Kavuşmalar, Ayrılıklar ve Gerçek bir İstanbullu: Haydarpaşa Garı

Yaklaşık yüz yıldır İstanbul ve Anadolu'yu birbirine bağlayan bir düğüm noktası var yanı başımızda. Zamana, yangınlara ve yaşadığı onca zorluğa rağmen hâlâ başı dik duran, gelen insanları sorgusuz kucaklayan bir dost Haydarpaşa Tren Garı.

18.08.2017

Kim bilir kaç Türk filmine ev sahipliği yapmış, kaç insanın yeni bir dünyaya adım atmasına aracı olmuş, kaç insanı yeni hayatlara yeni umutlara uğurlamıştır bugüne kadar. Tren düdükleri, bazen ürkütücü bir havaya bürünen bazen de güven veren o kalın taş duvarlarda yankılandıkça ya birileri sevdiklerine kavuşur ya da uzaklara gider, bir parçasını orada bırakarak. Merdivenlerinde hep bir telaş vardır, bir yerlere yetişmeye çalışan insanların telaşı. O merdivenlerden geçip binanın içine girdiklerinde ise önce serin bir hava çarpar yüzlerine, sonra dinginleşir her şey.

Geçmişe Dönüş

Acısıyla tatlısıyla pek çok kavuşmaya ve ayrılışa sahne olmuş bu mekânın yapımına 30 Mayıs 1906'da başlanmış. İki Alman mimar ve bin 500 İtalyan taş ustasının iki yıllık çalışması sonucu 1908 yılında tamamlanan ve aynı yıl 19 Mayıs'ta hizmete açılan binada Hereke'den getirilen açık pembe renkli granit taşlar kullanılmış. Anadolu'yu İstanbul'a bağlayan demiryolu hattının son durağı olan Haydarpaşa Garı'nın yerinde eskiden 1872 yılında Pendik'e kadar işleyen demiryolunun başlangıç noktası bulunuyormuş.

Haydarpaşa Garı

Padişah III. Selim, kendi adını taşıyan Selimiye Kışlası'nın yapımında çok emeği geçen Haydar Paşa'ya jest olarak, bu binanın bulunduğu semte ve civarına Haydarpaşa denmesine karar vermiş.

Dolayısıyla gar binası da Haydarpaşa adıyla anılır olmuş. Sonraki yıllarda demiryolu ağının Anadolu'nun içlerine kadar genişlemesi ile birlikte garın da önemi artmış. O zamanlar garı işleten ve başlarda Anadolu Demiryolları olarak adlandırılan Alman şirketi, daha sonra Anadolu-Bağdat Şirketi adını almış. Bu şirketin umum müdürlüğünü yapan bir Alman'ın teklifi ile garın önüne bir de mendirek yapılmış.

Ayrıca Anadolu'dan gelen ve Anadolu'ya giden trenlerin taşıdığı ticari eşyaları saklamak için de silolar inşa edilmiş.

Haydarpaşa Garı

Başlangıçta 2 bin 525 metrekarelik bir arazi üzerine kurulan gar, kapandığı zaman kapalı kısımları ile birlikte toplam 3 bin 836 metrekarelik bir alana yayılmış, yedi yol ve dört peronla hizmet verir durumdaydı. Buradan kalkan trenlerden en tanıdık olanları Doğu Ekspresi, Başkent Ekspresi, Fatih Ekspresi, Kurtalan Ekspresi ve daha niceleri geceyi ve gündüzü yollarda karşılıyordu çoğu kez.

İç ve Dış Mimarisi

Yolculuk eden çoğu insanın İstanbul ve o muhteşem manzara ile ilk tanıştığı yer olan gar binası aslında klasik bir Alman mimari örneği. Binanın, kuşbakışı bakıldığında bir bacağı uzun, diğer bacağı kısa bir “U” harfi şeklinde olduğu görülüyor. Binanın içinde, yani bu kısa ve uzun bacakların içinde, geniş ve yüksek tavanlı odalar yer alıyor.

Zamanında bu odaların tavanları da ayrı bir sanat eseriymiş. Her bir odanın tavanında el işi göz nuru nakışlar varmış. Ama daha sonra üzerleri sıvanmış ve bugün bu kalem işi nakışlardan bütün binada sadece tek bir odada var. Nakışlar da hayli ilginç. Odanın tavanının dört köşesinde TCDD'nin amblemi olan kanatlı tren tekerlekleri orijinal hâli ile resmedilmiş. Bugün bile renkleri hâlâ canlı ve göz alıcı.

Haydarpaşa Garı

Odaların içinde bulunduğu “U” şeklindeki koridorların her iki kolu da kara tarafında bulunuyor. İç tarafta kalan boşluk ise iç avluyu oluşturuyor. Bina, her biri 21 metre uzunluğunda olan bin 100 ahşap kazık üzerine inşa edilmiş. Bu kazıklar 1900'lü yılların başındaki teknolojiyle yani buharlı şahmerdanla çakılmış. Binanın esas strüktürü bu kazıklar üzerine yerleştirilen kazık ızgarası üstünde yükseliyor.

Zemin kat ve asma katlarda Lefke-Osmaneli taşından cephe kaplaması kullanılmış. Bu kaplama yeni yapıldığında açık sarı renkteymiş. Binanın Selimiye tarafına bakan yanının bazı kısımları taş kaplama, bazı kısımları da sıvalı. Saçak kornişiyle, ikinci ve üçüncü kat kornişleri içinde kalan kısımda ahşap dikdörtgen pencereler bulunuyor. Pencereler arasında dikdörtgen süs kolonları yer alıyor. Ayrıca dış cephe çeşitli geometrik desenler ve çiçek desenleriyle süslenmiş. Binanın denize bakan tarafında ise binanın her iki ucuna denk gelen yerlerde dairesel kuleler var ve bu kuleler tabandan çatıya doğru daralıyor.

