Sinema Seni Seviyorum

Pera Müzesi'nin her ay farklı konseptler de gerçekleştirdiği film günleri, Pera Film’in yeni programı, "Sinema Seni Seviyorum" sinemaya, sevgi dolu bir saygı duruşunda bulunuyor.

06.03.2015

14 Şubat - 8 Mart'da kadar gerçekleşecek yeni Pera  film günleri Sinema Seni Seviyorum, programında sinemayı ve sinema sevgisini vurgulayan ilginç belgesel ve kurgu filmlerden bir seçki yer alacak. 

Dziga Vertov 1923’te, “Gözümüzü olduğundan daha iyi hale getiremeyiz, ama kamerayı sonsuza dek mükemmelleştirebiliriz,” demişti. Şimdi, onlarca yıl sonra, sinema hala kendini mükemmelleştirmeye uğraşıyor – olağanüstü yönetmenler, oyunculuklar ve hikaye anlatma biçimleri, bizi beyaz perdeye bağımlı kılmış durumda. Bu bağımlılık, sinemanın temelini oluşturan yoğun sevgi ve emeği yansıtıyor. Sinema Seni Seviyorum Sevgililer Günü ile de kesişiyor ama romantik filmleri bir araya getirmek yerine, film yapım sanatını öven ve coşkusunu paylaşan gerçek ve hayali hikayeler arasında bir yolculuğa çıkarıyor. John Berger sinematik deneyimi şöyle tanımlıyor: “Sinema sanat olmayı başardığında elimizde kalan, insanlıkla kendiliğinden kurulmuş bir sürekliliktir. Prenslerin ya da burjuvazinin sanatı değildir. Popüler ve serseridir. Sinemanın gökyüzünde insanlar, ne olabileceklerini öğrenir ve tekil yaşamlarının dışında onlara neyin ait olduğunu keşfederler.” Ve bu yüzden, sinema seni seviyoruz!


Sinema günlerindeki filmlerin bilet fiyatları 10TL'dir.


Pera Film Sinema Programı

Nefret 14 Şubat 2015 14:00 / 06 Mart 21:00

Sinema tarihinde hiçbir yönetmen, insan ilişkileriyle film tarihi arasındaki bağlantı konusunda Jean-Luc Godard kadar saplantılı değildir. 1963 tarihli filmi Nefret, bu saplantısının en açık ve en dokunaklı örneğidir.

Brigitte Bardot la Méprise 14 Şubat 2015 16:00 / 07 Mart 2015 15:00

Brigitte Bardot 2011’de biyografik bir belgesel yapılmasını kabul etti. Filmde yer almadı, ama yönetmene yaşamındaki mekanları, evlerini, Saint-Tropez’deki La Madrague ve La Garrigue’i, aile arşivlerini, doğumundan sinema tanrıçası oluşuna dek babasının çektiği filmleri gösterdi. 

Henri-Georges Clouzot’nun Cehennemi 15 Şubat 2015 14:00 / 07 Mart 2015 13:00

Henri-Georges Clouzot, 1950 ve 1960’larda Fransa’nın en ünlü, en başarılı sinemacıları arasındaydı,Le Salarie de la Peur (Korkunun Ücretleri) ve Les Diaboliques gibi filmlerle büyük bir uluslararası başarıya imza atmış bir yönetmendi, beyazperdede gerginlik ve gerilim yaratma konusundaki başarısıyla da “Fransız Hitchcock’u” unvanını kazanmıştı. Clouzot 1963’te L’Enfer (Cehennem) adlı bir proje üzerinde çalışmaya başladı; delirmeye uzanan bir kıskançlığın hikayesi olan bu proje için yönetmene dilediği kadar zaman ve kaynak sözü verildi. Ancak her ne kadar yönetmen çekimden önce titizlikle hazırlandıysa da, film çekimi başladıktan yalnızca üç hafta sonra prodüksiyon durduruldu ve bir daha başlatılmadı.

Serbest Radikaller: Bir Deneysel Sinema Tarihi 07 Mart 2015 17:00 / 08 Mart 2015 16:00

Bu uzun metraj belgesel film, yönetmenliğin en önemli ama hep kenarda kalmış alanlarından birine canlı, zihin açıcı ve olması gerektiği gibi kişisel bir giriş sunuyor: Avangart sinema. Bu inanılmaz ölçüde zengin, çeşitlilik arz eden, geniş alanı 82 dakikaya sığdırmak gibi neredeyse imkansız bir işi başaran Serbest Radikaller, bu konu hakkında olabilecek en usta işi giriş olmuş.

