İstanbul'un Yanı Başında

Sıra geldi İstanbul’un merkezinden uzak ama şehrin yanı başındaki beldelerden söz etmeye… Golf, binicilik, doğa yürüyüşleri gibi sportif faaliyetlerle uğraşıp; piknik ya da barbekü yapabileceğiniz veya deniz ile yeşilliğin her tonunun keyfini çıkarabileceğiniz bu beldeler, hafta sonu doğa ile baş başa kalarak zihninizi dinlendirmek için birebir…

21.01.2017

Boğaz’ın Karadeniz’e Açılan Kapısı: Anadolu ve Rumeli Kavağı…

Boğaz’ın Karadeniz girişinde karşılıklı iki yakada yer alan Anadolu ve Rumeli Kavağı, temiz havası, tarihi dokusu, sıra sıra balık lokantaları ile sahil kasabası görünümündedir. Bir saatlik vapur yolculuğu ile ulaşabileceğiniz Anadolu Kavağı, iki katlı evleri ve kıyı şeridinde adım başı balıkçı restoranları ve Arnavut kaldırımıyla kaplı meydanı ile şirin ve sakin bir görüntüye sahiptir. Beldede, tatlı bir yokuşu tırmanarak varabileceğiniz Bizans döneminden kalma bir kale vardır. Kalenin yer aldığı tepeden Boğaz’ın girişini kuş bakışı izleyebilirsiniz. Anadolu Kavağı’na gelip de balık yemeden dönmek olmaz. Elbette bir de geleneksel bir Türk tatlısı olan “lokma” ile yemek üstü tatlı keyfini de unutmamak lazım.

Tam karşı yakada yer alan Rumeli Kavağı da Karadeniz çıkışının hemen yanı başında yer aldığı için her daim stratejik öneme sahipti. Aynı Anadolu Kavağı gibi eşsiz bir manzara ve sıra sıra balık restoranlarının bulunduğu belde Sarıyer ilçesine bağlıdır. Mükellef bir balık ziyafeti üzerine de waffle yemeden Rumeli Kavağı’ndan ayrılmamanızı öneririz. Her iki kavağa da karayolu ile ulaşmak mümkündür. Deniz yolunu tercih edeceklerin İstanbul Deniz Otobüsleri’nin vapur seferlerini incelemelerini öneririz.

Rumeli Kavağı

Anadolu Yakası’nın Şirin Kasabası: Polonezköy

İstanbulluların şehirden kaçmak için en çok tercih ettikleri yerlerden biri olan yeşillikler içindeki Polonezköy’e günü birlik gelerek, kır restoranlarında ev yapımı reçel ve peynirlerden oluşan klâsik Türk kahvaltısı yapıp öğle yemeği yiyebilir, uzun yürüyüşlerle buradaki doğanın keyfini çıkarabilirsiniz.

18. Yüzyılda Polonya’dan kaçarak Osmanlı İmparatorluğu’na sığınan Polonyalıların yerleşim bölgesi olan bu şirin köy, yeşil doğası, kır restoranları, küçük pansiyonları ile İstanbulluların mükellef bir sabah kahvaltısı ya da piknik yapmak için günübirlik ziyaret ettiği ya da şehirden uzak birkaç gün geçirmek için tercih ettiği bir beldedir. Burada ayrıca Atatürk’ün beldeyi ziyaret ettiği esnada kaldığı ve sonradan müzeye dönüştürülmüş olan kır evini ve Polonya köy kilisesini de gezebilirsiniz. Polonezköy’e FSM Köprüsü’nün Kavacık çıkışından 12. km sonra ulaşabilirsiniz.

Polonezköy

Karadeniz’in İncisi Şile

“Şile” bezi kumaşıyla ünlü olan bu sahil kasabası, Karadeniz kıyısında yer alır. Upuzun kumsalları, balıkçı restoranlarıyla ünlü belde İstanbul’dan 70 km uzaktadır. Şile Feneri ve Ceneviz Kalesi gibi tarihi yapılarını görmenizi önereceğimiz belde, özellikle ilkbahar ve yaz mevsiminde konaklayarak denize girip güneşlenmek için ideal. Ağlayan Kaya, Kumbaba, İmrenli, Ayazma ve Sahilköy kumsallarının tercih edildiği beldede, konaklayacak çok sayıda pansiyon ve otel bulunuyor. Şile'de ziyaret etmeniz gereken yerlerden biri de buraya özgü bir kumaş olan ve “Şile bezi” olarak bilinen kumaştan yapılmış kıyafetleri satan mağazalardır.

