Boğaz'ın İncisi Kız Kulesi

İstanbul'dan döndüğünüzde, “Nereleri gezdin, neler gördün İstanbul'da?” diye soranlara anlatacaklarınızın başında gelmez mi Kız Kulesi? Hele bir de onun efsanelerini anlattılarsa size...

11.06.2017

Bir an için gözlerinizi kapayın ve düşünün: Yüzlerce yıl, hatta bin yıl önce, belki bir denizci, belki de bir korsansınız; İstanbul'a doğru yolculuktasınız... Çanakkale Boğazı'nı geçtiniz; Marmara'yı da aşıp İstanbul Boğazı'na yaklaştınız... Önce bir siluet karşıladı sizi... Ayasofya'nın kubbesi tüm haşmetiyle karşınızda! Bir tarafta da Cenevizlilerin Galata Kulesi... Boğaz'a doğru girerek süzülmeye başladınız ki ne göresiniz? Sizi, eğer düşmansanız tehditkâr, dostsanız da davetkâr şekilde karşılayan bir levent var denizin tam ortasında! Kız Kulesi! İstanbul'dan döndüğünüzde, “Nereleri gezdin, neler gördün İstanbul'da?” diye soranlara

Amiralin acısı...

Kız Kulesi ile ilgili rivayetlerin en eskilerinden biri, İstanbul'un, ya da o zamanki adıyla Byzantium'un Atina'nın hükümranlığı altında olduğu döneme dayanır. Bu rivayete göre, Makedonya Kralı Filip'in İstanbul'a saldırma ihtimaline karşı Atina krallığı, İstanbul'u korumak üzere Amiral Hares komutasında kırk pare gemi gönderir. Hares'in çok sevdiği eşi Damalys öldüğünde, eşini buradaki kayalıkların içine oydurduğu bir mezara defneder...

İstanbul Kız Kulesi

Leandra'nın aşkı...

Bir başka efsaneye göre ise, Leandra adlı bir genç, burada bir kıza aşık olur. Her gece, sevgilisiyle buluşmak için karşı kıyıdan yüzerek buraya gelen Leandra'ya yol göstermek için sevgilisi, Kız Kulesi'nin bulunduğu kayalıkların üstünde ateş yakar. Bir fırtınalı gecede genç kızın yaktığı ateş söner. Leandra, kayalıkları bulamaz ve yolunu kaybeder. Boğazın serin ve karanlık sularında boğulup gider. Leandra'nın ölümüne dayanamayan sevgilisi de kendi elleriyle hayatına son verir...

Yılan ve ecel...

Bizans dönemiyle ilgili efsane de, eski Yunan hikâyesindeki gibi bir 'acı son'la biter. Falcılar, 'Sevgili kızının ölümü bir yılandan olacak' diye kötü bir haber verir krala... Kral, kızını yılan sokmasın diye Kız Kulesi'nin bulunduğu kayalıklara bir ev yaptırır ve kızını da buraya kapatır. Ancak genç bir subay, kralın kızına aşık olur. Günlerden bir gün genç subay, prensese sunmak üzere bir demet çiçek hazırlar. Çiçek demetinin içinde gizlenen bir yılan, talihsiz prensesi sokup öldürür.

İstanbul Kız Kulesi

Ve diğerleri...

Selçuklu dönemiyle ilişkilendirilen bir Battal Gazi efsanesinde ise 'mutlu son' var. Battal Gazi, Üsküdar Tekfuru'nun kızına âşık olunca Tekfur, kızını burada yaptırdığı kuleye hapseder. Bunu öğrenen Battal Gazi, kuleyi basarak Tekfur'un kızını kaçırır.

Evliya Çelebi'nin hikâyesi ise Osmanlı döneminde geçer. Çelebi, Sultan Bayezid-i Veli zamanında Kız Kulesi'nde yaşayan bir velinin, her gün cübbesinin eteklerini toplayıp denizin üstüne oturarak Sarayburnu'na gittiğini ve sarayda padişaha ders verdiğini anlatır.

'Eski' bir dost...

Efsaneleri bir kenara bırakıp elle tutulur kanıtlarla baktığımızda ise Üsküdar açıklarındaki Kız Kulesi'nin bulunduğu kayalıklarda 'insan yapısı' bir bina bulunduğuna dair ilk kesin bilgilerin XII. yüzyıla dayandığını görüyoruz. Bizans İmparatoru I. Manuel Komnenos'un Boğaz'ın Marmara'ya bakan tarafına iki tane savunma kulesi yaptırdığı kayıtlarda yer alıyor. Biri Kız Kulesi'nin bulunduğu yerde, diğeri de Sarayburnu kıyılarında... Hatta bu kuleler arasına, deniz yoluyla yapılan kimi kaçakçılıkları önlemek için zincir gerildiği de günümüze ulaşan bilgiler arasında...

Kule'nin Osmanlı dönemindeki son büyük onarımı II. Mahmut döneminde yapılmış. Hattat Râkım'ın kitabesiyle belgelenen ve 1832-1833 yıllarında gerçekleşen bu onarım, Kız Kulesi'ne bugünkü şeklini veriyor. Kule daha sonra, 1943 yılında içeriden betonla çevriliyor. 1959 yılında Askeriye'ye devredilen kule, bir süre radar istasyonu olarak kullanılıyor. Kız Kulesi, 1982 yılında Türkiye Denizcilik İşletmeleri'ne devrediliyor ve bu dönemde bir ara siyanür deposu olarak kullanılıyor.

İstanbul Kız Kulesi

'Yeni' Kule

Cumhuriyetin ilânını izleyen yıllar boyunca Kız Kulesi uzunca bir süre, denizin ortasında tek başınakalmaya devam etti. Kule ardından özel bir kuruluş tarafından restore edilerek uzunca bir süreliğine kiralandı. Restorasyonu gerçekleştiren ekip, üniversite arşivleri ve kütüphaneler başta olmak üzere ulaşılabilen tüm verileri taradı ve yazılı kaynaklar, arşiv belgeleri, gravürler, eski fotoğraflar, sözlü ve yazılı anlatımları tek tek değerlendirdi. Restorasyona başlandıktan sonraki süreç içinde Kız Kulesi'nde daha önceden ön görülmeyen tarihi bulgular da ortaya çıkarıldı. Böylece çok uzun bir zaman diliminden sonra ilk kez insanlar Kule'ye ayak basma, onu yakından görme, dokunma imkânı buldu...

Kız Kulesi'ni yaşayın!

Restorasyonun tamamlanmasının ardından ise Kule, restoran olarak hizmet vermeye başladı. Kız Kulesi’ni Pazartesi hariç, saat 12.00 ile 19.00 arası ziyaret edebilirsiniz. 20.00-01.00 saatleri arasında ise restoran olarak hizmet veriyor. Kuleye, Salacak, Kabataş ve Ortaköy'den kalkan motorlarla ulaşabilirsiniz.

Yorum bırakarak düşüncelerini bizimle paylaşmaya ne dersin?

Sen de kişisel yorumunu etiketiyle yazabilirsin.


Bu içeriklere de göz atmak ister misin ?