Şanlıurfa: Burada her yer tarih!

Yeni yerler görmenin, yeni insanlar, kültürler tanımanın vakti artık gelmişti. Tek istediğim İstanbul’dan uzaklaşmak, biraz da kafa dinlemekti...

25.11.2014

Oldum olası beni çok cezbeden Güneydoğu Anadolu’nun tarihi, coğrafyası ve tabii ki yemekleri resmen beni çağırıyordu.

Parmaklar hemen çalıştı, araştırmalar yapıldı. Sonunda uygun GAP turu bulundu. Artık kısa bir zaman da olsa oraları keşfetmeye gidiyordum.

Tamı tamına 6 il vardı rotamızda. Diyarbakır’da başlayacak, Batman’a geçecek, Mardin’in Şanlıurfa’nın Adıyaman’ın havasını koklayacak ve gezimizi Gaziantep’te sonlandıracaktık.

Bu şehirler arasında biri vardı ki her anıyla, her noktasıyla çok ilginçti. O da Şanlıurfa.

İnsanlık tarihi adına şimdiye kadar bildiğimiz tüm bilgileri tekrar gözden geçirmemize sebap olan Dünya'nın İlk Tapınağı Göbeklitepe

Şanlıurfa’da önce Göbeklitepe’ye gidiyoruz. Burası  günümüzden tam 12 bin yıl öncesinde kurulmuş bir tapınak. Son dönemde tüm dünyanın ilgi odağında olan Göbeklitepe üzerinde araştırmalar devam ediyor. Koruma altına alına Taş Devri’nden kalma alanda T biçiminde sütunlar ve üzerindeki figürler dikkat çekiyor. Biz de bir tepe üzerindeki bu gizemli tapınağın gizli notlarını çözmek için merakla inceliyoruz.

balikligol

Daha Göbeklitepe’nin etkisinden çıkmamışken,

Urfa’nın en meşhur yeri, Balıklıgöl’e gidiyoruz.

İbrahim Peygamber’in doğduğu mağara, Makam Camii, Rızvaniye Camii ve Mevledi Halil Camii’yi görüyoruz.

urfa-lezzetleri

Arada mutlaka Urfa'nın eşsiz, lezzetli kebaplarından yemenizi hatırlatmama gerek yok.

Seyhatimize devam edecek olursak... Halil Rahman Gölü ve Ayn ’nün ilginç de bir efsanesi var. Dönemin hükümdarı Nemrut, rüyasında çok parlak bir yıldız görüyor ve bu rüyayı yardımcılarına yorumlattığında o yıl dünyaya gelecek bir erkek çocuğun Nemrut’un hükümdarlığını elinden alacağını öğreniyor. Nemrut durur mu? O yıl doğan tüm erkek çocukların öldürülmesi talimatını veriyor. Hz. İbrahim’in babası ise bu haberi aldığında eşini bir mağaraya gönderiyor ve Hz. İbrahim bu mağarada doğuyor. Kader bu ki yıllar sonra evine dönen Hz. İbrahim ile Nemrut’un kızı Zeliha ile aralarında bir gönül bağı oluşuyor.  Hz. İbrahim’in putlara karşı başlattığı mücadele sonrasında, bunu duyan Nemrut ölümü için karar veriyor. Şu an Halil Rahman gölünün bulunduğu yere odunlar dolduruluyor, ateş yakılıyor –ki içine İbrahim atılsın. Tam o sırada odunlar balığa, ateş de suya dönüşüyor. Hz. İbrahim de ölmekten kurtuluyor, bu dönemde babasına yalvaran Zeliha’nın göz yaşlarından da yan taraftaki Ayn Zeliha Gölü oluşuyor.

Tam yorulmaya başlıyoruz ki Eşkıya filminde de hatırlayacağınız Gümrük Han’da ufak bir mola veriyoruz. Bu bölgede çok meşhur olan Menengiç kahvesinin de tadına bakıyoruz.

Otelimize doğru yol alırken saat geç oluyor, sıra gecesine katılamıyoruz ama yerimizde durur muyuz? Urfa gecelerinin tadını çıkartmak istiyoruz. Buluyoruz türkü barı, halaylar çekiliyor, tüm kurtlar dökülüyor.

Otele geldiğimizde Balıklıgöl’ün huzuru, Göbeklitepe’nin merakı içimizde uykuya dalıyoruz.

urfa-fotograflari

Şehri uzaktan izlemek kadar güzeli yok. Sanki bir masal şehri her karesi...

Ertesi sabah erkenden yola koyuluyoruz. Rotamızda ilk üniversitenin bulunduğu Harran var. Harran’da bizi aşiret reisinin oğlu Reşat Özyavuz karşılıyor. 170 yıllık konik Harran Evi’nde turistleri ağırlıyor. İlginç, herkesi çeken, esprili anlatımıyla tüm dinleyenlerin aklında yer ediyor. Koskoca ovanın ortasında bulunan Harran Höyüğü’nün tamı tamına milattan önce 5 bin yılında yapıldığı ve kesin olmamakla birlikte Asur, Hitit ve Yeni Babil dönemlerinde kullanıldığı ileri sürülüyor.

harran-sanlıurfa-gap-turu

Harran’dan sonra Urfa’nın en keyifli yerlerden bir diğerindeyiz şimdi de: Halfeti.

halfeti-sanliurfa

Şimdilerde Karagül dizisi dolayısıyla sık sık ekranda görüyoruz bu saklı cenneti. Önce soyu tükenmekte olan kelaynakların yetiştirildiği alanı geziyoruz. Halfeti, doğal güzelliği kadar biraz hazin de bir öyküye sahip. Halfeti’de tekne turumuz sırasında 2000 yılında yapılan baraj dolayısıyla sular altında kalan bazı köyleri görüyoruz. Romalılar tarafından kurulmuş, ‘Sakin Şehir’ unvanına yakışır güzellikteki görüntüsüyle bu yerleşkeyi inceliyoruz. Bir yandan da tepemizde yakıcı güneş, bir yandan da Fırat’ın esintisiyle tekne turumuzu tamamlıyoruz.

halfeti-urfa

Tekneden indiğimiz noktada yöresel haşhaşlı kebap lezzeti karşılıyor bizi. Ah ne güzel lezzettir o. Çaylar içiliyor ve Urfa’dan ayrılıyoruz.

Anlatmakla olmuyor, buraları gerçekten yavaş yavaş, sindire sindire keşfetmek gerekiyor.

Ee burası Şanlıurfa, burada bastığın her yer tarih! 

Fotoğraf ve yazı: Nuray Koç

Twitter: /NurayKOC

Yorum bırakarak düşüncelerini bizimle paylaşmaya ne dersin?

Sen de kişisel yorumunu etiketiyle yazabilirsin.


Bu içeriklere de göz atmak ister misin ?