İstanbul’un Cam Ocağı

Ellerinizle kendinize rengârenk bir dünya yaratmaya ne dersiniz? İster sevdiklerinizi boncuk boncuk boynunuzda taşıyabileceğiniz, ister çeşm-i bülbül serinliğini içinizde hissedebileceğiniz bir dünya… Cam Ocağı size bu imkânı sunuyor. Yeter ki, siz renginizi belirleyin.

20.05.2017

Beykoz’un yemyeşil doğasında yapacağınız yaklaşık bir saatlik yolculuk sonrasında varacağınız, âdeta cennetten bir köşe Cam Ocağı… Cam kadar kırılgan, saydam ve insanların birbirine en az cam kadar özenli yaklaştığı bir yer. Öğümce’de oldukça geniş bir alan üzerine kurulu Cam Ocağı; kursiyerlerin kalabileceği yapılar, atölyeler ve eserlerin satışa sunulduğu mağazalardan oluşuyor. Yaz aylarında yüzebileceğiniz bir havuzu da mevcut.

Cam Ocağı’ndan içeri girer girmez, gördüklerimiz karşısında biraz şaşırıyoruz. Zira, buradaki her şey camdan. Yeşil bitkilerin üzerindeki yemişler, uyarı levhaları, bahçede bulunan kayalar hatta ve hatta süs havuzunun içinde bulunan balıklar bile…

Cam Ocağı Sanat

Her Biri Birer Cam Ustası Eğitimciler

Cam Ocağı’nda tercihe göre iki günlük ve iki haftalık atölye programları bulunuyor. Eğitimlerin sonunda katılımcılara sertifika veriliyor. Bu programlarda eğitimler, alanlarında dünyanın önemli isimleri arasında yer alan cam ustaları tarafından veriliyor. Ancak programlara katılmayı düşünmüyorsanız, siz de bizim gibi hafta sonları düzenlenen günübirlik gezilere katılabilirsiniz.

Cam Ocağı’nın renkli dünyasıyla tanışırken çok geçmeden üzerinizde bir hafiflik, rahatlama hissedeceksiniz. Stresinizi çoktan alarak akmakta olan Riva Deresi’nin sularının ardından sıkıntılarınıza bir el sallayın. Unutmadan… Yol üzerinde, sanki onları sevin diye orada bulunan sevimli köpeklerle oynamadan geçmemenizi öneririz. Üzüldükleri zaman takındıkları ifade gerçekten acıklı oluyor!

Cam Ocağı’nın uygulamalı gezisinde ilk olarak, ustaları bir semazen heykeli yaparken izliyoruz. Camın ısınarak, yerçekimine müthiş bir uyumla döne döne nasıl bir semazene dönüştüğünü hayranlıkla izliyoruz. Ardından, önceden düzenlenmiş masalardaki yerimize geçiyoruz ve ustamızın gözetiminde boncuk yapmaya başlıyoruz.

Sağ elimizde tuttuğumuz camı yavaş yavaş ateşle buluşturuyoruz. Isıyla eriyen camı sol elimizdeki çubuğa macun gibi sarmaya başlıyoruz. Sonra yerçekiminden de yararlanarak ağır ağır çeviriyoruz. Boncuğumuz aslında oldu. Ama gözetmenler boncuğu süslemeyi, üzerine desenler yapmayı da öğretiyorlar bize. Elinize, bu sefer başka renkte bir cam alıyoruz ve aynı yöntemle yavaş yavaş süslüyoruz boncuğumuzu. Sevdiklerimiz için de hemen bir iki tane daha yapmayı planlıyoruz. Tuhaftır, insan camın alevle buluşması karşısında, boncuk yaparken hep sevdiklerini düşünüyor.

Cam Ocağı

Ayrı Parçalardan Bütünlüğe

Aklımız boncuklarda, kendimizi ‘füzyon tekniği ile çalışma’ atölyelerinde buluyoruz. İlk önce ustamızdan malzemeleri kullanmayı öğreniyoruz. Başlangıçta gözünüz korkabilir, vazgeçmeyin! Füzyon tekniğiyle çalışmak sandığınız kadar zor değil. Zaten sizin için gerekli olan püf noktalarını ustanız öğretecek. Ayrıca 7 yaşındaki okul öğrencilerinin bu teknik yoluyla harikalar yarattığını sergilenen eserlerden görebiliyorsunuz.

