İstanbul’daki En Ünlü Camiler

Yüzyıllarca Müslüman bir imparatorluğa başkentlik yapan İstanbul’un hepsi birbirinden güzel ve değerli en ünlü camilerini sizin için yazdık.

20.04.2017

Ahi Çelebi Camii

Eminönü'de, Haliç kıyısında, İstanbul Ticaret Odası'nın yanındadır. İnşa tarihi ve mimari tam olarak bilinemeyen cami, 1500'lerin başlarında Fatih Darüşşifası'nda başhekimlik yapan Ahi Çelebi tarafından yaptırılmıştır. Günümüzde harap durumda bulunan Evliya Çelebi'nin ünlü rüyasını gördüğü cami olması hasebiyle İstanbul tarihinde önemli bir yer tutuyor.

Ahi Çelebi Camii

Arap Camii

Galata'da, Tersane Caddesi, Galata Mahkemesi Sokağı'ndadır. Haliç'in Galata yakasındaki en büyük camidir. Bu caminin İstanbul'u kuşatan Araplar tarafından yaptırıldığına dair bir efsane vardır. Ancak bu tarihsel verilerle çatışmaktadır.

Aslında İstanbul fethedildiğinde burada bir kilise vardır. Bu kilise Fatih Sultan Mehmed tarafından Galata Camii adıyla 1475 yılında camiye dönüştürülmüştür. 1492'de Endülüs'ten göçeden Araplar bu cami etrafına yerleştirildikten sonra Arap Camii ismini almıştır. Dönem dönem tamirat görmüş ve bazı değişikliklere uğramıştır. 1913 yılında yapılan tamirat sırasında zeminden çıkan Cenevizliler’e ait kitabeli ve armalı mezar taşları Arkeoloji Müzesi’ne taşınmıştır.

Cami dikdörtgen planlı ve gotik tarzda bir yapıdır. Kiliseye ait çan kulesi de minareye dönüştürülmüştür. Bu minare Endülüs'teki minarelere çok benzemektedir.

Arap Camii

Ayazma Camii

Üsküdar'da, Salacak'la Şemsipaşa semtleri arasında, Kız Kulesi'nin karşısında ve Marmara'ya hâkim bir tepe üzerindedir. 1760-1761 yıllannda Sultan III. Mustafa tarafından annesi Mihrişah Emine Sultan ile kardeşi Şehzade Süleyman adlarına yaptırılmıştır. Mimar Mehmed Tahir Ağa'nın eseridir. Caminin yerinde daha evvelce Ayazma Sarayı ve Bahçesi olduğundan bu ismi almıştır.

Avrupa sanat üsluplarının etkisinde yapılmış camilerdendir. Üç kapılı avludan camiye merdivenle çıkılır. Minaresi tek şerefelidir. 20 penceresi olan merkez kubbe dört fil ayağına dayanmaktadır. Tabanı mermerlerle döşenmiştir. 86 adet penceresi vardır. Minberi oymalı renkli mermerden, mihrabın içi kırmızı somakidendir. Binanın doğusundaki hünkâr mahfilinin duvarlarında İtalyan çinileri yer almıştır. Cami içinde Hattat Seyyid Abdullah ve Hattat Seyyid Mustafa'nın yazılan vardır.

Haziresinde birçok mezar bulunmaktadır. Sol köşedeki çeşme, Şair Zihni'nin kitabesi ile süslüdür.

Ayazma Camii

Beylerbeyi Camii

Boğaziçi'nin Anadolu yakasında, Beylerbeyi İskelesi yanında ve deniz kıyısındadır. Sultan I. Abdülhamid tarafından 1778 yılında annesi Rabia Sultan'ın anısına yaptırılmıştır. Mimar Tahir Ağa'nın eseridir. Cami barok üslubundadır ve kesme taştan inşa edilmiştir. 55 pencereli, iki minareli, sekizgen tabana oturan bir yapıdır. Tek kubbesi vardır, mihrabın önündeki alan ise yarım bir kubbe ile örtülüdür. İç yüzeyi kalem işiyle süslenmiştir. Cami hem Osmanlı hem de Avrupa çinileriyle kaplanmıştır. Bu haliyle cami adeta farklı kültürlerin bir araya geldiği bir sergi görünümündedir.

Beylerbeyi Camii

Dolmabahçe Camii

Dolmabahçe Sarayı'nın güneyinde, sahilde yeralır. Sultan Abdülmecid'in annesi Bezm-i Alem Valide Sultan tarafından yaptırılmaya başlanmış ama vefatı ile Sultan Abdülmecid inşasını sürdürmüştür. Cami 1855 yılında tamamlanmıştır, mimarı Garabet Balyan'dır. Barok üslubuyla yapılmış süslü camilerdendir. Cami, saraya bitişik olduğu için ön kısmına hünkâr ile devlet ricalinin ibadet edebileceği, selamlık töreni ve buluşmaların yapılacağı iki katlı bir hünkâr mahfili inşa edilmiştir.

