İstanbul’un Mutfak Kültürü

Dünyanın en ünlü mutfaklarından birine sahip İstanbul’un her köşesindeki farklı lezzetleri hatırlamaya ne dersiniz?

20.09.2017

Dünya listelerinde görülmesi gereken şehirler listesinin başında yer alıyor İstanbul. Bu kadar popüler ve önemli olması boşa değil tabii. İstanbul her metrekaresinde, koca bir tarihi ve kültürel geçmişi barındırıyor. Tarihi, kültürü, sanatı ve coğrafi konumuyla herkesi büyüleyen, çoğu kişiye pek çok alanda ilham veren kozmopolit bir megakent burası. Yüzyıllar boyu büyük imparatorluklara başkentlik, birçok uygarlığa da ev sahipliği yapan İstanbul’un yeme-içme kültürü de bu zenginlikten nasibini almış. İstanbul’un her semti sizlere ayrı bir lezzet sunar. Taksim, Kadıköy, Sarıyer, Anadolu ve Rumeli Kavağı, Fatih, Üsküdar, Sultanahmet, Bağdat Caddesi, Nişantaşı, Bebek, Etiler ve daha birçok semtte Türk yemeklerinin keyfine varabilirsiniz.

Osmanlı – Türk Mutfağı

Osmanlı kültürünün mirasçısı olan Türk mutfağı, Balkan ve Ortadoğu kültürlerini etkilemiş, aynı zamanda onlardan etkilenmiştir. Karadeniz mutfağı, Güneydoğu Anadolu mutfağı, Ege ve Akdeniz mutfağı gibi yörelere göre farklılıklar gösteren Türk mutfağının bu yörelere özgü yemeklerini de İstanbul’da rahatlıkla bulabilirsiniz. Türk – Osmanlı mutfağını kategorilere ayıracak olursak çoğu kişinin gözdesi ve klasikleşen tatların yer aldığı et yemeklerinden başlayabiliriz. Et yemeklerinden Adana ve Urfa kebap, döner, iskender, köfte, lahmacun, pide ve sakatatlar Türk mutfağının baş tacı yemekleridir ve hepsinin ünü sınırları aşmıştır. Sulu et yemeklerinden güveç, kâğıt kebabı, yahni gibi geleneksel Türk tatlarını da kaçırmayın. İstanbul’un hemen hemen her semtinde bulabileceğiniz bu yemekleri özellikle Kadıköy, Taksim, Fatih, Bakırköy, Samatya, Eminönü ve Aksaray(Horhor)’da en iyilerini yiyebilirsiniz. Buraya kadar gelmişken mutlaka yemeniz gereken ve yöresel Türk mutfağına özgü içli köfte, çiğ köfte, mantı, tantuni ve börekleri de es geçmeyin.

Kebap

Ocakbaşı Kültürü

Et yemekleri demişken ocakbaşı kültüründen bahsetmesek olmaz. Ocakbaşı dediğimiz kültür; kebap, tavuk, çöp şiş, ciğer etrafında dönen bir kültürdür ve tabii ki yanında rakı… Yemeği ister geniş geniş masada oturur yersiniz; ister ocakbaşı isminin hakkını verir, ocağın çevresinde oturur yersiniz. Etleri pişiren ustayla muhabbet ederek, birer birer mideye indirirsiniz kebapları, şişleri. Ocakbaşına genelde grupça gidilir ve rakının da yapmış olduğu etkiyle muhabbetin dibine vurulur.

Rakı-Balık, Boğaz…

Bir de rakı-balık kültürümüz vardır ki, yapmazsanız olmaz. Deniz ve balık konusunda derya olan şehrimizin her yerinde balık restoranlarını bulabilirsiniz. Özellikle sahil şeridinde yani Sarıyer-Ortaköy arası, adım başı bir balıkçıya rastlarsınız. Üstelik çoğunda muhteşem boğaz ve deniz manzarası karşılar sizi. Anadolu Yakası’nda ise Kuzguncuk, Çengelköy, Anadolu Kavağı ve tabii ki Adalar iyi balık mekânlarıdır. Galata Köprüsü’nün altında da balık ve diğer deniz ürünlerini yiyebileceğiniz, rakıya sıcak bakmıyorsanız, balık-bira yapabileceğiniz ve manzarası da süper olan birçok restoran ve kafe vardır. Son olarak, Eminönü’nde mutlaka balık ekmek yiyin.

