İstanbul’un Prensleri: Adalar

İstanbullulara bir vapur mesafesi uzaklıkta, doğal güzellikleriyle büyülerken geçmişten getirdiği miraslarıyla sizi kendine hayran bırakan, balığınızı yiyip denizinde yüzme olanağı sağlayan, Marmara denizinden İstanbul’a göz kırpan “Adalar”, nam-ı diğer Prens Adaları...

02.03.2017

Her biri en az 20 yüzyıllık bir tarihe sahip olan adalar, İstanbul’un boynuna dizilmiş bir kolyenin nadide taşları gibidir. Şehre uzaklıkları 2.3 ile 15.5 kilometre arasında değişen bu adalar, Büyükada, Heybeliada, Burgazada, Kınalıada, Sedefadası, Yassıada, Kaşıkadası, Sivriada ve Tavşanadası olmak üzere toplam 9 tanedir. Ancak bunlardan İstanbul’a en yakın olanları ve İstanbullular tarafından en çok rağbet görenleri ise Büyükada, Kınalıada, Burgazada ve Heybeliada’dır.

Roma ve Bizans dönemlerinde asillerin yeri olarak kullanılan bu adalar için “Prens adaları” tabiri de kullanılır. Yönetimden uzaklaştırılmak ve cezalandırılmak istenen imparatorların, prenslerin, asillerin ve hatta kraliçelerin sürülerek hapsedildği yerler olan adalar, İstanbul’un Fatih Sultan Mehmed tarafından fethedilmesinin ardından bir süre atıl olarak kalmış, herhangi bir şekilde kullanılmamıştır. Kadıköy-Adalar vapur seferine başlanmasının ardından, buraları gerek yerleşim gerekse sayfiye yeri olarak ilgi görmeye başlamıştır.

Zaman içinde Kınalıada’ya Ermeniler, Burgazada’ya Rumlar, Büyükada’ya Yahudiler ve Heybeliada’ya da genellikle Türkler yerleşmişlerdir. Günümüzde adaların popülâsyonu da tıpkı İstanbul’unki gibi daha kozmopolit bir hal almıştır.

Günümüzde adalar özellikle yaz aylarında yoğun bir iç turizm hareketine sahne olmaktadır. Bölgenin nüfusu, yaz aylarında kış aylarına göre yaklaşık olarak 10 katına yakın bir artış göstermektedir. Hafta sonları ise bu oran daha da artar. Adalardaki yerleşik nüfusun çoğu İstanbul’da çalışarak her gün vapurla gidiş geliş yapar. Evlerin çoğu ise İstanbul’da yaşayan ama yazları adaya gelen ailelerin ikinci evi olarak kullanılmaktadır.

Şimdi yukarıda adı geçen adalara biraz daha yakından bakalım.Aya Yorgi Klisesi

Büyükada

Yüzölçümü5.4 kilometre olan Büyükada, anlaşılabileceği gibi Marmara Denizi’nde yer alan adaların en büyüğüdür.

Bir dönem Troçki’nin sürgün olarak yaşadığı adanın en yüksek tepesinde Aya Yorgi Kilisesi bulunmaktadır. Kiliseye yaklaşırken yolda yer alan çalı ve ağaçlara bağlanmış pek çok iple karşılaşabilirsiniz. Hıristiyanlar tarafından hac yeri olarak kabul edilen bu kilise, her yıl özellikle 23 Nisan ve 24 Eylül tarihlerinde, dileklerin kabul olacağına inanan hemen her dinden insanın akınına uğrar.İnanca göre, Aya Yorgi’ye çıkan tepeyi hiç konuşmadan çıkmanız, kiliseden bir çan ya da anahtar aldıktan sonra dileğinizi tutmanız ve eğer dileğiniz gerçekleşirse, almış olduğunuz anahtar ya da çanı kiliseye geri bırakmanız gerekmektedir.Hazır Aya Yorgi’ye çıkmışken, adanın müthiş manzarasına karşı uzun uzun oturmayı da ihmal etmeyin. Adanın dört bir yanını tepeden izleme olanağı veren manzarayı yine tepede yer alan restoranda bir şeyler yiyip içerek seyredebilirsiniz. Güneş batarken gitmenizi tavsiye ederiz.

Büyükada’da yapabileceğiniz diğer aktiviteler ise bir gelenek olan “fayton sefası”dır. Uzun ve kısa olarak iki seçenekli bir şekilde yapabileceğiniz fayton seyahatinizle adayı bir uçtan diğerine gezebilirsiniz. Adayı gezmenin bir diğer geleneksel yolu ise “bisiklet kiralamaktır”.

Büyükada’ya gelmenizi sağlayan vapur iskelesinin önünde durup sağ tarafınıza doğru ilerlerseniz yan yana sıralanmış pek çok balık restoranı ile karşılaşabilirsiniz. Buralar, deniz mahsullerinden yapılmış mezeler eşliğinde taze balık yemek isteyenler için idealdir.Tercihinizi etten yana kullanmak isterseniz de adanın çeşitli yerlerinde “kendin pişir kendin ye” tarzı restoranlara rastlayabilirsiniz.