Çok sağlam inşa edilmiş olan gar binasının şiddetli bir depremde bile zarar görme ihtimali yok denecek kadar az. Binanın çatısı ahşap ve klasik Alman mimarisinde çok sık kullanılan bir tarz olan ‘dik çatı’ şeklinde yapılmış.

Yangınlar, Patlamalar ve Restorasyonlar

Haydarpaşa Garı'nın tarihinde belki de en dikkat çekici ama ne yazık ki kötü anılardan biri 6 Eylül 1917'de bir İngiliz casusunun düzenlediği sabotaj.

Garda bekleyen vagonlara vinçlerle cephane yüklenirken İngiliz casusun sabotajı sonucu; binada depolanan, garda bekleyen ve gara girmek üzere olan trenlerdeki cephaneler patlamış ve görülmemiş büyüklükte bir yangın başlamış. Trenlerde bulunan yüzlerce asker de bu patlamadan ve çıkan yangından büyük zarar görmüş. Hatta patlamanın şiddetinden Kadıköy ve Selimiye'deki evlerin camlarının kırıldığı anlatılır.

Haydarpaşa Garı

15 Kasım 1979'da garın biraz açığında, ‘Independanta’ adlı Romen yakıt tankeri patlamış ve binanın camları ve tarihi renkli vitrayları parçalanmış.

Haydarpaşa Garı, geçirdiği bu iki korkunç olaydan sonra demiryolları işletmesini ele alan Cumhuriyet hükümeti tarafından, eski hâli korunmak şartıyla onarılmış ve çeşitli düzenlemeler yapılarak bugünkü şeklini almış.

Hizmete açıldığı 1908 yılından bugüne kadar geçen zaman boyunca, yağmur ve kar suları, denizin nemi, vapur ve buharlı lokomotiflerin çıkardığı is ve zayıf yapılı dış cephe kaplamasının çürüyerek dökülmesiyle bina cephesinde bulunan süsler de kaybolmaya başlamış.

Binanın daha fazla harap olmasını engellemek için, 17 Mayıs 1976'da büyük bir restorasyona girişilmiş.
O restorasyondan sonra bina daha iyi koşullarda hizmet vermeye başlamış.

Aslında her ne kadar basit gibi görünse de gar binasının restorasyonu çok özen isteyen bir iş. Çünkü bina yapılırken, kullanılan taşlar projeye göre şablonlanmış ve numaralandırılmış.

Binanın taşıyıcı kısımları tamamlandıktan sonra da hızlı bir şekilde bu taşların kaplamasına geçilmiş.
Bu yüzden cephe kısmında değiştirilmesi gereken taşlar, çevresine zarar vermeyecek şekilde çürütülüyor ve yerinden oynatılarak çıkarılıyor. Çıkarılan taşın şablonu yapılıyor, şablona göre taş oyma şantiyesinde hazırlanıyor ve iş iskelesi üzerine alındıktan sonra da yerine konuyor. Daha sonra ise yenilenen taş yüzeyleri, bozulmamış taş yüzeyleri ile aynı seviyeye getiriliyor. Tanker patlamasında zarar gören vitraylar da yeniden takılmış.

Haydarpaşa Garı

Biz görmesek de restorasyon çalışmaları hâlâ aynı titizlikle devam ediyor. Üstelik sadece binanın içi ve dışında değil, çevresinde de çeşitli düzenlemeler yapılıyor. Zaman zaman peronlar ve çevre yolların döşemeleri sökülüyor, mermerle kaplanıyor.

Haydarpaşa Garı'nda Az Bilinen Bir Köşe: Haydar Baba Türbesi

Haydarpaşa Garı'nda rayların arasında bir türbe olduğunu biliyor muydunuz? Pek çoğumuz bundan haberdar değilizdir sanırım. Gerçekten de hiç dikkat çekmeyen Haydar Baba Türbesi, restorasyonlar sırasında onarılmış ve güzel bir görünüme kavuşturulmuş. Bu türbenin en ilginç özelliklerden biri, tüm makinistlerin ve tren personelinin yola çıkmadan önce uğrayıp, sağ salim bir yolculuk için dua etmesi.

Bu geleneğin miladı Haydarpaşa Garı'nın inşa edildiği 1908 yılına dek uzanıyor.

Her gün kilometrelerce yol kat edip yorgun argın İstanbul'a ulaşan dizi dizi trenlerin dinlenme noktası olan Haydarpaşa Garı, tüm ihtişamıyla her sabah ve her akşam denizi, İstanbul'un siluetine karışan gökyüzü kızıllığını karşılıyordu. Zaman duruyordu sanki; yumuşak bir hava ve belirgin bir duygu yoğunluğu sarıyordu her yanı. Burada gidenler sevgilerini bırakıyor, gelenler yeni sevgiler ekliyordu İstanbul'a. Yüzlerce, binlerce umut yolcusuna kanat geriyordu Haydarpaşa...

Haydarpaşa Garı, umarız yeniden gar olarak hizmete açılır ve devam eder yolculuğuna!

Yorum bırakarak düşüncelerini bizimle paylaşmaya ne dersin?

Sen de kişisel yorumunu etiketiyle yazabilirsin.


Bu içeriklere de göz atmak ister misin ?