Bilardo oyunu, çuha üstü cebir

Artık bilârdo her ne kadar eskisi gibi ‘kahvehane eğlencesi’ olarak hor görülmese de, aslında bundan çok daha fazlasını hak ediyor...

25.04.2014

Tüm icatların altında hayat var: Hayatı kolaylaştırmak ya da daha keyifli hale getirmek. İşte insanlığa ‘yenilikler’ kazandıran mucitlerin iki temel hedefi!

Uçağı, otomobili, penisilini, röntgen ışınını bir kenera bırakıp, yani ‘hayatı kolaylaştırma’ kısmından uzaklaşıp, ‘hayatı daha keyifli hale getirme’ noktasında duraklayalım şimdi... Bu noktada karşımıza bir tip ‘icat’ çıkar; ki o da oyunlardır!

 

Gücü yeten’den ‘zekâsı yeten’e...

Tarih biliminin bile belgeleyemeyeceği kadar eskilerde başlar insanoğlunun ‘oyun’ merakı... Doğayı, hayatı, ‘oyunun kuralları’nı öğrenmek hep o oyunlardan geçer. Tıpkı aslan yavrularının zararsız ısırıkları ve pençe darbeleriyle oynamaları, ve bu yöntemle ‘gerçek’ ve ‘vahşi’ hayata hazırlanmaları gibi...

İnsanlar da oyun ve sporları böyle keşfetmemiş midır? Savaşlara ‘eğlenerek’ hazırlanmak içindir ilk oyunlar. Kim en güçlü? Kim en iyi nişancı? Kim daha hızlı?

Zaman içinde insanlar da değişti, oyunlar da... Hâlâ pek çok spor bedensel kuvvet ya da dayanıklılığa dayansa da artık zekâ çok daha ön planda! Öyle olmasa ‘futbol zekâsı’ ya da ‘zeki sporcu’ gibi kavramlar oluşur muydu?

Dünden bugüne...

Günümüzde oynanan oyunların ya da spor türlerinin bir çoğunun kökü çok eskilere dayanıyor. Örneğin bir ‘top’la oynanan oyunlar! Bu tip oyunların atasının kafatası ile oynandığını hatırlayalım!

Medeniyet geliştikçe oyunlar ve eğlenceler de salonlara taşındı. Salon oyunları, genellikle ‘asillerin’ şatolarına renk kattı. Hoş, kökeni çok daha eskilere dayanıyor ama bu ‘asil’ salon oyunlarının en önemlilerinden birisi de hiç kuşkusuz bilârdodur... En kaba tabiriyle bilârdo, özel bir masa üzerinde, iri mandalina boyunda sert toplar ve ince uzun sopalarla oynanan bir oyun...

Bilârdonun başlangıç tarihi ile ilgili çok kesin bulgular olmasa da bu konudaki en eski tarihe, ünlü filozof Anacharsis'in M.Ö. 400'de Yunanistan'da bilârdoya benzer bir oyun gördüğünü kaydetmesi ile ulaşabiliyoruz. M.S. II. Yüzyıl’da ise İrlanda Kralı Catkire More'un öldükten sonra prinçten yapılmış 55 top ile, aynı malzemeden yapılmış masa ve ıstakalar bırakmış olduğu yazılı kayıtlarda bulunmuş... Ünlü İngiliz yazar Shakespeare'in bir eserinde Cleopatra'nın cariyesi Charmian'a "Hadi gel bilârdo oynayalım" diye hitap etmesi de o dönemde bilârdonun var olduğuna işaret eden bir kanıt olarak değerlendirilebilir.

Kimilerine göre Fransız, kimilerine göre is İngiliz kökenli olan bilârdo, özellikle Fransa Kralı XVI. Lui zamanında saraylarda büyük ilgi görmeye başlamış. Modern bilârdonun ortaya çıkışı da ilginç bir süreç gerektirmiş.

Örneğin bilârdo XVIII. Yüzyıl sonlarına kadar golf sopalarına benzer sopalarla oynanıyormuş. Bant dibindeki toplara sopanın geniş tarafı ile vurmak çok zor olduğu için, ‘asa’ adı da verilen bu sopaların ince ucu ile vurmayı, yani spot (nokta) vuruşu yapmayı akıl etmişiz... Böylece modern ıstaka doğmuş.

İlk bilârdo masalarında topların yere düşmesini engellemek için sadece ahşap bir çerçeve varmış. Aşırı ‘pat!’, ‘çat!’ ve ‘küt!’ seslerini engellemekiçin önce bu çerçevenin iç kısmına keçe ile doldurulmuş bez yastıklar yerleştirilmiş. 1855 yılında da İngiliz Thurston, ilk standart masanın mucidi olarak lastik bantı da ilk defa uygulayan insan olmuş. Lastik bantın icadı, modern bilârdonun doğuşu olarak değerlendiriliyor...
Bilârdo topları ise çok eski zamanlarda tahtadan yapılırmış. XVI. Yüzyıl ve sonrası dönemlerde ise fil dişin kullanılmış. Ancak homojen bir yapı içermemesi, kolay deforme olması ve ekonomik olmaması yüzünden doğan arayış, Amerikalı John Wesley Hyatt’ın 1868 yılında ilk plastik topu icat etmesiyle sona ermiş. Bugün ise bilârdo toplarını Ohenol reçinesinin sıkıştırılması ile üretiliyor...

Türkiye’de bilârdo

Bilardo masaları ülkemize ilk kez XIX. Yüzyıl’ın sonlarına doğru gelmiş; ancak sadece saraylar ve konaklarda yer almış. Dönemin Harbiye Nazırı Enver Paşa da tam bir bilardo tutkunuymuş.

