rum Kilisesi Ayios Stefanos’un bulunduğu yeri, fırtına sırasında azizin kemiklerinin korunma altına aldığı yer olarak göstermektedirler.

20. yüzyılın başlarında, yani Halit Ziya Uşakligil’in yaşadığı dönemde, Yeşilköy; balıkçı, kayıkçı, faytoncu ve mandıracıların yanı sıra siyasetçi, sanatçı, edebiyatçı ve iş adamlarının tercih ettiği bir sayfiye semti olarak ön plana çıkmış, İstasyon Caddesi’nden, sahil boyunca uzanan İstanbul Caddesi’ne dek birbirinden güzel köşk ve konaklar ünlü ailelere ev sahipliği yapmıştır. Yeşilköy’ün ilk sakinleri Rumlardan sonra semte gelip yerleşen Levanten, Ermeni, Türk ve Musevi aileler kültür, yortu ve gelenekleriyle birbirleriyle kaynaşmış.

Yeşilköy

Bu birliktelik, bu kaynaşma, İstanbul’un en güzel mozaik köşelerinden birini ortaya çıkartmıştır. Yüzyılın başlarında, Pera’da yaşayan kimi ünlü Levanten aileler Yeşilköy’de yazlık malikânelerini yaptırmışlar, yaz aylarını Yeşilköy’de geçirmişlerdir. Ressam Kont Amadeo Preziosi, mimar Barborini, mimar Guiglio Mongeri, mimar Semprini, mimar Philippe Bello, mimar Carlo Amancich, Feriköy’e adını veren Ferry ailesi, eczacı Dellasuda ailesi, müzisyen Batrthelemy, Düyûnu Umumiye müfettişi Edouard Crespin, İngiltere konsolosu Peage, üç nesil Babıâli’nin tercümanlığı yapmış olan Marinitch’ler Yeşilköy’de yaşamış ünlü Levantenler arasında yer almaktadırlar.

Burada inşa edilmiş üç ayrı cemaatin kiliseleri ve 1. Ulusal Mimarimizin ünlü isimlerinden Kemalettin Bey’in yapmış olduğu Mecidiye Camii, Yeşilköy’ün bu çok renkli tarihi kimliğinin en güzel göstergesidir. Yıllardan beri, ezan seslerinin kimi zaman çan seslerine karıştığı bu tarihi semt, 1871 yılının ocak ayından itibaren sınırlarından geçen demiryolu hattı ile daha da canlanmış, bundan böyle Keçecizade, Gelenbevizade gibi paşa aileleri; İstanbul Şehremaneti şehircilik uzmanı Salih Efendi, Arnavutluk’un son Osmanlı valisi Hayrettin Paşa, Dr. Ahmet Nurettin Bey, Ahmet İhsan Tokgöz, ilk pilotlarımızdan Tayyareci Mithat Nuri Bey, Celal Sahir Ozansoy, Halit Ziya Uşaklıgil, Operatör Murat Bey gibi ünlü isimler Yeşilköy’e gelip yerleşmişlerdir.

Yeşilköy

Yeşilköy, İstanbul’un hemen her bir köşesi gibi bozulup, mahvedilmiş de olsa, geçmişten günümüze birçok güzelliğini korumaya devam eden nadir İstanbul semtlerinden biridir. Boğaziçi’nin belirli semtlerinde ve Adalar’da olduğu gibi geçen yüzyılın sonlarından günümüze dek gelebilmiş eklektik ahşap yapılar, Yeşilköy’ün ayrıcalıklı görünümünü ortaya koyan unsurlardır. Ama bütün bunların yanında, geçmişte yaşanmış çok önemli bazı olaylar, tarihi açıdan Yeşilköy’ü ön plana çıkartmış, bu küçük balıkçı köyünü gösteren birbirinden ilginç gravürlerin yapılmasına neden olmuştur.

Yeşilköy’ün geçmiş tarihindeki en önemli olaylardan biri, 1204 yılında Bizans’ı fethetmeye gelen Enrico Dandolo kumandasındaki 4. Haçlı ordularının İstanbul’u ele geçirmeden önce duraklamış oldukları yerdir. İstanbul’un fethi öncesinde, 20 Nisan 1453 tarihinde Fatih Sultan Mehmet’in çektirileri Yeşilköy açıklarında düşman gemileriyle çarpışmış, bu çarpışma “Ayastefanos Deniz Savaşı” adıyla tarihe geçmiştir. 1877–1878 Osmanlı-Rus harbinin sonunda Yeşilköy’e kadar gelen Çarlık orduları, 1878 yılının Şubat-Mart aylarında burada karargâh kurmuşlar, Osmanlı tarihinin en kötü ve en yıkıcı antlaşması olarak kabul edilen Ayastefanos Antlaşması burada imzalanmıştır.

Yeşilköy

Osmanlı devletinin son demlerinde patlak veren ve tarihe “31 Mart Vakası” olarak geçen gerici isyanını bastırmak için, Rumeli’den gelen Mahmut Şevket Paşa komutasındaki Hareket Ordusu, buraya gelip karargâh kurmuş, Abdülhamit’in hal’ine ve Selanik’e sürülmesine burada karar verilmiştir. 1912–1913 Balkan Savaşları sırasında, orduyu kırıp geçiren kolera, tifo, tifüs salgını nedeniyle Ayastefanos hastane bölgesine dönüştürülmüş, yüzlerce asker burada şehit olmuştur. Bütün bunların yanında, sis borusuyla da ünlü 1856 tarihli Yeşilköy Feneri, İstanbul’un en eski deniz fenerleri arasında yer almaktadır.

Günümüzün Yeşilköy’ü, eski İstanbul semtleri arasında kendine özgü ayrıcalıklı konumunu sürdürmeye çabalayan nadir semtler arasında. Eskiden beri varlıklarını devam ettiren kimi Fransız, İtalyan kökenli Levanten aileler; iki elin parmakları kadar az sayıda kalmış semtin en eskileri olan birkaç Rum aile; yine Yeşilköy’ün eskileri arasında yer alan kimi Ermeni ve Türk aileler, tanınmış iş adamları, bilim adamları ve sanatçılar Yeşilköy’ün renkli kimliğini yaşatmaya devam ediyorlar.

Yorum bırakarak düşüncelerini bizimle paylaşmaya ne dersin?

Sen de kişisel yorumunu etiketiyle yazabilirsin.


Bu içeriklere de göz atmak ister misin ?