Dünyaca Ünlü İstanbul Zilleri

Zildjian, İstanbul Agop ve İstanbul Mehmet... Dünyanın en ünlü rock ve heavy metal grupları, klâsik müzik orkestraları ve caz müzisyenleri tarafından söz konusu “zil” olduğunda akla ilk gelen isimler.

19.03.2017

Samatya’da yetim Ermeni çocukların barındığı bir kilisede büyüyen Kerope Zilciyan, kilisenin altında yer alan döküm atölyesinde, kilise çanı yaparak başladığı meslek yaşamını, Osmanlı İmparatorluğu’nun Mehter Takımı için zil yaparak sürdürür.

Aynı semtteki küçük atölyesinde zil yapmaya başladığında tarihler 1623’ü göstermektedir. Ölümünün ardından bayrağı devralan oğlu I. Avadis Zilciyan, işi daha da geliştirerek, mükemmel ses veren ziller için çeşitli teknikler geliştirmiştir. Ancak bu konuda yaptığı en önemli gelişme, keşfettiği alaşımdır. “Gizli formül” olarak da nitelendirilen bu alaşımın sırrı, daha sonraki yıllarda herkesten gizlenerek sadece babadan oğla ve ustadan çırağa geçecektir.       

Dünyanın En Ünlü Zilleri

Zilciyan ailesi tarafından özel bir alaşımın elle dövülerek yapılmasından oluşan bu ziller, ilk olarak 19. yüzyılın ortalarında dışarıya açılarak Avrupa’nın pek çok şehrinde alıcılarıyla buluşmuştur. Ailenin daha sonra Amerika’ya yerleşen fertleri zil yapım işini orada da sürdürmüştür. Bugün tüm dünyanın en ünlü zil markası olan “Zildjian”, ailenin İstanbul’dan Amerika’ya yerleşen fertleri tarafından üretilmektedir. 

Dünyanın En Ünlü Zilleri

Ailenin İstanbul’da zil üretim işiyle son ilgilenen üyesi Mikael Zilciyan’dır. 1930’larda devraldığı işi 1977 yılına kadar devam ettiren Mikael Zilciyan, daha sonra iflas ederek atölyesini kapatmıştır. Ardından çok uzun yıllar yanında çalışmış olan kalfaları Mehmet Yıldırm ve Agop Tomurcuk, “İstanbul Zilleri” adında bir firma kurarak Zilciyanlar’dan öğrendikleri geleneği devam ettirmişlerdir. Yurt dışından özel olarak İstanbul’a gelen müzisyenlerin bizzat deneyerek aldıkları bu ziller, dünyanın en ünlü zil markalarından biri haline gelmiştir.  

Agop Tomurcuk’un ölümü üzerine İstanbul Zilleri kapanarak, “İstanbul Mehmet” ve “İstanbul Agop” diye iki firmaya ayrılır. Hatta ardından İstanbul Zilleri’nde çalışan kalfalar da sonradan kendi “Bosphorus”, “Turkish Zil” ve “Anatolia” adında yeni zil firmaları kurarlar.

Değişik isimler altında da olsa, 1623 yılında Samatya semtinde küçük bir atölyede başlayan bu sanat, aradan yüzyıllar geçmesine rağmen hâla ilk günkü heyecanı ve titizliğiyle devam ettiriliyor.

Yorum bırakarak düşüncelerini bizimle paylaşmaya ne dersin?

Sen de kişisel yorumunu etiketiyle yazabilirsin.


Bu içeriklere de göz atmak ister misin ?