İstanbul’u Benzersiz Yapan Boğaz’ı Keşfedin

Bizans döneminde İstanbul yerleşimi Tarihi Yarımada’da yoğunlaşırken, Boğaz üzerindeki yerleşimler ise küçük sahil köyleri ve kasabaları şeklinde kendini gösteriyordu. Bugün birbiri içine geçmiş Boğaz’ın sahil semtleri, o dönemlerde küçük balıkçı köyleriydi sadece.

28.05.2017

Osmanlı döneminde yine çoğunlukla yerli balıkçı halkın yaşadığı şehirden uzak görünümdeki bu küçük köylerden bazıları, zamanla padişahların ve yüksek makamdaki devlet adamlarının mesire yerleri olarak da kullanılmaya başlandı. 1900’lü yıllara gelindiğinde Boğaz hâlâ, leb-i derya yalılarla bezeli bir görünümdeydi.

Günümüzde de Boğaz’a kıyısı olan semtlerde yaşamak, İstanbul’un ayrıcalığını bizzat yaşamak anlamına gelir. İstanbul’da yaşamak, eşsiz bir senfoniyi dinlemek gibiyse eğer, Boğaz semtleri de kesinlikle bu konser salonundaki VIP koltuklarıdır!

Marmara’dan İstanbul’a yaklaştığınızda sizi önce İstanbul’un o benzeri olmayan silueti karşılar… İmparatorların tahtı Sarayburnu solunuzdadır. Sola doğru yumuşak bir dönüşle Haliç’e girebilir, ya da dümdüz devam ederek Boğaziçi’ne, hiç de abartılı olmayacak bir diğer deyişle ‘cennet labirentine’ girebilirsiniz.

Büyük bir gemiyi idare eden fakat İstanbul Boğazı’nı tanımayan bir kaptan için aşması zor bir su yolu olan Boğaz, girintili çıkıntısı yapısı dolayısıyla, mavi ve yeşili bir arada barındıran irili ufaklı bir çok koya da ev sahipliği yapar. Marmara’dan Karadeniz’e doğru yapılacak bir Boğaz gezisinde, sizi sağlı sollu saracak semtler de genellikle bu koylarda ya da burunlarda bulunur.

İstanbul Boğazı

Kadıköy’ü sağınıza alıp ilerlerken Selimiye Kışlası’nın haşmetine şaşırır, bir süre sonra da Boğaz’ın binlerce yıllık yalnız bekçisi Kız Kulesi’yle selamlaşırsınız. Daha sonra da bir yanınızda Üsküdar, diğer yanınızda da Dolmabahçe Sarayı ve Beşiktaş’ı bulabilirsiniz.

Boğaz Köprüsü’nün altından geçmek üzere ilerlerken gözünüze çarpacak ilk şey, batı yönünde, yani solunuzda kalacak Ortaköy Camii olacaktır. Ortaköy, Boğaz gezinizde mutlaka uğramanız gereken bir duraktır.

Ortaköy’ü ve Boğaz Köprüsü’nü de geçtikten sonra karşılaşacağınız semtlerden en önemlileri ve görmenizi önerdiklerimiz arasında (Avrupa Yakası) Arnavutköy, Bebek, Aşiyan, Rumeli Hisarı, Emirgân, Tarabya, Sarıyer ve Rumeli Kavağı ile (Asya Yakası) Üsküdar, Beylerbeyi, Çengelköy, Kandilli, Beykoz ve Anadolu Kavağı’nı sayabiliriz.

Boğaziçi’nin tadına varmak için size, fotoğraf makinenizi ya da video kameranızı da mutlaka yanınıza alarak bir tekne turuna katılmanızı ve Boğaz’ın o kendine has kokusunu içinize çeke çeke Boğaz’ı ‘yaşamanızı’ öneririz. Eğer tadı damağınızda kalırsa, gece vakti yemekli bir tekneyle bu turu tekrarlamayı da mutlaka düşünmelisiniz!

Çünkü Boğaz, geceleri de bir başka güzeldir! 

Yorum bırakarak düşüncelerini bizimle paylaşmaya ne dersin?

Sen de kişisel yorumunu etiketiyle yazabilirsin.


Bu içeriklere de göz atmak ister misin ?