Türk mimarisinde ender olarak rastlanan yuvarlak pencere düzeni ve tavuskuşu kuyruğunu andıran biçimi yapıya değişik bir görünüm kazandırmaktadır. Tek şerefeli iki minaresi vardır. İç cephesi barok ve ampir üslupların karışımından oluşan bir dekorasyona sahiptir. Kubbeden kıymetli bir avize sarkmaktadır. Mihrap ve mimber kırmızı somaki mermerdendir. Dolmabahçe Camii

Hırka-ı Şerif Camii

Fatih'te, adını verdiği semtte Muhtesip İskender Mahallesi’nde yer almaktadır. 1851 yılında Sultan Abdülmecid tarafından Hz. Muhammed'in Veysel Karani'ye verdiği Hırka-i Şerif'in muhafazası ve ziyareti için yaptırılmıştır. Adını da buradan almıştır.

Cami, İstanbul'un dini folklorunda çok önemli bir yere sahiptir. Saklanan hırka 17. yüzyıl başlarında, el-Karani sülalesinden olan Şükrullah Üveysi'den Sultan I. Ahmed'in fermanı ile alınmış, muhtelif yerlerde muhafaza edildikten sonra bu amaçla inşa edilen cami içindeki yerine konulmuştur. Ramazan ayının on beşinden Kadir Gecesi’ne kadar öğlen ve ikindi namazları arasında Hırka-i Şerif ziyarete açılır. Cami yapılırken civardaki birçok yapı kamulaştırılmış, cami yanısıra Üveysi ailesinin en yaşlı ferdi için bir meşruta, vekil dairesi, muhafızlar için kışla (halen Hırka-i Şerif İlkokulu olarak kullanılan bina), vazifeliler için odalar yapılarak bir külliye oluşturulmuştur.

Cami avlusuna abidevi görünümlü üç kapı ile girilir. Kesme küfeki taştan yapılmıştır. Tek şerefeli iki minaresi vardır. Sekiz köşeli olan camiyi sekiz pencereli bir kubbe örter. Bahçenin sağındaki kapı üzerinde Sultan Abdülmecid'in tuğrası altında Hattat Kazasker Mustafa İzzeddin'in hattıyla bir kitabe yeralır. Kubbe altında yine aynı hattatın 8 adet ayet levhası sıralanmıştır. Abdülmecid'in yazarak imzasını attığı 8 levhası mimberin üstünde yer almıştır. Vaiz kürsüsü, mihrabı ve minberi kırmızı somakiden yapılmıştır.

Hırka-ı Şerif Camii

Küçük Ayasofya Camii

Eminönü ilçesinde, Cankurtaran ile Kadırga arasında, Küçük Ayasofya Caddesi'nin sonundadır. Kiliseden çevrilme camilerdendir. 527 yılında Bizans İmparatoru I. Jüstinyen zamanında yapılmıştır. Eski adı "Sergiyos ve Bakhos Kilisesi" idi. Alt sütunlar üzerindeki kitabede tapınağı I. Jüstinyen'in St. Sergiyos ve St. Bacchus adlı azizler adına yaptırdığı yazılıdır. Sultan II. Bayezid zamanında Darüssaade Ağası Hadım Hüseyin Ağa tarafından bir minare eklenerek camiye çevrilmiştir. Muhtelif zamanlarda tamirler görmüş ve bugünkü minaresi 1955 yılında yaptırılmıştır.

Tuğladan dört köşe yapılmış bir binadır. Sağda yükselen minaresi tek şerefelidir. 19 m yüksekliğindeki kubbesi sekiz ayaklı kemerlere oturmuştur. Yeşil ve kırmızı renkli 34 mermer sütunun 16'sı altta ve 18'i üstte sıralanmıştır. Önündeki beş kubbeli ve altı sütunlu son cemaat yeri sonradan yapılmıştır. Sol taraftaki bahçesinde Hüseyin Ağa'nın türbesi bulunmaktadır.

Küçük Ayasofya Camii

Ortaköy Camii

Boğaziçi’de Ortaköy semtinde, sahildedir. Cami, Sultan Abdülmecid tarafından Mimar Nigoğos Balyan’a 1853 yılında yaptırılmıştır. Oldukça zarif bir yapı olan cami Barok üslubundandır. Boğaziçi’nde eşsiz bir konuma yerleştirilmiştir. Bütün selatin camilerinde olduğu gibi harim ve hünkâr bölümü olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Geniş ve yüksek pencereler Boğaz’ın değişken ışıklarını caminin içine taşıyacak biçimde düzenlenmiştir. Merdivenle çıkılan yapının tek şerefeliiki minaresi vardır. Duvarları beyaz kesme taştan yapılmıştır. Tek kubbenin duvarları pembe mozaiktendir. Yine mihrap mozaik ve mermerden, mimber ise somaki kaplı mermerden yapılmıştır ve ince bir işçiliğin ürünüdür.