Füzyon tekniğiyle çalışırken, önümüzde bulunan cam parçalarından ya da kendi kestiğimiz parçalardan bir bütün yaratıyoruz. Cam parçalarından yapılan tablo isteğe göre fırına veriliyor ve kalıbın da şeklini alarak tabak olarak çıkıyor. Cam Ocağı yetkilileri tabağı daha sonra kargo yoluyla iletiyor.

Füzyon tekniğinde her şey doğaçlama gelişiyor. Masaya oturduğumuzda yapmayı planladığımız onca şekil kafamızda uçuşurken, bambaşka bir parça çıkıyor ve hayal dünyasında yerini buluyor.

Füzyon Tekniği

Renklerin Camla Dansı

Gezinin bu bölümünde aklımızda hiçbir şey yok, kulağımız herhangi bir sese tepki veremez. Ateşle buluştuğu anda âdeta dans etmeye başlayan, ayrıyken aynı yöne akan bir bütüne dönüşen çeşm-i bülbül yapımının büyüsüne teslim olduk.

Ustamız, belli bir reçeteye göre bir gün önceden hazırlanmış, 1150 derecede tutulan camlardan, ‘pipo’ adı verilen ortası boş, metal bir üfleme çubuğuna küçük bir parça alıyor önce. Objenin temelini ‘fıska’ adı verilen bir boncuk oluşturuyor. Sıcak cama biraz üflüyor, cam bu hâliyle, daha çok şişmekte olan bir balona benziyor. Sonra cam soğumaya başlıyor. Bu noktada, fıskayı tekrar erimiş cama batıran ustamız istenilen objenin büyüklüğüne göre cam alıyor.

Çeşmi-i bülbül, 3. Selim döneminde İtalya’ya giden bir Mevlevi usta tarafından getirilen çizgi tekniği ile yapılıyor. Osmanlı İmparatorluğu döneminde mavi-beyaz ismiyle uygulanan teknik, belli bir kalıba çizgi kadar ince cam parçalarının yerleştirilmesi ve sıcak fıskanın o kalıba batırılmasıyla uygulanıyor.

Kalıba batırılarak çıkarılan fıska, üzerinde çizgilerle sıcak fırına sokuluyor ve işte o anda hep aynı yöne doğru çevrilen saydam cam ve mavi-beyaz renkteki çizgilerin dansı başlıyor. Gittikçe şekillenen çeşm-i bülbülün daha sonra son rötuşları yapılıyor ve tekrar fırına giriyor.

Sıcak cam tekniğiyle üç eserin yapımını izleyeceğiniz gezinin bu son bölümünde, dilerseniz kendi eserinizi yapma şansı yakalıyorsunuz. Ücrete tabi olan bu deneyimin ardından eseriniz yine kargoyla size ulaştırılıyor.

Cam Ocağı’ndan, bu eşsiz doğa harikasından, aşkın ateşle buluştuğu büyülü dünyadan ayrılırken; avucumuzun içinde sıkı sıkı tuttuğumuz boncuğumuzla, buraya daha sık geleceğimize dair sözler veriyoruz…

Cam Ocağı Vakfı

Cam ne zaman icad edildi?

Camın ilk olarak nasıl üretildiğine dair çok net bir bilgi yok. Ancak yaygın olan inanış, Fenikeli denizcilerin bulduğu yönünde. Hikâyeye göre, Suriye’nin Prolemais bölgesindeki sahilde kamp kuran Fenikeli denizciler ateş yakarlar ve kapları ile soda bloklarını üzerine koyarlar. Ertesi gün, ısının etkisiyle kum ve sodanın, camı oluşturduğunu görürler. Bir başka rivayet ise ilk cam örneklerinin M.Ö. 3. yüzyılda Mezopotamya’da yapıldığını söylüyor.

Cam ne zaman icat edildi?

Cam Ocağı Vakfı

Köyiçi Caddesi, 72/A, 34829, Öğümce, Beykoz-İstanbul

Tel: +90 216 433 36 93

Yorum bırakarak düşüncelerini bizimle paylaşmaya ne dersin?

Sen de kişisel yorumunu etiketiyle yazabilirsin.


Bu içeriklere de göz atmak ister misin ?