Ferzan Özpetek İstanbul’u Anlatıyor

“İstanbul’da yaşamış olmak insanın bakış açısını çok etkiliyor. O kadar şanslıyım ki, çok kültürlü bir şehirde doğdum büyüdüm. Kilise, camii ve sinagogun bir arada olduğu yerde, Yunan, Ermeni ve Türk komşularla büyüdüm. Bu nedenle hiçbir ülkede olmayan, hiçbir şeye benzemeyen bir şekilde gelişti kafa yapım. İstanbul’da gördüklerimi hiçbir yerde bulmadım ben.”

24.02.2017

Onun sinema aşkı çocukluğunun geçtiği Kalamış’taki Fenerbahçe Açık Hava Sineması’nda 7 yaşında sinemayla tanıştığında başlar. Bu öylesine tutkulu ve vefalı bir aşktır ki, 17 yaşında sinema eğitimi almak için İtalya’ya savurur. 

Roma’da sanat tarihi, tiyatro ve sinema tarihi okumaya başlar. Asıl amacı sinema olduğundan yönetmenlerle röportajlar yapar ve her röportajın sonunda asistanlık yapmak istediğini söyler. Defalarca tekrarlanır bu ve sonunda oyuncu yönetmen Massimo Trosi’den olumlu yanıt alınca, 15 yıl sürecek bir asistanlık süreci başlar. Yıllar sonra Ferzan Özpetek Avrupa’nın sayılı yönetmenleri arasına girecek ve Bernardo Bertolucci onu asistanı yapmadığı için hayıflanacaktır.

1997 yılında çekilen Hamam, Ferzan Özpetek’in yıllardır hayalini kurduğu ilk uzun metrajlı filmidir. İstanbul filmde yalnızca bir mekân değil, bir ana kahramandır. Onun gözünden anlatılan İstanbul dünyada çok beğenilir ve film çok ses getirir. Uluslararası birçok festivalden toplam 37 ödül alır. Kendisine miras olarak bırakılan Hamam’ı görmek için İstanbul’a gelen bir İtalyan’la bir Türk genci arasındaki aşkı anlatan film, Türkiye’de Altın Portakal Film Festivali’nde en iyi film, en iyi yönetmen ve en iyi film müziği ödüllerini alır.

Ferzan Özpetek Filmleri

“O günlerde, Hamam üzerine çok sert eleştiriler gelmişti İstanbul’u çok turistik olarak anlatıyor diye. Filmden bir iki yıl sonra orada anlattıklarım değer kazanmaya başladı.

İstanbul’a gelen turist sayısı arttı. Bu çok hoşuma gitti, benim için asıl ödül bu oldu.”

Gerçekten de Hamam’daki İstanbul bir batılı gözünden anlatılıyor diye çok eleştirilir.

Ferzan Özpetek İstanbul’a uzaktan bir gözle bakmıştır ve onun kafasındaki “İstanbul kartpostalları” farklıdır.

“İstanbul’a bakış açım İtalyaya geldikten sonra çok değişti. Daha önce önem vermediğim şeyler benim için çok çok önemli hale geldi. Ben İstanbul’a da, Roma’ya da her iki şehirde yaşamış bir insan gözüyle bakıyorum.”

Ferzan Özpetek Karşı Pencere Filmi

1999 yılında ikinci film gelir, Harem Suare. Harem Suare gene İstanbul’un bir başka yüzünü, Osmanlı sultanı 2. Abdülhamit’in hareminin son günlerini, cariyelerin trajedisini anlatır. Bu film de dünya çapında ses getirir ve Özpetek’in uluslararası alandaki ününü pekiştirir. Hamam’da bir İtalyan’ın gözünden kendi kimliğini yeniden keşfedişini, Harem Suare’de ise köklerinden ayrılıp yeni bir kültüre gidişini anlatır bir yerde. İlk filmiyle kendi ülkesini ve İstanbul’unu anlatan yönetmen artık kamerasını Roma’ya çevirir.

Doğu Roma’nın Başkentinden Batı Roma’nın Başkentine

“Benim için söylenen, Doğu Roma’nın başkentinde doğdu, Batı Roma’nın başkentinde yaşıyor, sözü çok hoşuma gidiyor. Çünkü her ikisi de birbirinden güzel şehirler. İstanbul’da doğmuş biri kendini nasıl İstanbullu hissetmez ki? İstanbul’un çok farklı bir anlamı var benim için, ama ben Roma’yı da seviyorum, Roma’ya da aşığım.”

