İstanbul'un Balıkçı Köylerine Bir Gezinti

Her gün yeni gökdelenlerin yükseldiği İstanbul'da kendi halinde yaşantısını sürdüren balıkçı köylerinde doğayla iç içe, huzur dolu hayatlara tanık oluyoruz.

03.08.2017

Ortasından deniz geçen bir kent olan İstanbul'un pek çok küçük yerleşim yeri, eskiden geçimini balıkçılıkla sağlıyordu.

Şimdilerde bu köylerin sadece birkaçında aynı gündelik hayat devam ediyor. Gün boyunca erkekler denizde, kadınlar evde çalışıyor. Kışın balıkçılar avda olduğu için liman bomboş, yazın ise teknelerini tamir etmekle uğraşan balıkçılarla dolu...

Köylerde şehirden bir iz taşıyan tek şey, son yıllarda açılan küçük balık restoranları. Balığın en tazesini yiyebileceğiniz bu restoranlar, kentin içinde tarifsiz bir keyif sunuyor.

Köprüden Önce Garipçe

Avrupa Yakası’nın en saklı balıkçı köyüydü Garipçe. Sarıyer'den sonra Rumeli Feneri-Kilyos yönünde 6 kilometre uzaklıkta. Garipçe yolundan biraz ilerlediğinizde bu küçük köyün sahiline ulaşıyorsunuz. Tarihi Cenevizliler'ekadar uzanan bu şirin balıkçı köyünde 104 hane var. Zaten balıkçıların deyimiyle "pimapencilik" yapan birkaç genç ve köyün imamı hariç, herkes balıkçılıkla uğraşıyor. Öyle küçük bir köy ki, bir tane kahvesi ve bir tane bakkalı var.

İstanbul'un Balıkçı Köyleri

Bu sessiz sakin balıkçı köyünü, hafta sonları sahildeki üç restoran hareketlendiriyor. Geçtiğimiz yıllarda köyde park yeri bulmak bile mümkün olmuyormuş.

Şimdiyse 3. İstanbul köprüsü sebebiyle zarar görüyor.

Meydanın sağ tarafında Aydın Balık, sol tarafında Garipçe Balık restoranı var. Garipçe'nin en yeni balık restoranı olan Asmaaltı, denize biraz uzak ama çok güzel bir bahçesi var. Burada köy tereyağı, üç çeşit ev reçeli, Trabzon balı yiyebileceğiniz bir kahvaltı menüsü de servis ediliyor.

Garipçe aslında tam bir Karadeniz köyünü anımsatıyor. Zaten halkın tümü Trabzonlulardan oluşuyor. Burada doğup büyüyen Ahmet Yılmaz, Trabzonluların 150 yıl önce balıkçılık yapmak amacıyla buraya geldiğini anlatıyor. "Dedelerimiz zamanla ağlarını koymak için barakalar; kalmak için evler yapmışlar. Ondan sonra kimisi Trabzon'dan ailesini de getirmiş."

Rumeli Kavağı

İstanbul'un en ünlü balıkçı köylerinden biri olan Rumeli Kavağı'nda, her bütçeye göre farklı balık restoranı bulunuyor. Hafta sonları müdavimlerini ağırlayan restoranların çoğunu, köy sakinleri işletiyor.

İstanbul'un Balıkçı Köyleri

1971'de Kavak'taki tüm balıkçıların halka ucuz ve taze balık sunmak amacıyla harekete geçmesiyle açılmışlar. En eskisi 1941'de kurulan İskele Balık Lokantası. Onun yanı sıra Balıkçı Recai, Balıkçı Kahraman, Günay Balık, Rumeli Kavağı Yedigün, Süper Yedigün, Reis Balık, Çınaraltı, Nokta, Ayder ve Şampiyon Balık gibi birçok balık restoranı da var.

