Mahzenler, Sarnıçlar, Hamamlarıyla; Yeraltındaki İstanbul

İstanbul'un gizemi, şaşırtması bitmiyor. Nereyi kazsanız, nereye baksanız bir tarih var. Örneğin şehirde kaç sarnıç var sizce? 50, 100, 150? Son araştırmalara göre 200 civarında tarihi sarnıç bulunuyor. Bu ay da İstanbul'un bilinmedik sarnıçlarını, mahzenlerini keşfe çıktık.

03.06.2017

Yazı: Evin Doğu, fotoğraflar, Yücel Zorlu

İstanbul'un tarihi zenginlikleri sadece toprak üzerinde değil, yerin altında da... Özellikle Tarihi Yarımada'da nereye bir kazma vursanız bir hamam, sarnıç veya bir mahzen çıkıyor karşınıza. Bunlardan bir kısmı inşaat sırasında yok edilse de bir bölümü, üzerine yapılan yapılarla günümüze kadar gelebilmiş durumda.

Binlerce yıllık tarihe sahip İstanbul'un neredeyse başından beri sahip olduğu sorunlardan biri de su desek yanılmayız herhalde. Her çağda cazip bir yerleşim yeri olan İstanbul'da yaşayanlara su sağlamak başlı başına bir mesele olmuş. Bu sorunu çözmek için yapılanlara baktığımızda, gidebildiğimiz en uzak tarih Bizans dönemine uzanıyor. 4., 5., veya 6. yüzyıla tarihlenen sarnıçların her türlü hor kullanıma karşın hâlâ ayakta kaldığını görmek ayrı bir heyecan uyandırıyor.

Yazı: Evin Doğu, fotoğraflar

Altı Mahzen Üzeri Kilise

İlk durağımız Samatya'da Karpospapilas Kilisesi'nin mahzeni. 5. yy.'a tarihlenen yapının üzerinde şu anda 19. yy. yapısı Aziz Menas Rum Kilisesi yükseliyor. 1600 yıldır tamirat görmeden ayakta talan tuğla tavanlar, duvarlar şu anda bir çelik kapı imalatçısına ev sahipliği yapıyor. Yandaki kahvenin içindeki daracık kapıdan girebilirseniz, eski kiliseyi çepeçevre dolanan tuğladan örülmüş muhteşem koridorun bir bölümünü de görebilirsiniz.

Su ihtiyacını karşılamak için üzeri açık veya kapalı pek çok sarnıç yaptıran Bizans, bunları yağmurla veya taşıma suyla dolduruyordu. Suya dayanıklı olmaları için epey dayanıklı, ihtişamlı ve bol sütunlu sarnıçlar, şehrin çok sık kuşatma görmesiyle, özellikle 11. yy'dan sonra devreden çıkarılmıştı.

Osmanlı durgun, bekletilmiş suyu kullanmayı hiç benimsemedi. Bu nedenle Bizans'tan devraldığı sarnıçları depo ya da iş yeri şeklinde kullanmayı seçmişti.

Altı Mahzen Üzeri Kilise

İpek Bodrumu

Fatih Yavuz Selim'deki Sultan Sarnıcı yakın zamanlara kadar içinde ipekçilik yapıldığından İpek Bodrumu olarak da biliniyor. İmparator Theodosius dönemine (378- 295) tarihlenen ve şu anda gösterişli bir düğün salonuna dönüştürülmüş olan sarnıcın içinde 28 korint başlıklı sütun bulunuyor.

Gözlerden uzak ama yanı başımızda bir başka sarnıç, Kadir Has Üniversitesi'nin içinde yer alıyor. Sarnıcın hemen yanında da Osmanlı hamam kalıntıları bulunmuş. 11. yy'a ait olduğu saptanan sarnıç, gizli tuğla yöntemiyle yapılmış. Zamanla içi öylesine toprakla dolmuş ki, sütun başlıklarının hizasında yürüyorsunuz. Dışarıda sağanak halde yağan yağmurun yüzlerce yıllık kiremitlerin arasından süzülerek sarnıcın içine süzülmesi, turu uygulamalı bir geziye dönüştürüyor.