Agnès’in Plajları 05 Mart 2015 19:00 / 08 Mart 2015 14:00

Yaşamının bölümlerini oluşturan plajlara dönen Agnès Varda, bir tür otoportre belgesel icat ediyor. Agnès kendi filmleri, imgeleri ve röportajlarının arasında sahneye çıkıyor. Bir sahne fotoğrafçısı olarak çalışmaya başlamasını, sonra Fransız Yeni Dalga’sının erken dönem yönetmenlerinden biri oluşunu, Jacques Demy ile yaşadıklarını, feminizmini, Küba, Çin ve ABD’ye yolculuklarını, bağımsız yapımcı olarak yaşamını ve ailesini mizahi ve duygulu bir dille paylaşıyor.

Aya Yolculuk - Olağanüstü Yolculuk 21 Şubat 2015 15:00 / 06 Mart 2015 19:00

Aya Yolculuk, sinemanın öncülerinden Georges Méliès’nin 1896-1912 arasında yaptığı 500’den fazla kısa filmin en bilineni; kurşun biçiminde bir roketin, suratını buruşturmuş bir ayın gözüne girmesi görüntüsü de sinema tarihinin en tanıdık imgelerinden biri. Başarılı bir sihirbaz olan Méliès, sahne gösterilerinin basit kayıtlarından, dünyanın ilk anlatılı filmleri arasında sayılan göz kamaştırıcı fantezi epiklerine geçti. Bu “kandırmacalı filmler” fantastik hikayeleri, ince ince boyanmış setleri ve ayrıntılı kostümleri basit ama etkili özel efektlerle, örneğin yavaşlatılmış çekim, erime ve üst üste bindirmeyle birleştirdi. Méliès’nin bu dönemde yaptığı diğer uzun filmler gibi Aya Yolculuk da bir dizi tablodan oluşur, her birinde kaotik aksiyon ve çoklu kamera oyunları vardır.

Bu film 20. ve 21. yüzyılda geçen ve sinema tarihinin en karmaşık film projelerinden birinin içerdiği zorlukları konu alan inanılmaz bir hikaye anlatıyor: Méliès’nin başyapıtının restore edilmesi. Katılımcılar arasında Amélie’nin yönetmeni Jean-Pierre Jeunet ve Mchel Hazanavicius (Artist) var.

237 No’lu Oda 28 Şubat 2015 19:00 / 08 Mart 2015 18:00

Stanley Kubrick’in filmi Cinnet / The Shining’in (1980) gizli anlamları hakkındaki sayısız teoriyi inceleyen öznel bir belgesel. Film 30 yılı aşkın bir süre önce çekilmiş olabilir ama tartışmalar, spekülasyonlar ve gizemler yaratmayı sürdürüyor.

Bu Filme Henüz Yaş Sınırlaması Getirilmedi 27 Şubat 2015 19:00 / 04 Mart 2015 19:00

2006 Sundance Film Festivali’nin hit filmi Bu Film Henüz Derecelendirilmedi, Amerika’daki MPAA’nın (Motion Picture Association of America – Amerikan Film Derneği) film derecelendirme sistemi üzerine benzeri görülmemiş bir gizli araştırma. John Waters, Matt Stone, Mary Harron, Kimberly Peirce, Atom Egoyan ve Kevin Smith ile yapılmış zihin açıcı ve çoğu zaman çok komik söyleşiler içeren film, bağımsız ve yabancı filmlerin, gay temalı filmlerin gösterimini nasıl sınırladığını, cinselliğin derecelendirilmesi konusunda şiddetten daha katı davranıldığını gözler önüne seriyor.

Sapığın Sinema Rehberi 28 Şubat 2015 16:00 / 07 Mart 2015 19:00

Sapığın Sinema Rehberi, bugüne dek yapılmış iyi filmlerden bazıları arasında izleyiciyi bir gezintiye çıkarıyor. Ünlü felsefeci ve psikanalist Slavoj Zizek hem sunucu, hem de rehber rolünde. Zizek merak uyandıran tutkulu yaklaşımıyla sinemanın gizli diline giriyor ve filmlerin bize hakkımızda neler söyleyebileceğini ortaya çıkarıyor.

Lütfen Başa Sarın 28 Şubat 2015 21:00 / 28 Şubat 2015 14:00

Yazar/yönetmen Michel Gondry’nin aklının ürünü, türünün tek örneği bir komedi. Jack Black, büyük düşlerine çok küçük gelen bir hayatta sıkışıp kalmış sevimli bir kaybeden.

Yorum bırakarak düşüncelerini bizimle paylaşmaya ne dersin?

Sen de kişisel yorumunu etiketiyle yazabilirsin.


Bu içeriklere de göz atmak ister misin ?