Çengelköy’ü Neden Mutlaka Gezmelisiniz?

Badem, yani salatalık denince aklınıza ilk neresi gelir? Tabi ki Çengelköy. Serin boğaz sularına nazır, hemen hemen hiç bozulmamış nostaljik atmosferiyle, tarihe sırtını yaslamış yalılarıyla, sırık domatesleriyle küçük bir köy Çengelköy, ama köy değil.

23.02.2017

Güneşli bir bahar gününde Üsküdar’a inip sandal kiraladınız. Şöyle kıyıdan yavaş yavaş gidiyorsunuz havanın keyfini çıkararak. Sırayla Paşalimanı’nı, Beylerbeyi’ni geçeceksiniz. Kırmızı renkte ahşap bir yalıyı, yani Sadullah Paşa Yalısı’nı gördünüz mü anlayın ki Çengelköy’e yaklaşıyorsunuz. Sahile yanaşıp kayıktan indiğinizde farklı bir atmosfer ve odun ateşinde pişen ekmek kokusu karşılar sizi. Küçük vitrinli dükkânlar, her dem taze balık satan balıkçılar, tarihi ekmek fırını, pek çoğunun kapısı yola açılan ahşap evler, tarih sayfalarında teker teker yerlerini almış yalılar, insanlar ve tabi ki her manav tezgâhının başköşesinde duran meşhur Çengelköy bademi. Börekçiyi de unutmamak lazım.

Mutlaka Çengelköy'ü Gezin

Çengelköy, ismini 19. yüzyılda kaptan-ı deryalık ve valilik yapmış, yiğitliğiyle tanınmış Çengeloğlu Tahir Paşa’dan alır. Zamanında Osmanlı deniz kuvvetlerinin başında uzun süre görev yapmış olan Tahir Paşa şimdiki adıyla Çengelköy’e yaptığı ziyaretlerden birinde buraya bir mescit yaptırmış. Bundan dolayı semtin adı Çengelköy olmuş.

Malum, boğaz genelde yalılarıyla ünlüdür. İşte Çengelköy de yalılar açısından hayli zenginmiş eskiden. Bir kısmı yangınlara kurban gitmiş bu tarihi tanıkların. 1783’te inşa edilen Sadullah Paşa Yalısı ayakta kalıp günümüze ulaşabilen pek az yalıdan biri. Bunun dışında hala restore edilmeyi bekleyen Edip Efendi Yalısı da son demlerini yaşıyor.

Tarihi Çınaraltı’nda Kahvaltı

Çengelköy Çınaraltı Kahvaltı

Yüzlerinden tarihi okuyabileceğiniz tek şey yalılar değil elbet. İnsanları da farklıdır Çengelköy’ün. Hani şu eski toprak dediklerimizden. Savaşlar görmüş geçirmiş ama hep var olmuş, hep dimdik durmuş güler yüzlü insanlardan. Belki diğer insanlarla aralarındaki tek fark o eski, mahallelere yayılan komşuluk ilişkilerini sürdürebiliyor olmaları. Pek çoğumuz devasa katlı apartmanlarda oturup yan komşumuzu bile tanımazken, Çengelköy’de insanlar birbirlerinden hep haberdar.

Alışverişe çıktığınız zaman sizi asla asık yüzlü insanlar karşılamıyor. Esnaflarla mahalle sakinlerinin zaten tanışıklıkları var. Siz bir yabancı olarak aralarına girseniz dahi asla negatif bir duyguya kapılmıyorsunuz. O yüzdendir ki özellikle hafta sonları Çengelköy’ün nüfusu birdenbire iki-üç katına çıkar. O sakin ve dost havayı solumaya gelir pek çok kişi.

