Şehrin “tadı” sokakta çıkar

Bir şehrin yeme-içme kültürünün önemli bir parçasıdır sokak lezzetleri... Şehrin “tadı” sokakta çıkar.

25.04.2014

Şehirle birlikte yaşar, değişir, bazısı yok olur, derken gene çıkıverir karşınıza... Şehrin yaşayan yüzünü yansıtan, şehir değiştikçe değişen… En güzeli de bir köşe başında rast gelmeniz ve gününüzün bir anda bir lezzet şölenine dönüşmesidir…
Önce enfes bir koku gelir burnunuza... Açlık durumu şöyle bir gözden geçirilir. Bakışlar çoktan kokunun kaynağını arayıp bulmuştur bile... Derken, inceden bir muhasebe başlar. “Çok aç değilim ama yesem mi acaba?” Bir de bakmışsınız tıpış tıpış yürüyüp tezgâhın yanına varmışsınızdır bile... Artık sorgulamak beyhude bir çabadır; teslim bayrağını çekmişsinizdir çoktan. Kaşla göz arasında “Usta bana da çek bir tane” deyiverirsiniz.

bali-ekmek

Bir köşe başında ansızın yakalayıverir sizi sokağa ait bir lezzet... Şöyle dumanı üstünde bir kaynamış mısıra, bol soğanlı bir balık-ekmeğe ya da kış günlerinde içinizi ısıtan kestane kebaba kim hayır diyebilir ki zaten? Uzun sohbetlerin hüküm sürdüğü, sofraların saatlerce toplanmadığı bir yemek kültürünün evlatları olarak elbette kimsenin dört başı mamur bir sofraya itirazı yok.

Ama çoğumuz genellikle bir meyhanenin yolunu tutup garsona “şöyle bir masayı donatıver” demenin, saatlerce bir o mezeden, bir bu mezeden kaşıklanın hayalini kursak da ara sıra böylesine lezzetli bir kaçamağa da gönüllü teslim oluveririz işte. Derken karın doyar; cüzdan mutlu, mide mutlu, yola devam edilir. Eh, cânım şehrin “tadı” da sokakta çıkmaz mı zaten?

Sokak lezzetleri, ‘fast-food’a karşı!

Çoğu kez ayaküstü atıştırmalıklarla fast-food arasında bir paralellik kurulur. Gerçi ‘ayaküstü atıştırma’ olarak tanımlanan sokak lezzetleri ile ‘fast-food’ kültürü arasında bir kıyaslama yaparken ilk başta şöyle bir düşünmek gerekir. Zira ‘fast-food’ geleneği çok uzun bir geçmişe dayanmazken, saatlerce süren derin sohbetlerin hüküm sürdüğü sofra geleneği gibi ayaküstü atıştırmanın tarihçesi de Türk yeme-içme kültüründe epey bir köklü geçmişe sahiptir.

Hem sonra, ‘fast-food’ kültüründe ne yediğiniz değil, ne kadar hızla açlığınızı giderdiğiniz önemlidir. Oysa ayaküstü atıştırılan sokak lezzetlerinde sizi ilk cezbeden lezzetin kendisidir. Beyoğlu'nda bir sokak başında midye dolma sizi yakalayıverdiğinde, bir yandan dolmanıza limon sıkar, bir yandan başınızı kaldırıp Beyoğlu'nun tarihi binalarını incelersiniz. Ya da Karaköy'de balık-ekmek yolunuzu kestiğinde, bir yandan palamutları midenize yuvarlar, diğer yandan da Boğaz'ın eşsiz güzelliğine dalıp gidersiniz.

Ne yazık ki günümüzde hızla azalıyor sokak lezzetleri… Hem sayıca, hem de çeşit bakımından... Macun şekeri, köme (cevizli sucuk), pestil, sıcak sıcak şerbetiyle lokma tatlısı, halka tatlı (ya da diğer adıyla müşebbek) ya da eskiden okul çıkışlarında bol bol rastladığınız şambaba tatlısı ile pamuk ve kâğıt helvaları bile artık tek tük görür hale geldik.

Bundan üç sene önce Eminönü ve Karaköy sahilinde semtin tarihi dokusu ve Boğaz'ın siluetiyle özdeşleşen balık-ekmek tekneleri de bir gün içinde ortadan kayboluvermişlerdi. Neyse ki toplumun her kesiminden sahip çıkan oldu teknelere ve sesler yankı bulunca da balık-ekmek tekneleri geri döndü.