Denize girmek içinse Büyükada Su Sporları Kulübü’nden ya da diğer plajlardan belli bir ücret karşılığı günlük olarak faydalanabilirsiz.Bu arada adanın birçok pastanesi ve fırınında satılan “palmiye” adı verilen özel kıtır lezzetini tatmayı unutmayın. 

 büyükada

Kınalıada

Kınalıada, Marmara Denizi’nde yer alan adaların en küçüğüdür. Burası en çok adanın en yüksek tepesinde Hıristo Manastırı ile bilinmektedir. Manastırın kurucusu, yaşamı, dostlarının ihanetine uğrayarak tarihe bir ibret hikâyesi olarak geçen Bizans imparatoru Romanos IV. Diogenis (Batı ve Osmanlı literatüründe Romen Diyojen olarak geçer)’dir. Diyojen, 1071 yılında Anadolu’ya girmek isteyen Selçukluları durdurmak için harekete geçmiş, yapılan savaşta mağlup olmuştur. Hacı olmak için Kudüs’e giden Diyojen’in ardından tahtını elinden almak için planlar yapılmış ve hac dönüşü İzmir’de pusuya düşürülerek gözleri oyulmuştur. Ardından bir kayığa bindirilen devrik hükümdar Kınalıada’ya getirilerek kendi yaptığı manastıra hapsedilmiştir.

Adanın en yüksek tepesindeki bu manastırı keşfettikten sonra, tepeden bakınca arka tarafta meşhur Ayazma Plajı’nı göreceksiniz. Burası Kınalıada’ya kadar gelmişken deniz keyfi de yapmak isteyenlerin tercih ettiği başlıca mekândır.

Kınalıada

Burgazada

Tarihteki adı “Antigone” olan ada, adını Büyük İskender’in eski generali Antigonos’tan alıyor. Antigonos’un oğlu Demetrios Poliyorketes, İsa’dan önce 298 yılında Boğaz’ın serbestliğini sağlamak ve imparatorluğu ele geçirmek için Marmara Denizi’ne geldiğinde, babasının adını Burgaz’a vererek onu ölümsüzlüğe kavuşturmuş. İstanbul’un fethinden sonra Türklerin eline geçen ada, Rumca “Pyrgos” adını almış. Bu isim zamanla değişerek Burgaz haline gelmiş. 19. yüzyılda ise yerli Rumlar ve İstanbul’daki diğer yabancılar için tatil yöresi konumuna gelmiş. Sokaklarında dolaşırken İspanyolca ve İbranice konuşmalar duyabileceğiniz Burgazada’da Aya Yani Büyük Ortodoks Mabedi, üç çanıyla ünlü Aya Yorgi Karipi Kilisesi ve aynı adlı kilisenin aşağısındaki yamaçta yer alan manastır, adada görmeniz gereken başlıca eserler arasında yer alır.

Adadaki tek müze ise ünlü Türk yazar Sait Faik Abasıyanık’a ait evdir. Kitaplarını burada yazan ve hayatının son 10 yılını da yine Burgazada’da geçirmiş olan yazarın yaşadığı ev, olduğu gibi korunarak müze haline getirilmiştir. Burgazada’da ziyaret etmeniz gereken yerlerden biri de Kalpazankaya adlı mesire yeri ve burada bulunan restorandır. Restorana iskeleden 30 dakikalık bir yürüyüşle, faytonla veya adanın önünden kalkan bir tekneyle ulaşmak mümkün. Çok güzel bir manzaraya sahip olan bu lokantanın bir yanı orman, bir yanı da denize bakıyor. Restoranın enfes mezelerini ve tandırını tatmadan ve tabi ki günbatımını izlemeden adadan ayrılmak büyük bir kayıp.

Bu arada, hemen iskele tarafında yer alan Barba Yani de size önerebileceğimiz restoranlar arasında yer alıyor. Eski bir Rum olan Yani tarafından işletilen restoranda, Rum mutfağından özel tatlar sunuluyor.Bir başka önemli mesire yeri de Bayraktepe. Adını, adanın cepheden görülebilen bir yerinde, ağaç üzerine yapılmış ahşap bir bayraktan alan bu tepeden görünen manzara gerçekten eşsiz. Burada bir de kamp yeri mevcut. 1963 yılında kurulan Adalar Su Sporları Kulübü, başta yüzme, sutopu, yelken, sualtı sporları olmak üzere hemen her türlü spor dalında sporcu yetiştiren bir kurum olarak Burgazada’da hizmet veriyor. Burgazada Deniz Kulübü de adanın ikinci kulübü. 

Burgazada

Heybeliada

Burası Büyükada’dan sonra yüzölçümü olarak en büyük ikinci adadır. Heybeliada diğer adalarla karşılaştırıldığında kışın da canlı bir hayata sahiptir. Bunun sebebi burada bulunan bahriye okulları ve lojmanları, Papaz (Ruhban) okulu, sanatoryum, kiliseler ve lisedir. Bölgede Bizans döneminde maden işleri, ticaret okulu, kilise ve manastırlarla şarapçılık günlük yaşamda ön planda geliyordu. Osmanlı döneminde ise çamlıkların, balıkların ve otellerin çokluğu nedeniyle daha çok sayfiye yeri olarak kullanılmıştır. Ayrıca yine Osmanlı döneminde Fener ve Kudüs Patriği Heybeliada’da ikamet etmekteydi. Bu nedenle ada, özellikle Ortodoks mezhebinden pek çok patrik metropolit ve diğer din adamlarının mezar ve hatıralarını barındırmaktadır.  

Adanın hayatında yeri olan parçalardan biri de kuzeyinde, Değirmenburnu’nda ise Heybeliada Plajı bulunmaktadır. Konaklamak için Halki Palas idealdir. 

Heybeliada

Yorum bırakarak düşüncelerini bizimle paylaşmaya ne dersin?

Sen de kişisel yorumunu etiketiyle yazabilirsin.


Bu içeriklere de göz atmak ister misin ?