İlk bilardo salonu ise Beyoğlu'nda, Lüxemburg adıyla açılmış. Bahriyeli Fuat ve Eczacı Hasan ile Luxemburg Salonu'nun kurucusu Sakallı Niko ilk dönemin, 1001 Ali Bey (karambolde kesintisiz binbir sayı çektiği söylenir), Necmi Bey ve Aleko 1935-1955 döneminin, Platin Doğan, Sadi Gürses, Sakris Kalutsyan ve Oral Keçelioğlu gibi isimler de 1955-1970 döneminin usta oyuncuları ve hocaları olarak tarihe geçmiş.

Türkiye'de Bilardo Federasyonu ilk kez 1993 yılında kurulmuş. İlk federasyon başkanı Zeki Eke'dir. Aynı yıl Dünya Şampiyonası ilk kez Türkiye'de, İstanbul'da yapılmış.

Bilârdo çeşitleri, temel bilgiler ve kurallar...

Bilârdo türleri, temelde, delikli ya da deliksiz masada oynanan türler şeklinde sınıflandırılabilir. Deliksiz masa oyunlarına üç bant ve karambol, delikli (cepli) masa oyunlarına ise Amerikan (8 top, 9 top ve 14+1), Rus bilardosu ve snooker türleri dahil... Ülkemizde karambol ve üç bantın yanında, son yıllarda, nispeten kolay oynanması ve basit kuralları nedeniyle Amerikan bilardosu da yaygın olarak oynanıyor.

Genel Kurallar:

Müsabakalar, artistik hariç tüm branşlarda bant atışıyla başlar. Topu kısa banta yakın bırakan oyuncu, oyuna başlama/rakibini başlatma ve top seçme hakkına sahip olur.

Tüm branşlarda: Toplardan herhangi biri hareket halindeyken yapılan vuruş geçersizdir. Oyuncunun toplardan herhangi birine elinin, kolunun veya kıyafetinin (kazak, gömlek, kravat, v.s.) temas etmesi, ya da tebeşir düşürerek toplara temas ettirmesi fauldür. Toplardan herhangi biri masa dışına çıkar veya küpeşteye temas ederek masa içine düşerse faüldur. Çıkan top ıstaka topu dışında bir topsa orta noktaya yerleştirilir. Eğer ıstaka topu masa dışına çıkmışsa açılış bölgesinin ortasına yerleştirilir. Ender görülebilecek bir durum olan üç topun birden çıkması halindeyse açılış yapılmaz; kırmızı top açılıştaki yerine, rakip oyuncunun topu orta noktaya, ıstaka topu ise açılış bölgesinin ortasina yerleştirilir. Yanlış topla oynandığında sayı geçersizdir. Oynama hakkı rakip oyuncuya geçer...

Deliksiz (Cepsiz) Masa Oyunları

Karambol: Deliksiz masa üzerinde, üç top ile oynanır. Temel kuralları öğrenmek ve uygulamak, atış tekniklerini geliştirmek için ilk olarak oynanması gereken türdür. Amaç, kendi topunuzu sırayla diğer iki topa çarptırmaktır... Belli bir süre içinde en fazla sayıyı alan ya da önceden belirlenmiş sayı sınırına ilk ulaşan oyunu kazanır...

Üç Bant: Amaç karambol oyunundaki gibi topunuzu sırayla diğer iki topa çarptırmaktır. Üç bantın farkı, adından da anlaşılacağı üzere bu işi yaparken üç ya da daha fazla bandı kullanmanız gerekir. Bu disiplin, ince hesaplar, düzgün vuruş tekniği, tecrübe, geometri ve fizik bilgisi gerektirir...

Delikli (Cepli) Masa Oyunları

Amerikan: Pool disiplininde amaç, numaralı, çizgili ya da tek renk olan toplardan kendinize ait olanları rakipten önce, önceden belirttiğiniz ceplere atıp bitirmek ve son olarak da siyah topu –yine belirttiğiniz- cebe göndermektir.

Snooker: Diğer disiplinlere göre çok daha kompleks kurallara sahip bir tür... Hakeme ihtiyaç duyulması, kurallarının farklılığı, puanlamanın zorluğu ve daha büyük masalara ihtiyaç duyulması nedeniyle ülkemizde rağbet görmeyen bir disiplindir. 15 adet kırmızı ve numarasız ‘obje’ top, 6 adet numarasız ve farklı renklerde (sarı, yeşil, kahverengi, mavi, pembe ve siyah) ‘obje’ top ve bir adet de vuruş topu ile oynanır. Her top farklı bir puan değerine sahiptir. (kırmızı 1, sarı 2, yeşil 3, kahverengi 4, mavi 5, pembe 6, siyah 7) Amaç, ise rakipten daha fazla puan toplamaktan ibaret...

Bunlara ek olarak bilârdoda 7 top, 8 top, 9 top, Rus bilârdosu gibi pek çok disiplin bulunuyor. Bu disiplinlerde de belli gruplar halinde ya da numara sırasıyla topları ceplere atmak gibi kurallar var. 

Kahvehane köşelerinden şampiyonlara

Üç bant ustamız Semih Saygıner’in ortaya çıkışı çok şey değiştirdi aslında ülkemizde. Artık ona daha bir ‘spor’ gözüyle bakılmaya, nezih bilardo mekânları çoğalmaya, yeni ustalar yetişmeye başladı bu sayede. Henüz bilardoyla tanışmamışsanız, 50 yıl önceki ustalara göre çok şanslısınız! İşte tesis, işte ustalar, işte teknoloji... Size de sadece buradan bir ‘seri’ çıkarmak kalıyor...

Yorum bırakarak düşüncelerini bizimle paylaşmaya ne dersin?

Sen de kişisel yorumunu etiketiyle yazabilirsin.


Bu içeriklere de göz atmak ister misin ?