Kadınlar ve şarkılar

Bazı şarkılar ve bazı insanlar o kadar örtüşürler ki bazen, ne zaman nerede duysanız aynı kişiyi anımsarsınız...

18.07.2014

Her kadının bir şarkısı vardır…

Efendim; bizim sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar küçük durumdaki kızlı erkekli ekibimizle bir ritüelimiz vardır. Belli zamanlarda buluşur aç parantez; bu genelde Salı günleri olur; kapa parantez, kafa dağıtmak ve müzik dinlemek için bize klasik olmuş bir mekana gideriz.  Hepimiz işinde gücünde, belli bi’ yaşa gelmiş, belli şeyleri sindirmiş belli şeyleri ise derinlere gömmüş 20 seneyi devirmiş bir grubuz. Derken içecekler ısmarlanır ve müzik çalmaya başlar, buraya kadar her şey normal. Ama şimdi asıl film burada başlıyor. O, hani belli bir yaşa gelmiş tipler var ya hani biz; bir bakıyorum bazı şarkılarda hep uzaklara dalıyoruz. Buna kendim de dahilim. Dilimiz bağıra çağıra orada eşlik etse bile şarkıya yüreğimiz kim bilir nerede kime söylemekte o parçaları… Şimdi gruptaki kız arkadaşlar için konuşamam ancak kendi adıma konuşmam gerekirse size fikirlerimi yazmak isterim…

Her kadının bir şarkısı vardır ve o şarkı her çaldığında o kadın hatırlanır.

Kadınlar da şarkılar gibidir, seni bambaşka diyarlara götürür. Her biri birbirinden farklıdır, farklı hisleri barındırır.

My Way
Paul Anka tarafından, Fransız şarkısı ‘’Comme d'habitude’’ melodisi üzerine İngilizce sözlerle hayata geçmiş ve büyük usta Frank Sinatra’nın efsanevi yorumuyla ölümsüzlüğünü kazanmış bir parçadır My Way.  Robbie Williams performansı da tavsiye edilir.

My Way gibi kadınlar dürüst kadınlardır. Görmüş geçirmiş, hatalarından ders almasını bilen, ancak onu bugüne getirenin ona aşık olmanı sağlayanın o hataları ve yaşadıkları olduğunu sana unutturmayan kadınlardır. Kalın duvarları vardır, yaşadıkları kabuklarını kalınlaştırmıştır. Hamlıklarından piştikleri güne kadar akıllarına esen birçok şeyi yapmış, iyisiyle kötüsüyle kimi ders verecek tebessüm ettirecek hikayelerle dolmuş ve artık güvenli bir liman arayan kadınlardır. Ne istediklerini bildikleri için istemediklerini söyleyen, yine de ufak maceraları seven kadınlardır. Böyle kadınlar adamın ömrüne ömür kadar, gittiğinde ise derin bir iz bırakırlar.

I Know What It Is To Be Young
Daha ilk uzun metraj filmi olan ‘’Yurttaş Kane’’ ile sinemanın babaları arasında yerini almış Orson Welles’in şarkıdan daha çok, hoş bir müzik üzerinde ders verici sözlerden oluşan eseridir I Know What It Is To Be Young.

Her erkeğin hayatında kendinden daha büyük bir kadına duyduğu aşk vardır. Bazen platonik, bazen de gönül aradaki yılları es geçer ve ateş bacayı sarar. Gönülden seven kadınlardır bu şarkı gibi kadınlar, vericidirler. Hani ‘’her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır’’ denir ya; o kadınlardır bunlar. Egoları yoktur, olsa da zamanla törpülemişlerdir. Tek bir şey beklerler karşılarındakinden ‘’empati’’ çünkü onlar tecrübelerini şartsız şurtsuz öğretirler, karşısındakinden de onu anlamasını beklerler. Ama sakın ters anlaşılmasın ha; bir anne bir teyze gibi değil, deliler gibi seven bir kadın olarak ve sevdiği insanın daha iyi olması istedikleri için yaparlar bunları. Gurur duyarlar erkeğin iyi ve başarılı olmasından. Onun verdiği haz ve erkeği tarafından yürekten sevmek yeter onlara. Yeri gelir çocukla çocuk olurlar, yeri gelir şarap gibi kokusu aklınızı başınızdan alırlar. Kadın gibi kadındırlar, sevgi kokarlar ve o koku seven erkeğe çok yakışır.

Yaz Yaz Yaz
90’lı yıllar, her yerde Ajda Pekkan’ın sesinden ‘’Yaz Yaz Yaz’’ dinleniyor… Yıl 2014, hala nerede çalınırsa çalınsın herkes hep bir ağızdan bağıra bağıra ‘’Yaz Yaz Yaz’’ söyleniyor. Söz ve müziği, benim için hayatımda önemli bir yeri olan sevgili Şehro’ya aç parantez; Şehrazat Kemali Söylemezoğlu, kapa parantez; ait Türk Pop Müziği’nin mihenk taşlarından bir klasik.

Gururlu kadınlardır bu şarkının sahibi kadınlar. İlişkiyi ayakta tutmak için ellerinden gelenin fazlasını yaparlar. Biz erkeklerin olgunlaşmamış davranışları, umursamaz tavırları, gereksiz kıskançlıkları ve gecenin bir yarısı kapıda bitme hallerimize sonuna kadar katlanırlar. Haftada 1 dilenen özürlere inanmış gibi yapmayı da bilirler, unutulan özel günler için sonradan alınan hediyelere de sevinmeyi de. Ama bir an gelir… Hiç beklenmeyen bir an, bir damla o bardaktaki suyu taşırır ve yeter derler. Öyle bir yeter olur ki bu attan düşmüşe dönersiniz. Alışmış olduğunuz konfor ve huzurun yerini bir anda yoksunluk nöbetleri alır. Farkında olmadan kanınıza ruhunuza hücrelerinize nüfus etmiş o kadın artık hayatınızda olmak istemediğini size söyler… Yıkılırsınız. Durun hemen panik olmayın ve şarkının geri kalanını hatırlayın; ‘’…belki zamanla teker teker silinirler aklımdan; anlarsın ki boşuna geçmiş zaman’’.

Böyle kadınlar ikinci şansı vermeyi, giderken açık bir kapı bırakmayı da bilirler. Çünkü gönülden severler sadece artık kendinize gelmeniz için yapacak başka bir şey kalmamıştır; yokluklarını hissettirmekten başka. Eğer yeterince akıllıysanız ve ne istediğinizi biliyorsanız bu kadınları anlarsınız. Anlamayan ve kaybedenlere ise bu şarkıyı bir ömür dinlemeye ve o kadını hatırlamaya devam ederler…

Yazan: Cemre Tutar

Yorum bırakarak düşüncelerini bizimle paylaşmaya ne dersin?

Sen de kişisel yorumunu etiketiyle yazabilirsin.


Bu içeriklere de göz atmak ister misin ?