Stres yönetimi ve mutlu yaşam

Temeldeki varlığın doğası mutluluktur. Zihin, mutluluk peşinde koşar. Mutluluk bilinci mutlak alandan uzaklaşmaktır. Mutluluk yani hayat, saf varoluşta, saf zihinde keşfedilir.

03.06.2014

Kaba düşünce alanında yer alan zihin, ince düşünce alanında yer alan ruha doğru koşar. Bir deniz düşünün. En durgun suyun üzerinde bile dalga titreşimleri vardır. Denizin yüzeyi kıpır kıpır ya da coşkulu dalgalarla hareket halindedir. Ses vardır, hatta fırtınada gürültü boyutundadır. Bu fırtınadan ürker insan, sükunet arar. Burada yüzeydeki kıpırtılar bilinçli zihne karşılık gelmektedir. Bu hareketler suyun yüzeyinden derinliklere inerken azalır, derinlikler ise tamamen sessizdir. İnsanın iç dünyası da deniz gibi derindir. Bu da dalgaların ulaşamadığı bilinçaltıdır.

Suyun yüzeyindeki dalgaların derinlere dalabilmeleri, derinliklerdeki daha sessiz su düzeylerini kendilerine katabilmeleri; bilinçli zihnin kıpırtılarına bilinçaltının katılması ve ebedi huzurun yakalanması olarak ifade edilebilir. Transandantal Meditasyon insanlara tam olarak bu metotla mutluluk huzurunu vermektedir ve böylelikle insan zihnin tüm potansiyelini kullanmaya başlar. Bu da ebedi özgürlüktür.

Peki, ebedi özgürlüğe kavuşmak dururken, insanlar neden zihnin esaretine yenik düşerler? İnsanoğlu hızlı yaşamın gerektirdiği sistemin elindeki lastiğe bağlıdır. Lastiğin diğer ucu aslında kendi elindedir. Ucunu tuttuğu lastiği kontrol edemeyince sistem onu içine çekmektedir. Zihin kendi doğası olan mutluluk bilincini koruyamadığı sürece, zihin nesnelerin bıraktığı izlenimlerle doludur ve buna zihnin esareti denmektedir. Sistemdeki nesnelerin zihinde bıraktığı izlenimler, yeni kayıtlar ona yeni alışkanlıklar kazandırmaktadır. Kaçışlar, geçici mutluluklar, geçici rahatlıklar… Zihin mutluluk bilincini kaybetmekte ve dünyanın bilincinden oluşturduğu yansımaların zevkine varmaktadır.  Ebedi huzuru kaybetme pahasına izafi dünyanın geçici neşesi ile yetinmektedir. Bu durumda algılanan nesnelerin yansımaları zihni gölgelediğinde o zaman sadece nesne kalır ve özne ortadan kalkar. Öznel doğamızın ortadan kalkması büyük bir kayıptır. Tıpkı bir milyar kaybedip, bir milyon kazanmak gibi bir şey.  Artık maddenin değeri hakimdir, maddi hayat yaşanmaya başlar. Sonra yine sistem lastiğinin çektiği bu merkezde stresle baş edememe ve kendi tükenmişlik sarmalının içinde dönüp durmaktadır. Atalet ve depresyon artık kapıdadır. Mutluluk ortadan kalkar.

İnsanların kendilerine kazandırdığı tüm iş ve yaşam sonuçları bir düşünceden ileri gelen davranışlarla meydana gelmektedir. Eğer bu sonuçlardan memnun değilse, bu davranışların kaynağını bulabileceği iç dünyasındaki düşünce ve zihniyetini açması ve memnun olmadığı kaynağı kurutması lazımdır. Bu olduğunda ruh artık nesne ile gölgelenmemektedir. Buna manevi hayat denir. Bu ebedi özgürlük hayatıdır. Yoksa aksi halde hayat esaret içinde yaşanır.

Bugün artık stratejik pozisyonlarda çalışanlar, stres yoğun yaşamla baş etme kararı alanlar Transandantal Meditasyon’a başvurmaktadır. Transandaltal Meditasyonla düşüncenin kaynağının bulunduğu iç dünyaya inip arınmaktadır. Bunu kendisi öğrenerek, evden çıkmadan, yolda giderken, birini beklerken, iki toplantı arasında, akşam yatmadan önce vs zamanlarda elinin altındaki bu ebedi özgürlüğe başvurarak rahatlamakta ve zamanla bunu bir yaşam biçimi haline gelmektedir.

Yorum bırakarak düşüncelerini bizimle paylaşmaya ne dersin?

Sen de kişisel yorumunu etiketiyle yazabilirsin.


Bu içeriklere de göz atmak ister misin ?