Rumeli Kavağı, ünlülerin en çok rağbet ettiği balıkçı köylerinden biri. Örneğin Balıkçı Kahraman'ın müdavimleri arasında Hıncal Uluç, Rahmi Koç, Deniz Baykal, Özcan Deniz, Kenan İmirzalıoğlu gibi isimler var. Bu kadar ilgi görmesinin nedeni ise buraya özgü külde pişirilmiş kalkan tandır.

Balıklar mevsime göre değişiyor. Şu an av yasağı olduğu için palamut ve torik gibi yumurtalarını bırakan balıkları avlamak yasak.

Anadolu Kavağı

Anadolu Yakası’nın en hareketli balıkçı köyü Anadolu Kavağı. Gerek turistik dükkânları gerekse restoranlarıyla çok cazip. İkinci köprünün çıkışından sonra Anadolu Kavağı oklarını izleyerek kolayca ulaşabilirsiniz.

İstanbul'un Balıkçı Köyleri

Şimdilerde tüm balıkçılar limanda, ağlarını yenilemekle uğraşıyor. 50 yaşındaki Ahmet Özdemir, bu aralar yılın yorgunluğunu attıklarını söylüyor. Özdemir'in hayatı 13 yaşından beri teknelerde geçmiş. "Balıkçılığın her aşamasını dedemden öğrendim. Eskiden bu işler daha zordu. Yeni teknolojiler balıkçılıkta da uygulanıyor. Artık balıkların yerini bulmak çok kolay. Yine de işin en zor tarafı kısa sürelerle de olsa ailemizden ayrı kalıyor oluşumuz" diyor.

Rumeli Feneri

Manzara eşliğinde balık yemek isteyenler Rumeli Feneri'ni tercih ediyor. Burada üç güzel restoran var: Roke Balık Lokantası, Pavurya Restaurant ve Barınak Balık. Bunların arasında ilk açılan restoran Roke'nin manzarası müthiş. Masanıza oturduğunuzda bir yanda Karadeniz, diğer yanda Marmara'yı seyredebiliyorsunuz. Burada Tan Sağtürk, Emre Altuğ, Sibel Tüzün, Çağla Şikel gibi ünlü isimlere rastlarsanız şaşırmayın. Garipçeli balıkçılar, köylerinde liman olmadığı için teknelerini bir diğer balıkçı köyü olan Rumeli Feneri'ne bırakıyorlar.

Anadolu Feneri

Anadolu Kavağı'ndan sonraki iki balıkçı köyü ise Poyrazköy ve Anadolu Feneri. Anadolu Feneri oldukça küçük bir köy. Nüfusu 500 civarında olan köyde, bir bakkal bir de manav var.

İstanbul'un Balıkçı Köyleri

Köydeki üç restorandan en eskisi Kaptan'ın Yeri. O kadar ilgi görüyor ki, pazar günleri çok geç saate kalmadan gitmenizde yarar var. Zaten balıklar öğleden sonra 17.00 gibi bitiyor. Diğer iki restoran ise Fener Balık Restoranı ve Ayışığı.

Poyrazköy

Poyrazköy Anadolu Feneri'ne göre biraz daha kalabalık ve turistik bir köy. Denize girilebilecek bir kumsalı da olduğu için tatilciler de rağbet ediyor. Yine de köy sakinlerinin yüzde 70'i balıkçı.

Sahil boyunca üç tane restoran var. Kavaktan sonra bu köylere ulaşmak için Beykoz'u geçtikten yaklaşık 4 kilometre sonra, solda Poyrazköy-Anadolu Feneri tabelasını izlemek gerekiyor. Dar asfalt yolu, sık orman içinden keskin olmayan virajlarla yükseliyor. Anadolu Feneri'ne doğru giderken solda Poyrazköy yön levhasını izleyerek boğaz kıyısına iniliyor. Buraya girmeyip düz devam ederseniz Anadolu Feneri'ne gidersiniz.

Yorum bırakarak düşüncelerini bizimle paylaşmaya ne dersin?

Sen de kişisel yorumunu etiketiyle yazabilirsin.


Bu içeriklere de göz atmak ister misin ?