Ortaköy Camii

Selimiye Camii

Üsküdar’da, Selimiye Kışlası’nın karşısındadır. 1805 yılında Sultan III. Selim tarafından yaptırılmıştır. 1823’de lodostan yıkılan minareleri yeniden yapılmıştır. 1964 yılında da restorasyona tabi tutulmuştur.

Dört girişli geniş bir avlu içindedir. Barok usulünde yapılmış camilerdendir. Kare planlı olan bina kesme taştan yapılmıştır. Dört duvara 24 pencereli büyük kubbeyi köşelerde birer ufak kule desteklemektedir. Kubbe içi ayetler ve kalem işleriyle bezenmiştir. Caminin içi mermer ve tahtadan oyma işçiliği bakımından zengindir. Mihrabı ve minberi somaki mermerden yapılmıştır. Son cemaat yeri 6 mermer sütun üzerine 5 kubbe ile örtülüdür. İki yönde mahfiller, tek şerefeli iki mimare ve iki katlı hünkâr daireleri bulunmaktadır. Haziresinde Sultan III. Selim’in eşi Zibifer Kadın ile Maliye Nazırı Mehmed Hasip Paşa’nın mezarları bulunmaktadır.

Selimiye Camii

Sultanahmet Camii

Sultan I. Ahmet tarafından İstanbul'da adıyla anılan meydanda 1609-1616 yılları arasında yaptırıldı. Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa'dır. Türkiye'nin altı minareli tek camisidir. Cami bölümü 64 x 72 m boyutlarındadır. 43 m yüksekliğindeki merkezî kubbesinin çapı 33,4 m olup Ayasofya'nın kubbesinden 2,6 m daha büyüktür. Caminin içi 260 pencereyle aydınlatılmıştır. Mavi, yeşil ve beyaz renkli çok güzel çinilerle bezendiği için Avrupalılar tarafından "Mavi Cami" olarak adlandırılmıştır. Yazıları Diyarbakırlı Seyyid Kasım Gubarî tarafından yazılmıştır. Çevresindeki yapılarla birlikte bir külliye oluşturur.

Sultanahmet Camii

Yıldız Camii

Beşiktaş ilçesi'nde, Barbaros Bulvarı'nda, Yıldız Sarayı yolu üzerindedir. 1885-1886 yılları arasında Sultan II. Abdülhamid tarafından yaptırılmıştır.

Son dönem Osmanlı cami mimarisinde benzeri olmayan bir örnektir. Planının bizzat Sultan II. Abdülhamid tarafından yapıldığı söylenmektedir. İç süslemeleri hiçbir camide benzeri görülmeyen zenginliktedir. Sağ ve solda merdivenle çıkılan odaları vardır. Sağda elçiler için tavanı 18 ayar altından yapılmış süslü Süfera Odası, solda ise tavanı yağlıboya tablolu ve çok süslü Hünkâr mahfili bulunmaktadır. Tek şerefeli minaresi işlemelerle bezenmiştir. Dört kalın demir sütun üzerine oturan ve etrafı 16 pencereli olan kubbesinin saçakları oyma yıldızlarla çevrilidir. Kubbesinin içi de aynı şekilde zengin süslemeler taşır. Camide 17 pencere vardır. Caminin dört tarafında çok güzel bir hatla yazılmış ayetler vardır. Birer şaheser olan duvar levhaları sedef kakmalı abanozdan yapılmıştır.

Yıldız Camii

Zeyrek Camii

Fatih ilçesinde, Zeyrek'te, İbadethane Sokağı'nda, Haliç'e hâkim bir noktadadır. Bugün cami olarak kullanılan yapı aslında II. İoannes Komnenos'un eşi Eirene tarafından yaptırılan ve dönemin en büyük manastırlarından olan Pantokrator Manastırı'nın kilisesidir.

Yapımı 1136'da tamamlanmıştır. Latin işgali sırasında Katolik rahipler tarafından bu manastıra el konulmuştur. İstanbul'un fethinden sonra ise Fatih Sultan Mehmed tarafından manastır medreseye, kilisesi de camiye çevrilmiştir. İlk müderrisi olan Molla Zeyrek Mehmed Efendi'den ötürü, Zeyrek Camii adını almıştır. 18. yüzyıl sonunda ciddi bir tamirden geçirilen cami uzun yıllar harap halde kaldıktan sonra 1966' dan itibaren büyük ölçüde restore edilmiştir. Fakat günümüzde yeniden bakıma ve korunmaya muhtaç hale gelmiştir.

Birbirine bitişik üç ayrı yapıdan oluşan bina tuğladan inşa edilmiştir. Binanın üzeri beş kubbe ile kaplanmıştır. Tek şerefeli bir minaresi vardır. Restorasyon çalışmaları sırasında ortaya çıkarılan taban döşemeleri o dönemden günümüze kadar ulaşan ender örneklerden biridir ve eşsiz güzelliktedir.

Zeyrek Camii

Yorum bırakarak düşüncelerini bizimle paylaşmaya ne dersin?

Sen de kişisel yorumunu etiketiyle yazabilirsin.