Ramazan’da nasıl sağlıklı beslenmeli?

Enerjiden düşmeden, kilo almadan, sağlıklı bir Ramazan ayı geçirmek mümkün!

02.06.2017

Bu yıl da yaz aylarına denk gelen ve oruç süresinin uzun olduğu bir Ramazan ayı yaşayacağız. Enerji ihtiyacımızın aynı kaldığı, ancak öğünümüzün ikiye düştüğü bu ayı, metabolizmayı canlı tutarak, enerjiden düşmeden ve kilo almadan geçirmek zor değil, hatta oldukça mümkün. Sofra/Compass Group Türkiye Ülke Diyetisyeni Gülşen Kadri, birkaç detaya dikkat edildiğinde rahat bir Ramazan ayı geçirileceğini söylüyor...

Ramazan ayında günlük hayatta ve beslenme alışkanlıklarında büyük değişiklikler yaşanıyor. Normalde üç ana ve birkaç ara öğünden oluşan beslenme düzenimiz sadece iki öğüne düşüyor. Günlük enerji ihtiyacımız değişmese de iftar ve sahur sofraları kalorisi daha yüksek yemeklerden oluşuyor. Özellikle son birkaç yıldır oruç tutulan sürenin uzunluğu da dikkate alınırsa, hem günlük enerji ihtiyacımızı karşılamak, hem de sağlıklı ve kilo almadan bir Ramazan ayı geçirmek daha da önem kazanıyor.

Sofra/Compass Group Türkiye Ülke Diyetisyeni Gülşen Kadri; Ramazan ayını sağlıklı ve dengeli biçimde beslenerek, kilo almadan ve enerjiyi düşürmeden geçirmenin mümkün olduğunu söylüyor. Peki bunu nasıl başaracağız?

Ramazanda Sağlıklı Beslenmek

Sıvı kaybınızı dengeleyin, su için!

Suyun yaşamsal fonksiyonlarımızdaki önemi kaçınılmaz. Ramazan’ın bu yıl da yaz mevsimine denk gelmesi, sıcak hava ve terleme dolayısıyla sıvı kaybını artırıyor. Bu nedenle, iftar ve sahur arası süreyi doğru değerlendirmeli ve yeteri kadar su alımını sağlayarak hem fiziksel hem metabolik açıdan sağlığımızı korumalıyız.

Öğün sayınızı dengeleyin.

Ramazan’da öğün sayısı sahur ve iftar olmak üzere iki öğüne düşüyor. İftar ve sahur arasındaki zamanı iyi değerlendirirsek bu durum sorun olmaktan çıkar. Bu iki ana öğün arasında iki ara öğün koymanız sizi rahatlatır. Bu ara öğünlerde meyve, süt veya yoğurt, çiğ kuruyemişler (badem, ceviz, fındık vb.) gibi besinler porsiyon ölçülerini aşmadan tüketilebilir. Böylece metabolizmanızı canlı tutmayı da başarmış olacaksınız.

İftara atıştırmalıklarla başlayın, azar azar yiyin!

İftar sofrasına oturduğunuzda uzun süreli bir açlıktan çıktığınız için yeme isteğinizin fazla olması gayet normal. Bu durumun önüne geçebilmek için iftara küçük atıştırmalıklarla (çorba vb.) başlayıp ardından ana yemeğe geçmek sizi aşırı yemek yemekten kurtarırken mide sağlığınızın korunmasına da yardımcı olacaktır. İftarda fazla yemek sindirim sorunları da yaşamanıza neden olabilir. Bunların önüne geçmek için azar azar yemeye dikkat edersek hem midemizin sağlığını hem de sindirim sistemimizin sağlığını koruyabiliriz.

Tatlısız iftar olmaz diyorsanız...

Eğer ‘Ben iftardan sonra tatlı yemezsem olmaz’ diyenlerdenseniz şerbetli tatlılar gibi yoğun şeker içeriği olan ve kan şekerinizi hızlı yükselten tatlılar yerine protein içeriğiyle size daha yararlı olan sütlü tatlıları tercih edebilirsiniz. Sütlü tatlılar hem besleyici hem de tatlı ihtiyacınızı karşılayabilecek ideal bir alternatif. Yoğurt ve sevdiğiniz meyvelerin mükemmel uyumunu kendi damak tadınıza ve zevkinize göre şekillendirip tercih edebilirsiniz.

Sahura mutlaka kalkın!

Oruçluyken çok acıkıyorum diyorsanız çözümü basit: Sahura kalkmak. Çoğu kişi ramazanda sahura kalkıp kahvaltı yapmak yerine sadece su içip yatmayı tercih ediyor. Ancak bu davranış gün içerisinde açlık durumunun uzamasına neden olur. Uzun açlıklar sonucu metabolizma yavaşlar, kan şekeri ve tansiyon düşüşleri görülür bunların yanı sıra mide asit salgısı artar.

Bu tür durumlarla karşılaşmamak için sahura kalkıp protein (yumurta, peynir, süt veya yoğurt) ve posa içeriği yüksek besinler (sebzeler, tam tahıllı gıdalar) içeren güzel bir kahvaltı yapmak en iyisi olacaktır. Böylece, besinlerin protein ve posa içeriği nedeniyle açlık hissetme ihtimalinizi en aza indirmiş olacaksınız.

Yorum bırakarak düşüncelerini bizimle paylaşmaya ne dersin?

Sen de kişisel yorumunu etiketiyle yazabilirsin.


Bu içeriklere de göz atmak ister misin ?