İçli köfte, midye dolma ve diğerleri...

icli-kofteİstanbul’un dört bir yanına dağılır sokaktan tatlar. Şöyle bir düşündüğünüzde zihninizde parça parça yer bulur hepsi. Aslında sokak lezzetlerini sokakta o dakika pişirilen ve daha önceden pişirilip ya da hazırlanıp sokakta satışa sunulan lezzetler şeklinde ayırmak da mümkündür. Örneğin, kokoreç, mısır, kestane, balık-ekmek, sucuk-ekmek, nohutlu pilav ve seyyar köfteciler bu ilk kategoriye girerken, içli köfte, midye dolma, simit ya da buzda badem ikinci kategoriyi oluşturur.

Tükürüklü köfte özellikle maç çıkışlarını; midye dolma ve kokoreç ise içkili eğlence mekânlarının yoğun olarak yer aldığı Beyoğlu- İstiklal Caddesi, Kadıköy- Kadife Sokak ya da Caddebostan ve Bostancı gibi semtlerin sokaklarını mesken tutar. Mısır, kestane kebabı, bol susamlı çıtır çıtır simit, nohut-pilav ve çiğ köfte ise her köşe başında karşınıza çıkabilecek lezzetler arasında sayılabilir.

İstanbul'da hangi lezzet nerede yenir?

Ancak bazı bölgelere özgü lezzetler vardır ki, başka yerde yeseniz de aynı tadı bulamazsınız. Mesela İstiklal Caddesi’nde önceleri Atlas Pasajı, sonraları ise caddenin muhtelif noktalarında karşınıza çıkan tezgahta satılan içli köftenin bir eşi benzeri daha yoktur. Bembeyaz önlüğüyle yıllardır eşinin yaptığı içli köfteleri satan bu beyefendinin sohbetine de doyum olmaz. Ya da Nevizade Sokağı’nda gecenin bir yarısında masanıza bırakılan buzda bademler… Biranızı yudumlarken, ağzınızda yayılan bu serin tadın yeri de apayrıdır. Kuşkusuz bu tadı diğerlerinden farklı kılan da sokağın havası ve anın büyüsüdür.

bozacilarEminönü ve civarının da sokak lezzetleri açısından zenginliği tartışılmaz elbette. Özellikle Sultanahmet’te otantik kıyafetleriyle şerbetçiler gezinir. Gene bu yörede özellikle Ramazan aylarında iftardan sonra boza vazgeçilmez bir içecektir. Bozacılar zaman zaman bu bölgede mahalle aralarında dolaşır. Eminönü deyince lahmacundan ve gobitten (soğanlı ekmek arası haşlanmış yumurta) bahsetmeden olmaz tabi. Çengelköy’ün meşhur ettiği tuzlu hıyar da yine en çok Eminönü sokaklarında karşınıza çıkar. Sultanahmet’te sabahları kahvaltıcılar size ‘Günaydın’ der. Envai çeşit kahvaltılıklardan hangisini arzu ederseniz yarım ekmeğinizin içinde yerini alır. Bu kahvaltıcıların bir benzeri de Kadıköy’deki Rıhtım Caddesi’nde geceleri ortaya çıkan “herşeycilerdir”. Bazılarının “asker” adını taktığı bu seyyar satıcıların tezgâhında yok yoktur. Gecenin bir yarısı hangisini seçsem derken iştahınız kabarıverir.

Her ne kadar günümüzde sayıları ve çeşitleri hızla azalsa da İstanbul'u İstanbul yapan lezzetlerdir sokak lezzetleri... Bazıları gece yarısı çıkar ortaya... Gece çalışanların da imdadına yetişirler. O saatte sizi açık bir restoran bulma zahmetinden kurtarırlar. Sadece karnınızı doyurmakla kalmaz, geceyi de paylaşırlar sizinle, sokaktaki yalnızlığınızı da...

Gece gündüz sokakta yiyebiliceğiniz lezzetler

  • Bir köşe başında ansızın yakalayıverir sizi sokağa ait bir lezzet... Şöyle dumanı üstünde bir kaynamış mısıra, bol soğanlı bir balık-ekmeğe ya da kış günlerinde içinizi ısıtan kestane kebaba kim hayır diyebilir ki zaten?
  • Nevizade Sokağı’nda, gecenin bir yarısında buzda bademciler ortaya çıkar. Biranızı yudumlarken ağzınızda yayılan bu serin tadın yeri de apayrıdır. Kuşkusuz bu tadı diğerlerinden farklı kılan da sokağın havası ve anın büyüsüdür.
  • Sultanahmet’te sabahları kahvaltıcılar size ‘Günaydın’ der. Envai çeşit kahvaltılıklardan hangisini arzu ederseniz yarım ekmeğinizin içinde yerini alır. Bu kahvaltıcıların bir benzeri de Kadıköy’deki Rıhtım Caddesi’nde geceleri ortaya çıkan “herşeycilerdir”.

Yorum bırakarak düşüncelerini bizimle paylaşmaya ne dersin?

Sen de kişisel yorumunu etiketiyle yazabilirsin.


Bu içeriklere de göz atmak ister misin ?