Hani hemen her yerde karşımıza bir Çınaraltı Çay Bahçesi çıkar ya, işte Çengelköy sahilinde de var bir tane Çınaraltı. Çevresi 6,6 metre, çapı 1,92 metre, boyu ise 15 metre olan yaklaşık 500 yaşındaki bu çınar ağacını aslında pek de hoş olmayan bir anısı var. “Katil Çınar” deniyor ona. Anlatılanlara göre bu çınarın en üst kuru dallarından biri bir gün düşmüş ve aşağıda çay bahçesinde oturan bir kişinin ölümüne sebep olmuş. Bu hikâye hafta sonları çay bahçesine olan yoğun talebi engellemiyor elbet. Zaten pek hali de kalmamış artık. Kalınca bir dalı yere paralel olarak 10–15 metre boyunca uzanıyor. Üsküdar Belediyesi'nin alttan destek olarak birer metre aralıklarla koyduğu demirler de ona hayat mücadelesinde yardımcı oluyor. Yaşından dolayı da “İstanbul’un Anıt Ağaçları” projesi kapsamında korumaya alınmış. Rahmetli Çelik Gülersoy’un hazırladığı anıt ağaçlarla ilgili kitaba da girmiş.

Çengelköy

Çınar gölgesinde balıkçılar ve kediler 500 yıllık bu çınarın gölgesinde oturup, ayaklarınızı denize doğru uzattığınızda keyfinize diyecek yoktur. Hele bir de meşhur Çengelköy Börekçisi’nden kıymalı börek aldıysanız demli çayınızı da hemen yetiştirirler. Siz deniz havasını ciğerlerinize çekerken çay bahçesinin önündeki minik tahta iskeleye sürekli kayıklar gider gelir. Sabah gün doğmadan balığa çıkmış balıkçılardır bunlar. Balıkçı dediysek hepsinin erkek olduğunu sanmayın sakın. Arada kadınlar ve hatta çocuklar da var. Hem de öyle çok balıkla dönüyorlar ki inanamazsınız.

Eğer kedilerle başınız pek hoş değilse Çınaraltı’nda otururken biraz rahatsız olabilirsiniz. Çünkü etrafta küçüğünden büyüğüne pek çok kedi var. İnsanlar evlerine kedi almak istedikleri zaman rahatlıkla gelip buradan seçebiliyorlar. Onlar da sürekli insanlarla iç içe oldukları için alışkınlar kalabalığa ve insan kokusuna. Semt sakinleri de pek seviyor kedileri. Hemen her evin önünde bir mama ve bir de su kabı var. Sokak kedilerini besliyorlar. Zaten etrafta birkaç tane de pet shop var, oralardan da nasiplerini alıyor kediler.

Otomobil Tutkunlarına Klasik Otomobil Müzesi

Çengelköy bir de klasik otomobil müzesine ev sahipliği yapıyor. Sahilden yukarı doğru çıkıp Bosna Bulvarı’nı takip ettiğiniz zaman Sabri Artam Vakfı Otomobil Müzesi’ne ulaşıyorsunuz. Müzede klasik otomobillerden motosikletlere, yarış arabalarından özel tasarım otomobillere kadar pek çok çeşit araç var. Üstelik eskimeye yüz tutmuş olanlarının bakım ve restorasyonu da yapılıyor. Türkiye’de otomobil konusundaki en kapsamlı müze burası. Cumartesi ve pazar günleri 10.00-19.00 saatleri arası ziyaretçilere açık.

İstanbul Çengelköy Manzara

Zamanında bostanlarıyla tüm Üsküdar’ı besleyen, meşhur sırık domateslerinin kokusu her mahalleye yayılan Çengelköy, bugünkü yüzüyle küçük görünen ama içinde pek çok güzelliği barındıran nostaljik ve bir o kadar da modern bir yer. Yaz ve kış hemen hemen aynı yumuşaklıktaki havasıyla kucaklıyor ziyaretçilerini. Ve onları asla geldiklerine pişman etmiyor.  

Yorum bırakarak düşüncelerini bizimle paylaşmaya ne dersin?

Sen de kişisel yorumunu etiketiyle yazabilirsin.


Bu içeriklere de göz atmak ister misin ?