Yıldız ve Emirgân Koruları'nda İstanbul'u Yaşayın

İstanbul'un Boğaz hattında, sarayları ve bahçeleriyle yeşilin maviyle buluştuğu iki mekânı tanıyalım şimdi de; Yıldız ve Emirgân Koruları’nı...

22.01.2017

Yeşilin her tonuna rastlayabileceğiniz Yıldız Korusu, Beşiktaş ile Ortaköy arasındaki yamaçlar üzerinde bulunuyor. Beşiktaş’ın oksijen deposu olarak da tanımlayabileceğimiz bu koru, Osmanlı dönemindeki lale bahçeleriyle padişahların gözde mekanları arasında yer alıyor. Destansı eğlencelere tanık olan Yıldız Korusu,

Abdülhamid'in tahttan indirilmesinin ardından kapanıyor.

YildizParki

Günümüzde ise halkın hizmetine sunulan Yıldız Korusu, doğası ve sakinliği ile İstanbulluların tercih ettiği dinlenme alanlarının başında geliyor. Orijinaline sadık kalınarak restore eden köşkleri ve asırlık ağaçlarıyla ziyaretçilerine keyifli bir piknik imkânı sunan koruda, aynı zamanda kafe ve restoranlar da hizmet veriyor.

Yıldız Korusu'nun Yıldızları

Koruluğun içinde ileriki sayfalarda ayrıntılarıyla değindiğimiz Yıldız Sarayı ve Şale Köşkü dışında, Yıldız Sarayı Saat Kulesi, Çadır Köşkü ve Malta Köşkü bulunuyor.

YıldızKorusu

Yıldız Saat Kulesi: Yıldız Camii avlusunun güneybatı köşesinde bulunur. 1890 yılında yapılan kule, oryantalist ve neo-gotik sentezi tasarımıyla ilgi çeker. Köşeleri kırık kare bir plan üzerine yükselen üç katlı kule, sivri ve dilimli bir kubbe ile örtülüdür. Örtü kısmında yine dilimli kemerli çatı pencereleri bulunur.

Çadır Köşkü: Günümüzde Yıldız Korusu'nun içinde yer alan iki tarihi köşkten biridir. Çırağan Sarayı'nın arka bahçesine günübirlik geziler için inşa ettirilen köşk, Cumhuriyet’in ilânının ardından uzun süre kapalı kalır. Günümüzde ise halka açık bir alandır.

Malta Köşkü:Abdülaziz döneminde yaptırıldığı bilinen Malta Köşkü, muhteşem manzarası ile dikkat çeker. Orijinaline sadık kalınarak restore edilen Malta Köşkü'nde bir yandan müthiş tavan süslemelerini inceleyebilir, bir yandan da sevdiklerinizle keyifli bir yemeğin tadını çıkarabilirsiniz.

Emirgân Korusu

Emirgân Korusu, Avrupa yakasındaki Emirgân semtinin kuzeybatı yamacında yer alır. Bizans Dönemi'nde servis ormanı olan bu yeşil alan, 16. yüzyıl ortasında “Feridun Bey Bahçesi” olarak anılır. IV. Murad, 1635'te burayı Emirgüneoğlu'na verince ve buraya “Emiroğlu Bahçesi” denir, daha sonra “Mirgün” ve “Emirgân” olarak değiştirilir.

EmirganKorusu

19. yüzyılın ikinci yarısında Abdülaziz, Emirgüne köyünün arasındaki bu koruluğu Hidiv İsmail Paşa'ya verir, o da buraya kıyıdaki ahşap saraydan başka üç adet köşk yaptırır. Koru daha sonra Saffet Lütfü Tozan'a, daha sonra da İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne geçer ve halka açılır.

Siz de Boğaziçi’nin muhteşem manzarasında keyifli bir gün geçirmek isterseniz Emirgân Korusu’na mutlaka gelmelisiniz. Güzel bir yürüyüşün ardından, orijinaline sadık kalınarak restore edilen Sarı, Pembe ve Beyaz Köşk’te vereceğiniz molalarla İstanbul’un tadına çok daha iyi varacak, keşke daha önce yapsaydık diyeceksiniz…

Yorum bırakarak düşüncelerini bizimle paylaşmaya ne dersin?

Sen de kişisel yorumunu etiketiyle yazabilirsin.


Bu içeriklere de göz atmak ister misin ?