Şile

Ağva

Şile’nin hemen yanı başında yer alan bir Karadeniz sahil kasabası olan Ağva, Latince’de “iki dere arasında kurulmuş köy” anlamına geliyor. Deniz ve balık keyfi yanında balık tutma, kano ve sandalla gezinme gibi alternatifler de sunan beldede Kalemköy’de Romalılara ait kiliseyi ve mezar taşlarını, Hacılı köyündeki 4. yüzyıl tarihli Gürlek ve İnkese Mağaralarını, Hisartepe mevkiinde yer alan Roma dönemine ait kale kalıntılarını ve Sungurlu mahallesindeki dağ değirmenini görmenizi tavsiye ederiz.

Ağva

Kilyos

Plaj cenneti bu belde, adeta İstanbul’un sayfiye mekânıdır. Açıkhava festivalleri, konserler, beach partiler gibi etkinliklerin yaz aylarında sık sık gerçekleştirildiği Kilyos İstanbul’dan 25 km uzaklıktadır. Belgrad Ormanları’nın arasından geçerek vardığınız beldede çeşitli pansiyon ve otellerde konaklayabilirsiniz. Özellikle yaz aylarında gerçekleştirilen Açıkhava festivalleri ve partilerin bir numaralı mekânı olması nedeniyle İstanbullu gençlerin favorileri arasındadır.

Kilyos

Kemerburgaz

Doğayla iç içe olan Kemerburgaz’a Belgrad Ormanları’nı geçerek ulaşabilirsiniz. Lüks sitelerin yer aldığı beldede, binicilik, golf ve avcılık kulüpleri bulmak mümkün. Son yıllarda açılan yeni mekânlarla enerjik ve canlı bir atmosfer yakalayan Kemerburgaz, özellikle hafta sonları hem denize girip güneşlenmek hem de sportif faaliyetlerle uğraşmak isteyen İstanbulluların dolup taştığı bir bölgedir.

Kemerburgazaz

Kumburgaz ve Silivri

İstanbul’a 50 km mesafede yer alan Kumburgaz, Marmara Denizi kıyısında yer alıyor. 8 km’lik bir sahil şeridine sahip olan belde, temiz havası ve pırıl pırıl denizi ile İstanbulluların hafta sonları dinlenmek için tercih ettiği sayfiye mekânlarından. D–100 ve TEM otoyolları ile kısa bir yolculuk sonunda varabileceğiniz Kumburgaz, art arda açılan mekânlarıyla renkli bir gece hayatına sahip.

Gelelim Silivri’ye... Çatalca Yarımadası’nın güneyinde, Marmara Denizi kıyısında yer alan Silivri, İstanbul’a 70 km uzaktadır. Yaz ve kış günbatımının eşsiz güzelliğini izleyebileceğiniz Silivri, sakin bir liman kasabasıdır. Balık ve yoğurdu ile ünlü olan belde sahil şeridinde uzanan barlarla, sayfiyecilere renkli bir gece hayatı da sunuyor.

Kumburgaz

Adalar, Nam-ı Diğer: Prens Adaları

Büyükada, Burgazada, Kınalıada, Sedefadası, Yassıada, Kaşıkadası, Sivriada ve Tavşanadası gibi irili ufaklı 9 adadan oluşan bir adalar takımı olan Prens Adaları, İstanbul’a 2,3 ila 15,5 km uzaklıktadır. Ancak İstanbul’a en yakın olan ve en çok rağbet gören adalar Büyükada, Kınalı, Burgazada ve Heybeliadadır.

Roma ve Bizans döneminde asillerin yeri olan adalar, İstanbul’un Fatih Sultan Mehmed tarafından fethinden sonra bir süre âtıl kalır. Zamanla Kınalı’ya Ermeniler, Burgazada’ya Rumlar, Büyükada’ya Yahudiler ve Heybeliada’ya da Türkler yerleşir.

Günümüzde kozmopolit bir popülâsyona sahip olan adalar özellikle yaz aylarında İstanbullular tarafından sayfiye ve eğlence mekânı olarak sık sık ziyaret edilir. Sıra sıra balık restoranlarının yer aldığı adalarda balık-meze-rakı üçlüsünün tadına bakmanızı ve fayton sefası yapmanızı mutlaka öneririz. Büyükada’nın tepsinde yer alan Aya Yorgi Kilisesi, Kınalıada’da yer alan Hıristo Manastırı, Burgazada’daki Aya Yani Büyük Ortadoks Mabedi, üç çanıyla ünlü Aya Yorgi Karipi Kilisesi ve Manastırı görmenizi tavsiye ettiğimiz başlıca eserler arasında yer alıyor.

Uzun ve kısa olarak iki seçenekli şekilde yapabileceğiniz fayton seyahatinizle Büyük-adayı bir uçtan diğerine gezebilirsiniz. Adayı gezmenin bir diğer geleneksel yolu ise bisiklet kiralamaktır. Bir hafta sonu mutlaka sevdikleriniz ile birlikte adalar turu yapmanızı öneririz.

Prens Adaları

Yorum bırakarak düşüncelerini bizimle paylaşmaya ne dersin?

Sen de kişisel yorumunu etiketiyle yazabilirsin.