Boğazda Rakı Balık

Ve İstanbul meyhaneleri…

Gelelim meyhanelere… Meyhane kafası çok başkadır. Türk kültürünün vazgeçilmezidir meyhaneler. Belki de biz Türklerin yeme-içme ve eğlence konusunda en önemli kültürüdür. Yüzlerce çeşit mezesi, rakısı, şarabı, fasıl’ı hepsi ayrı bir zevktir. Genç-yaşlı demeden herkesin uğrak yeridir. İstanbul meyhaneleri saymakla bitmez. Bin bir çeşit meyhane var bu şehirde: Rum meyhanesi, çalgılı çengili meyhaneler, sakin sakin rakınızı yudumlayıp mezenizi yiyeceğiniz kafa dinlemelik, fasılsız meyhaneler, günümüze uyarlanan modern meyhaneler… Meyhanelerin olmazsa olmazı mezeleridir. Mezelerin Türk kültüründe çok önemli bir yeri vardır. Meyhaneye giden herkes ana yemek değil, meze yer. Meyhaneye gittiğinizde sofranızda mutlaka bulunması gereken öncelikli mezeler şu şekilde: Haydari, humus, Çerkez tavuğu, fava, havuç tarator, domates soslu patlıcan kızartması, nar ekşili acılı ezme salata, şakşuka, barbunya pilaki, enginar salatası, deniz börülcesi, yaprak sarma, topik ve kısır. Bunların hepsini ben nasıl yerim diye düşünmeyin; küçük tabaklarda geldiği için hepsinin tadına bakmanız mümkün. Meyhanenin ana yeri Kumkapı’dır. Kumkapı’ya mutlaka gidin ve ne kadar farklı bir kültür olduğunu görün. Beyoğlu da meyhane yeridir. Nevizade, Asmalımescit gibi sokak arası yerlerde fazlasıyla meyhane bulabilirsiniz.  

Zeytinyağlı Sarma

Hafif Yemekler

Daha çok sebze ağırlıklı yemeklere meraklıysanız Türk mutfağının vazgeçilmezleri lahana ve yaprak sarması (kıymalı veya zeytinyağlı), kuru fasulye, kabak, patlıcan ve biber dolması, hünkâr beğendi, karnıyarık ve enginarı yemeden dönmeyin. Bir fasulye-pilav ikilisi vardır ki dillere destan; yanında da mutlaka cacık (yoğurdun sulandırılmış hali; içine salatalık doğranıyor, tuz ve naneyle renklendiriliyor), yoğurt veya turşu isteyin. Fasulyeyi etli de yiyebilirsiniz, etsiz de; ikisi de çok lezzetlidir.

Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım…

Biraz da ağzınızı tatlandırmaya ne dersiniz? Tatlı açısından da çok zengin olan mutfağımızın öncelikli ve vazgeçilmez tatlısı tabii ki baklavadır. Her yerde bulabileceğiniz bu tatlının hasını Karaköy’de yiyebilirsiniz. Diğer hamurlu tatlılardan kadayıf, lokma ve künefeyi de denemenizde fayda var.  Sütlü tatlıları seviyorsanız muhallebi, keşkül, kazandibi, tavuk göğsü ve güllaç tam ağzınıza layık. Osmanlı’dan miras kalan bir diğer tatlı helva da denemeniz gereken tatlardan. Sade, fıstıklı, kakaolu gibi çeşitleri bulunan helvayı da Taksim, Kadıköy, Eminönü, Sultanahmet gibi semtlerde rahatlıkla bulabilirsiniz. Hazır fırsat varken lokum ve acıbadem ezmesini de yerseniz hiç fena olmaz.

Baklava

 Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.

Türk kahvesi deyince akan sular durur. Türklerin can damarıdır. Eski İstanbul’un kalbinin attığı Sultanahmet, Çemberlitaş ve Tophane’de iyi Türk kahvesi içebilirsiniz. Size bir tüyo: Türk kahvesi köpüklü olur. İyi olup olmadığını buradan da anlayabilirsiniz. Hatta buralara gitmişken nargileyi de deneyebilirseniz. Nargile-kahve ikilisi Türk geleneğidir, hatırlatalım. Taksim ve Kadıköy civarında da közde kahve kültürü son zamanlarda yaygınlaşmaya başladı. Onu da tercih edebilirsiniz. Denememiz gereken diğer ilginç içecekler boza, ayran ve şalgam suyu. Boza’nın iyisini Fatih’te içebilirsiniz. Şalgam suyu ve ayran ise genelde yemeklerle birlikte içilir ve birçok yerde bulabilirsiniz.     

Türk Kahvesi

Yeme-içme kültürünün bu kadar zengin olduğu bir şehri terk etmek zor olsa gerek. Eğer vaktiniz bolsa, bu özel tatların hepsini denemeye çalışın; gerçekten pişman olmayacaksınız. Son bir şey, bunu es geçersek şehrimize ayıp etmiş oluruz: İstanbul’un simgelerinden biri sayılan çay-simit… Alın çayınızı, simidinizi; oturun manzaraya karşı ve İstanbul’un keyfini sürün.

Yorum bırakarak düşüncelerini bizimle paylaşmaya ne dersin?

Sen de kişisel yorumunu etiketiyle yazabilirsin.


Bu içeriklere de göz atmak ister misin ?