Çınar Altında Simit, Çay, Muhabbet, Memleket…

İstanbul’un asırlık çınar ağaçları altında çayınızı yudumlayıp memleket meselelerini masaya yatırmak istemez misiniz?

16.07.2017

Sizin için çınar altı çay bahçelerini dolaştık.
Peş peşe içtiği çaylardan mı, çınar ağacının gölgesinden mi bilinmez ortaya demli mi demli bir sosyal tespit döktük. İçebilene aşk olsun...

Lafın belini kırmak, geyiğin boynuzunu çıkarmak bizim ahalinin işi. Hele bir de yaşlı bir çınar ağacı varsa tamamdır. Etrafına alçak tabureleri dizip, önüne de iki ince belli bardak tavşan kanı çayı koydun mu memleket de kurtarırsın, güneş enerjisiyle çalışan nükleer santral de kurarsın. Her meselenin kuyruğuna düğüm atıp, kafayı boşta döndürmenin ocağıdır çınar altıları. İki tabureye oturmuş (birini kendi, diğeri ayağı için kullanmak gelenektendir), tatlı tatlı laf veren yurdum insanını İstanbul’un orta yerinde de bulursun, Anadolu’nun en ücra kasabasında da. Her cinsten insanın cem olduğu bu yerlerin adı da kat’î surette ‘Çınar Altı Kahvesi’ olur. İşi biraz büyüterek çay yanında tost neyim servis eden yerler ilaveten ‘Çınar Altı Aile Çay Bahçesi’ demeye hak kazanır. Manavda biber kalmadığı için sinirlenip domateslere kurşun sıkan da burada soluklanır, üç ay önce parasını soyduğu banka şubesine gidip hesap açtırırken yakalanan da. El yordamıyla yoklasan içinden üç tane binalarının yangın merdivenini ahşaptan yaptıranına da rastlarsın. Bu işin geyik taifesi.

Kültür tarafı bambaşka. Piposunu tüttüren serbest bıyıklı bir civanmert at kuyruğu yaptığı saçlarını çekiştire çekiştire pozitivizme bağlılık anlamında Marksizm öncesi sosyalizmlerin ütopikliğinden dem vurarak çayını yudumlar. Siz ‘noluyorum lan, nerdeyim ben?’ demeye kalmadan, bir diğeri insanlığı önceden belirlenmiş yapısal senaryoların uygulayıcıları düzeyine indirgemesi açısından anti-hümanist yaklaşımın ontolojik düzeydeki algısından girer, lafı değerlerden bağımsız bir bilim idealini anglosakson geleneğinin bir ütopyasına dayar. Önündeki kuru simit ve bir bardak çayla yutkunur kalırsın. Dağıl gitsin...

İstanbul Çınar Altı

Genç şairlerden oluşan bir grubun masasına komşu olmuşsan ve bir parça da şiire yönelik data tabanın varsa eh bir parça şanslı sayılırsın. Bizim ahali enter tuşuna çok basmakla uzun ve iyi şiir yazıldığına inandığından şiir muhabbetine özel ilgi gösterir. Hiç olmadı yan masadan duyduğun “Şiir belli bir sorunsal içermeyen duyguların betimlediği bir aporia durumunun ortaya çıkardığı çözümsüzlüğün ve çıkışsızlığın sözsel dizgesi değildir.” cümlesine ‘Haaa’ diye tepki verme cesareti bulursun.

Sosyoloji biliminin işe yaramadığı tek nokta bu çınar altı kahveleridir bize kalırsa. Buraya takılan insanların ruh dünyalarını çözmek için kırk bardak çay içsen nafile. Eğer sosyoloji bilimi günün birinde bu kahvelere takılanları punduna getirebilirse işte o zaman kendisine bu ülkede neden sosyal patlama yaşanmadığına dair lazanya hamuru gibi uzatılabilecek bir mevzuu edinmiş olur. Cesareti olan hızlandırılmış çınar altı sohbetlerine katılabilir.

Neyse bizim sosyologluğumuzun kaç karat olduğunu tartışacak değiliz. Gördüğümüzü yazıyoruz. İstanbul’un bütün çınar ağaçlarının altına sotelenmiş kahveleri bir gün içerisinde dolaşmış ve bu süre içerisinde 19 bardak (ki bunun dokuz tanesi öksüz doyuran cinsten ajda bardağı) çayı mideye yuvarlamış olarak söz söyleme hakkımız olmalı. Ne oluyorsa o çınar altlarında oluyor. Memleket de orada kurtarılıyor, dünya da. Siyasette var, şiir de, Çin işi olimpiyatlardaki çakma gösterilerde. Geyik de orada, kültür de. Gerçi bu çınar altlarında eskisi gibi ampullere dayalı geleneksel süsleme biçimi yok ama plastik sandalyelere mahkûm olmamış, ahşap iskemleleriyle sizi sıcacık bir çaya davet eden bir hoşluk mevcut. Kadın-erkek, çoluk-çocuk, cümbür-cemaat, entel-dantel kimi ararsan buralara yolu düşüyor. İngiliz için ‘pub’, Fransız için ‘cafe’ neyse İstanbullu için ‘çınar altı’ da o demektir.