Unkapanı'na iniyoruz; Tekel binasını geçer geçmez cadde üzerinde yer alan, uzunluğu 50 m., genişliği 18 m.'yi bulan yapının devasa bir sarnıca ait olduğunu biliyor muydunuz? Hemen üst kısmında bulunan 'Pantokrator Kilisesi'nden hareketle Pantokrator Sarnıcı denilse de adı 'Unkapanı Bodrumu' olarak kayıtlara geçiyor. Şu anda ciddi bir restorasyona alınan sarnıcı benzerlerinden ayıran bir başka özellik de delhizlerinde küçük odalar bulunması. Geçtiğimiz

yüzyılda limon deposu olarak kullanılan ihtişamlı sarnıcın restorasyondan sonra nasıl bir işlev kazanacağı merak konusu.

Beyazıt Meydanı'nın hemen arkasında Antik Otel, İstanbul'da tarihi kalıntılara sahip ender otellerden biri olarak kayıtlara geçiyor. Otelin inşaatı sırasında ortaya çıkarılan mahzenden sarnıca dönüştürülmüş yapı 5. yy'a tarihleniyor ve şu anda hem restoran hem sergi salonu olarak işlev görüyor.

Otelden çıkışta Beyazıt'ın arka sokaklarında, sanki izimizi kaybettirmek istercesine dolambaçlı yollardan geçiyor, bazı hanların içine girip çıkıp, uzun koridorlar geçiyoruz. Bu kez karşımızda Roma hamamı kalıntıları var. İnşaat yapmak isteyen arsa sahibi, kazılara başlayınca ortaya İstanbul'da sayıları 6-7'yi geçmeyen Roma hamamı kalıntılarnıdan birini bulmuş. İnşaat şu anda durmuş vaziyette, hamam da akıbetini bekliyor.

İpek Bodrumu

Kimisi Müze Gibi

Sabahtan beri öylesine koşturuyoruz ki, Çorlulu Ali Paşa Medresesi içinde verdiğimiz öğle molası hepimize ilaç gibi geliyor. Yemek üstüne içtiğim Türk kahvesinin tadı ise inanılmaz lezzetli.

Cağaloğlu'ndan aşağıya inerken Eminönü Belediye'sinin ek binalarının altında yer alan Şerefiye Sarnıcı'nı bina yıkıma başlandığı için tam gezemiyoruz. Sarnıç, İmparator II. Thedosius tarafından 428 ile 443 yılları arasında inşa ettirilmiş ve kapısından şöyle bir görebildiğimiz kadarıyla bir hayli gösterişli.

Servet Han'ın kalorifer dairesi ise bir müze gibi. Bizans dönemine ait bir hamam veya bir sarayın hamam kalıntıları olduğu tahmin edilen kalıntıların üzerinde yükselen iş hanının sahibi, tarihi yapıya hiç zarar vermeden, çok da temiz biçimde tarihi mirası koruyor. Çok yakındaki Terzioğlu Holding, aynı kalıntıların devamını bodrum katındaki yemekhanesinin içine katarak tarihle iç içe yaşamayı seçenlerden.

Yerin altındaki tarih avımız bununla da bitmiyor. Ahırkapı'ya inen yolun üzerindeki Nakkaş Halıcılığın birkaç kaç kat aşağısındaki sarnıç mekanı, bir müze gibi ışıklandırılmış, çeşitli sanatçıların objeleri ile müze gibi düzenlenmiş.

Sultanahmet Meydanı'nda varlığı bilinen ama bir türlü görülemeyen tarihi eserlerden biri de ünlü Hipodrom'un altındaki sarnıç. Sultanahmet Ticaret Lisesi'nin konumlandığı yerdeki sarnıcı ancak dışardan hayal edebiliyoruz. Bizans dönemine ilişkin en önemli yapılardan Büyük Saray'a ait olduğu bilinen çeşitli kalıntılar, çok geniş bir alana yayılmış durumda. Çoğu halıcı olan mekanların kimisinde mozaik, ayazma ve freskosuyla, kimisinde hamam veya mahzeniyle zamanın acımasızlığına hâlâ direniyorlar.

İstanbul gerçekten şaşırtmaya devam ediyor...

Kimisi Müze Gibi

Yorum bırakarak düşüncelerini bizimle paylaşmaya ne dersin?

Sen de kişisel yorumunu etiketiyle yazabilirsin.


Bu içeriklere de göz atmak ister misin ?