İstanbul ile Roma’yı karşılaştırmak çok zor onun için. “Birbirine benzeyen ama farklı şehirler. İstanbul çok daha çağdaş, her şey çok daha hızlı gelişiyor. Roma çok daha durgun, kendini koruyor, daha yavaş değişiyor.”

“Ben eskiden beri hep söylerim İstanbul’dan Roma’ya gelmek, enternasyonal büyük bir şehirden, küçük bir şehre gelmek gibi.”

2001 yılında çektiği Cahil Periler, Özpetek’in kamerasını ikinci şehri Roma’ya çevirdiği ilk filmdir. Artık İtalya’nın en ünlü yönetmenleri arasında sayılır. 2003’te Karşı Pencere ve ardından Kutsal Yürek gelir. Filmler, Cannes başta olmak üzere dünyanın birçok önemli festivallerinden ilgi görür, ödüller alır.

Cahil Periler Filmi

Bütün filmlerinde çok kültürlülük dikkati çeker. Farklı kimlikler, farklı kökenler ve farklı dinlerden insanların ortak duygularını anlatır. İnsanın kimlik arayışı, cinsellik, aşk filmlerinde hep ana temadır.

“İstanbul’da yaşamış olmak insanın bakış açısını çok etkiliyor. O kadar şanslıyım ki, ben çok kültürlü bir şehirde doğdum büyüdüm. Kilise, camii ve sinagogun bir arada olduğu bir yerde, Yunan, Ermeni ve Türk komşularla büyüdüm. Bu nedenle hiçbir ülkede olmayan hiçbir şeye benzemeyen bir şekilde gelişti kafa yapım. İstanbul’da gördüklerimi hiçbir yerde bulmadım ben.”

Boğaz Bölgesini Çok Seviyorum

Ferzan Özpetek, Kuzguncuk’ta doğduğu evi, mahallesini hiç unutamıyor. İstanbul’a geldiği zamanlar oraya gidiyor, eski arkadaşlarını ziyaret ediyor. “Hamam filmini Kuzguncuk’taki eski bir hamamda çektim. Filmi yaparken kararlarım üzerinde de etkili oldu. Kuzguncuk’un benim için çok özel bir yeri ve önemi var.”

Onun İstanbul özlemi İstanbul’dayken de devam ediyor. “Gençliğimin geçtiği İstanbul yok artık. Bu beni çok melankolik bir hale getiriyor. Gençlikte heyecan vardı, pır pır ederdi içiniz, belki de bundandır.”

“Arkadaşlarımla bir yerde oturup çay içmek, sokaktaki tezgâhtan simit alıp yemek, sinemaya gitmek ve sinema çıkışında muhallebicide oturmak… Akla gelmeyecek saçma sapan şeyleri bile özlüyorum.”

İstanbul’da Mutlaka Yapılmalı

“İstanbul’a gelen arkadaşlarıma bir şeyler tavsiye ettiğimde hep içime bir korku düşer, ya beğenmezlerse, düşündükleri gibi olmazsa diye. Ama yine de tavsiyede bulunurum.”

Kariye Camii’nin yanındaki Asitane lokantasının kavun dolmasını mutlaka tadın. Gül reçeli alın Üçyıldız Şekerleme’den. Ama İstanbul’un tadını almak için en güzeli motorla Beşiktaş’tan Üsküdar’a gidin, Kanaat Lokantası’nda yemek yiyin. Dönüşte yine motorla Ortaköy’e geçin ve Boğaz’a karşı bir kahve için.”

 “Motorla Beşiktaş’tan Üsküdar’a geçerken İstanbul’un güzelliğini nasıl anlatabilirim ki?” “Ben eskiden beri hep söylerim İstanbul’dan Roma’ya gelmek, enternasyonal büyük bir şehirden, küçük bir şehre gelmek gibidir”

Keşke

“Keşke eski binalar yıkılıp yenileri yapılmasaydı. Yara gibidir içimde o yıkılmalar…”

Ferzan Özpetek, yeni filmi İstanbul Kırmızısı ile 3 Mart’ta sinemalarda olacak. Nejat İşler, Zerrin Tekindor, Halit Ergenç, Tuba Büyüküstün gibi ünlü oyuncuların bir arada olduğu filmde Ferzan Özpetek’in vazgeçilmezi Serra Yılmaz da bulunuyor.

Yorum bırakarak düşüncelerini bizimle paylaşmaya ne dersin?

Sen de kişisel yorumunu etiketiyle yazabilirsin.


Bu içeriklere de göz atmak ister misin ?