İstanbul’da Bir Lezzet Adı: Vefa Bozası

Bardaklar hazırlanır, evde yeterince tarçın var mı kontrol edilir, leblebi de varsa ne âlâ. Eh, Vefa bozası içeceğiz, olsun o kadar değil mi?

23.04.2017

Mevsim kış, hava buz gibi. Güneş çabucak batıyor, geceler upuzun. Henüz 9 – 10 yaşlarındasınız, evinizde oturuyorsunuz, saat sekizi, dokuzu geçmiş… Sokaktan bir ses gelir uzaktan uzağa… “Booozaaa! Vefa’nın booozaa!”. Birden herkesin sakin sakin oturduğu evde bir koşuşturmaca başlar, anlam veremezsiniz çocuk aklınızla. Bir aceleyle boza konacak bir kap bulunur, aman bozacıyı kaçırmayalım diye birisi pencerede erketede bekletilir, bardaklar hazırlanır, evde yeterince tarçın var mı kontrol edilir, leblebi de varsa ne âlâ. Eh, Vefa bozası içeceğiz, olsun o kadar değil mi?

Evdeki boza keyfi böyle başlar ama bu keyfi bir de yerinde, yani Hacı Sadık Bey’in 132 yıl önce Vefa’da açtığı dükkânda yaşamak var. Kapısından girdiğinizde sağınızda kalan,  üzeri tavana kadar minik ayna parçalarıyla kaplı iki sütundan birinin dibine oturup 1876’dan bu yana olduğu gibi korunmuş bu tarihi binada, üzerine mis gibi tarçın serpilmiş bir bardak boza içmenin keyfi başkadır. Üstelik dükkânın tam karşısındaki Tarihi Vefa Leblebicisi’nden de bozanın lezzet ortağı leblebiyi sıcak sıcak alarak… İçeride yer bulamadınız mı? Üzülmeyin, kış aylarında arabanıza servis bile var Vefa Bozacısı’nda.

İlginç bir lezzettir boza, içildiğinde kişiden kişiye değişen tepkiler alırsınız. Kimisi çok sever, bayılır, kimisi o tatlı-ekşi tadından hoşlanmaz, kimisi çocukken sevmediği boza lezzetini büyüdükçe yeniden keşfeder ve içtikçe içmek ister. Aslında gevşek bir puding kıvamındaki boza için “içmek” fiilini kullanmamalı belki de. Çünkü Vefa Bozacısı’na gidip bir bardak boza aldığınızda yanında size bir de plastik kaşık veriyorlar, bozanızı kaşık kaşık “yiyesiniz” veya bardakta kalanı sıyırasınız diye. Bu koyu kıvamı ve bugün bildiğimiz lezzetiyse Vefa Bozacısı’nı kuran Hacı Sadık Bey vermiş bozaya. Bir anlamda bozada standartları o belirlemiş ve onun yaptığı boza öyle sevilmiş ki zaman içinde bir marka olmayı başarmış Vefa Bozacısı. Boza denince akla önce Vefa semtinin, Vefa denince akla hemen bozanın gelmesi boşuna değil.

Vefa Bozacısı

Boza, darı irmiği, su ve şekerden yapılan mayalı bir içecek. Mayalı olduğu için de fermantasyonu sürekli devam ediyor. Bu nedenle bozayı çok bekletmeden içmek gerekli. Bekletmeden içmenin bir faydası da devamlı mayalanan bozanın tadının mayalandıkça ekşileşmesinin önüne geçmiş olmak. “Bozayı ekşi seviyorum ben” diyorsanız durum başka tabii. Mayalı her içecek gibi boza da içinde gıda bakterilerinin yaşadığı faydalı bir içecek. Faydaları da öyle küçümsenecek gibi de değil. İçinde A ve B vitaminlerinin dört türü ile C ve E vitaminleri bulunuyor, hamile veya emziren annelere süt yaptığı için tavsiye ediliyor, mayalanırken ortaya çıkan laktik asit hazmı kolaylaştırıyor. Abartmış gibi olmayalım ama her derde deva neredeyse.

Küçük bir tarihsel bilgi vermeden de geçemeyeceğim; Osmanlı’da içki yasağının hüküm sürdüğü dönemlerde akşamcılar keyiflerini boza, diğer adıyla “Tatar bozası” içerek sürdürürlermiş. Darı ve şeker birlikte mayalandıkça alkolleştiği için belli bir süre bekletilmiş boza insanı çarpar, sarhoş edermiş. Eh, yakayı ele verince işin kılıfı da hazır, “İçki içmiyoruz ki canım, alt tarafı boza içiyoruz. Bozadan ne olacak değil mi?”

Vefa Bozacısı

Adres: Katip Çelebi Cad. No: 104/1, Vefa

Tel: +90 212 519 49 22

Yorum bırakarak düşüncelerini bizimle paylaşmaya ne dersin?

Sen de kişisel yorumunu etiketiyle yazabilirsin.


Bu içeriklere de göz atmak ister misin ?