İstanbul’da Ütopik Bir Dünya: Botanik Bahçesi

Seraları, havuzları, bahçesi ve 5000’i aşkın bitki türüyle İstanbul Üniversitesi Botanik Bahçesi tam bir doğa şöleni sunuyor.

11.08.2017

İstanbul Üniversitesi’nin görkemli Beyazıt kapısının yanından geçip buram buram tarih kokan sokaklarda ilerlerken Süleymaniye Camii’nin hemen sonunda karşınıza çıkan İstanbul Üniversitesi Botanik Bahçesi, size bambaşka bir dünyanın kapılarını açıyor.

On bin bitki türüne sahip Türkiye’nin en eski botanik bahçesinde, 127 familyadan 400 adet ağaç ve çalı ile yaklaşık 3500 adet otsu bitki yer alıyor. Dokuz serasıyla birlikte toplam 17 dönümlük bir arsa üzerinde konuşlanan bahçe, İstanbul Müftülüğü’yle aynı girişi kullanıyor. Geçtiğimiz günlerde botanik bahçesinin İstanbul Müftülüğü’ne devredildiği ortaya çıktı.

Kırmızı Muz Ağacı ve Piranalar

Bitkilere uygun iklim koşulları sunulabilmesi için özel olarak inşa edilen binalar nedeniyle, birçok iklim ve dört mevsim aynı anda yaşanıyor burada. Örneğin kuzeyden gelen rüzgârı kesen bina sayesinde, ön tarafta Karadeniz’e özgü bitkiler yeşerirken, arka kısım bahar kalıyor. Türkiye’nin ve dünyanın dört bir tarafından gelen, ayrı iklimlere ve apayrı kültürlere ait bitkiler bir arada filiz veriyor. Tropik yaşam koşullarının sağlandığı seraya girdiğinizde ise şahit olduklarınız karşısında nefesiniz kesiliyor. Sadece bir kez meyve veren ve hiçbir yerde görme imkânınızın bulunmadığı kırmızı muz ağacı ile yapraklarıyla tüm serayı donatan kahve ağaçları, size tropik ortamın tüm unsurlarını sunuyor. Hatta özel olarak ısıtılan havuzda piranalar bile mevcut.

İstanbul Üniversitesi Botanik Bahçesi

Bahçe bahane, manzara şahane!

Tropik yaşamdan uzaklaştığınızda farklı türlerdeki binlerce bitkinin yanı sıra, muhteşem Haliç manzarası tüm büyüsüyle karşınızda duruyor. İstanbul’un hiçbir yerinden Haliç belki de bu kadar güzel, bu kadar gizemli ve böylesine masalsı görünmüyor. Bu hazineyi çoktan keşfeden öğrenciler ders aralarında buraya kaçıyormuş. Naif bir sessizlik hâkim ortama. Özensiz tek bir harekette tüm büyü bozulacakmış gibi itinayla hareket ediyor herkes. Anlayacağınız, bu eşsiz güzellik karşısında herkes saygıyla davranıyor.

Botanik Bahçesi’nde gördüklerinizin her biri ayrı güzellikte ve belki de başka bir yerde görme şansınız olmayan bitkiler. Marketlerden aldığınız bahçe domateslerinin dalında nasıl durduğunu görme fırsatı yakalıyorsunuz. Bu müthiş çeşitlilik için 400 botanik bahçesi ile de tohum alışverişi yapılıyor. Ayrıca, ülke dışına çıkması yasak olan bitkiler de çabalar sayesinde İstanbul Üniversitesi Botanik Bahçesi’nde yer alıyor.

İstanbul Botanik Bahçesi

Botanik Bahçesi’nin Kuruluş Öyküsü

Bu müthiş bahçenin kuruluş öyküsü de 1930’lu yıllara uzanıyor. Hitler mağdurlarından Prof. Dr. Alfred Heilbronn ve Prof. Dr. Leo Brauner ile zoolog Prof. Dr. Andrê Naville Atatürk’ün daveti üzerine İstanbul’a geliyor ve biyoloji enstitülerinde botanik ve zooloji dersleri vermeye başlıyorlar. İlk günden itibaren, İstanbul Üniversitesi’ne bağlı bir botanik bahçesi kurmak isteyen Alfred Heilbronn’un isteği nihayet oluyor, Leo Brauner ve Alman bahçe uzmanı Walter Stephan ile birlikte botanik bahçesinin kuruluş aşamasında çalışıyorlar.

Bahçe, 1935 yılında “İstanbul Üniversitesi Botanik Bahçesi” adı ile hizmete giriyor. Ancak kuruluş tarihi, enstitülerin eğitim ve öğretime başladığı 1937 yılı olarak kabul ediliyor.

Yorum bırakarak düşüncelerini bizimle paylaşmaya ne dersin?

Sen de kişisel yorumunu etiketiyle yazabilirsin.


Bu içeriklere de göz atmak ister misin ?