İstanbul Çınar Altı

Emirgân Çınar Altı Çay Bahçesi

Emirgân’ın meşhur çınar altı çay bahçesi 1854’ten bu yana var. Ünlü edebiyatçıların toplandığı bu mekân her gün edebiyat tartışmalarının yapıldığı bir kültür merkezi imiş. Yahya Kemal, Necip Fazıl, İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Behçet Kemal, Faruk Nafız Çamlıbel, Celal Bayar burasının müdavimlerinden bazıları. Buradaki tarihî çınarların altında şimdi dört tane çay bahçesi sebilhane bardağı gibi sıralanmış. Dışarıdan simit ve kahvaltılık getirmek mümkün ama kahvehanelerde her tür yemek yapılıyor artık. Sabah 7.00’de açılıp gecenin birine kadar açıklar. Takılanlar kozmopolit... Garson kardeşim çınarların 300 yaşında olduğunu söylüyor. Mekanın eski sahibi Mehmet Ulusal ise ‘”Mehtap Kafe’yi buraya ilk açtığımda bahçeye dört çınar dikmiştim. 1990’da İstanbul Orman Fakültesi’nden mühendisler geldi. Benim diktiğim çınarların yaşını 132 diye hesaplayıp ‘tarihî çınar’ diye kayda aldılar.” diyor. Hangisine inanırsanız artık... Ha otoparkçıya dikkat, park ücretsiz olmasına rağmen para vermeyene kızıyormuş.

Üsküdar Mekân Çınaraltı

Genç şair ve üniversite öğrencileri yanında Üsküdar’a yolu düşen yazar ve sanatçıların da uğrak mekânı olan ‘Mekân Çınaraltı’ içinden çınar geçen bir mekân. Öyle ki yaşlı çınarın gövdesi kahvehanenin tam içinden geçiyor. Haliyle müşteriler içeride yer kalmadığından dışarıdaki taburelere konuşlanıyorlar. Her gün sabah 7.00’den gece 02.00’ye kadar açık olan Mekân Çınaraltı’nı Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü mezunu Azad Ulutaş işletiyor. Sahile yakın olan 100 kişilik bu kahvehanenin masalarında daha çok kültürel sohbetler yapılıyor. Yeni çıkmış kitaplar, ülke gündemi, iç ve dış siyaset, şiir ana meze. Sağ ve sol kesimden müşterileri var. Azad Ulutaş, “Ramazan ayında verdiğimiz iftarlarda sağ ve sol kesimdeki insanları buluşturuyoruz. Her çınarın bir mekânı var. Çınar mekanla buluşunca anlamlı.” diyor.

İstanbul Çınar Altı

Çengelköy Tarihî Çınar Altı

780 yıllık bir ulu çınarın gölgesinde bulunan kahve 1968’den beri yirmi dört saat açık. Kollarını artık taşıyamayan çınara beş metal destek yapılmış. Dışarıdan içecek getirmek yasak ama kahvaltılık getirebilirsiniz. Mekânın işletmecisi Fikret Morgül, bin kişilik kapasiteye sahip olduklarını ve Kurtlar Vadisi ekibi yanında tiyatrocuların da buraya geldiğini söylüyor. Kediler ve yaşlılar da Çengelköy Tarihî Çınaraltı Aile Çay Bahçesi’nin müdavimlerinden.

Beyazıt Çınar Altı Kahvesi

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın İstanbul’un toprağına atılmış bir çekirdek olarak gördüğü Beyazıt Camii’nin hemen yanında bulunan Çınar Altı Kahvehanesi vaktiyle kitap dostlarının, şair ve yazarların buluştuğu bir mekândı. Artık kozmopolit bir kalabalığı ağırlayan bu ulu çınarın altında yine soluklanıp kitap karıştırmak, antika ve teknolojik ürünlere bakmak mümkün.

Tophane Çınar Altı Cafe

Nargile fokurtularının yükseldiği 20 kadar kafenin bulunduğu Tophane’de Çınaraltı ismini alan bir kafe de bulunuyor. Yalnız burasının müşterisi biraz farklı. Bazı müşteriler tavla oynarken, bazıları televizyona, bazıları cep telefonlarına ya da laptop’a gömülmeyi tercih ediyor.

Yorum bırakarak düşüncelerini bizimle paylaşmaya ne dersin?

Sen de kişisel yorumunu etiketiyle yazabilirsin.


Bu içeriklere de göz atmak ister misin ?