Tarihi Yarımada, Bu Hafta Sonu Tarihin Kalbini Geziyoruz!

Müzeleri ve tarihi eserleriyle yerli-yabancı binlerce turistin ilk uğrak yeri olan Tarihi Yarımada için “İstanbul’un binlerce yıllık tarihinin bir özeti” tanımlamasını yapsak hiç de yanlış olmaz!

15.02.2017

Delf kâhini Megaralılara kent kurmaları için burayı işaret etti… Bizans imparatoru Konstantin, imparatorluğunun başkenti olarak burayı seçti, Fatih Sultan Mehmed’e şehrin anahtarını burada verdi. İmparatorlukların ihtişamı, padişahların saltanatı, isyanların ilk hareketi hep burayı işaret etti. Yüzyıllar boyunca, tüm imparatorlar, krallar hep burayı düşledi. İstanbul’un olduğu kadar dünya tarihinin de yaşayan en önemli tanıklarından biri olan Tarihi Yarımada’ya hoş geldiniz...

İstanbul'a gelen yerli-yabancı her ziyaretçinin ilk uğrak yeri, hiç şüphesiz Tarihi Yarımada’dır. Binlerce yıllık tarihin çok net bir özeti olan bu bölgeye adım atmak, Ayasofya, Sultanahmet Camii, Yerebatan Sarnıcı, Arkeoloji Müzesi, Topkapı Sarayı, Süleymaniye Camii gibi dünya çapında önemli tarihsel eserleri yakından görmek, Haliç, Fener ve Balat’taki asırlık kiliseler, camiler ve evlerle yüz yüze gelmek demektir.İstanbul Tarihi Yarımada

Cıvıl Cıvıl Bir Kent Meydanı: Eminönü Meydanı

Bölgede keşfedebileceğiniz ilk yer Eminönü Meydanı'dır. Boğaz’ın ev sahipleri vapurların telaşlı yolcuları, Yeni Camii’nin önünde kuşlara yem atanlar, Kapalıçarşı ve Mısır Çarşısı’nda alışveriş yapanlar, kent meydanının hiç değişmeyen görüntüsüdür.

Adalar, Kadıköy, Üsküdar ve Boğaz hattı vapurlarıyla turistik Boğaz gezisi yapan motorların ve İstanbul'un birçok semtine sefer yapan otobüslerin de kalkış noktası yine burasıdır.

Sultanahmet Meydanı: İstanbul’un Turistik Merkezi

Yarımada’nın ve İstanbul’un turistik merkezi konumunda olan Sultanahmet Meydanı’nda etrafınıza şöyle bir baktığınızda, dünyanın birçok bölgesinden gelen ziyaretçiler ile karşılaşırsınız.

Eminiz ki meydan ve meydanın dört bir yanında yer alan tarihi saray, müze, sarnıç, çeşme ve sütun gibi birçok eserin arasında tarihi keşfetmenin heyecanını yaşayacaksınız. Filmlerde, kartpostallarda ya da tarih kitaplarında gördüğünüz İstanbul’la en yakın tanışıklığınız da yine Sultanahmet Meydanı’nda gerçekleşecektir.

Sultanahmet’te bütçenize uygun çok sayıda otel ve pansiyon alternatifleri bulabilirsiniz. Karnınız acıktığında da meydanı çevreleyen sokaklar ile Beyazıt’a inen cadde boyunca yer alan restoranlarda Türk ve dünya mutfağından lezzetler tadabilirsiniz.

Eğer ülkenize dönerken, sevdiklerinize İstanbul ve Türkiye'yi hatırlatacak hediyelik eşya satın almak istiyorsanız, kesinlikle doğru yerdesiniz. Bölgede geleneksel hediyelik eşya ve mücevher satan çok sayıda mağaza bulunuyor.Sultanahmet Meydanı

Hepsi Keşfetmenizi Bekliyor

Sultanahmet için “dünyada bu kadar tarihsel mirasın iç içe olduğu başka bir yer daha yoktur” dersek herhalde abartmış sayılmayız. Bu nedenle, Sultanahmet’i lâyıkıyla keyfetmeniz için en az iki gününüzü ayırmanızı tavsiye ediyoruz. Nasıl bir programla mı? O zaman önerilerimizi dikkatle okuyun…

Sabahın ilk saatlerini Topkapı Sarayı’na ayırın. Osmanlı İmparatorluğu’nun ihtişamına tanıklık eden sarayı gezmek uzunsürebilir. İstanbul 1453’te fethedildikten sonra Fatih Sultan Mehmed’in emriyle yaptırılan saray, hanedanın görkemli yaşamını da inceleme fırsatı verecek.

Saray gezisinden sonra, Roma döneminde hipodrom olarak kullanılan meydandaki parkta soluklanırken, yüzyıllar öncesinde yapılan araba yarışlarında dörtnala koşan atların nal seslerini duyarsanız şaşırmayın.

Dinlendikten sonra, İstanbul siluetinin iki önemli parçası Ayasofya Müzesi ve Sultanahmet Camii’ni gezmenizi öneririz. Böylece, Bizans’tan Osmanlı’ya iki imparatorluğun görkemini birlikte yaşayabileceksiniz. Kendi dönemlerinin en önemli eserleri olan bu iki yapının mimari sırları bugün bile çözülebilmiş değil.Tarihi Yarımada Keşfi

Günün yorgunluğunu atmak ve yemek yemek için meşhur Sultanahmet Köftecisi ilk tercihiniz olabilir. Sultanahmet’teyken geleneksel lezzetimiz köfteyi mutlaka tatmalısınız.

Dinlendiniz ve karnınız da doydu. O halde kaldığımız yerden devam…

Bizans İmparatorluğu’nun su ihtiyacını karşılamak üzere, 6. yüzyılda yapılmış Yerebatan Sarnıcı’nı gördüğünüzde İstanbul’un yeraltında bile güzellikler sakladığına şahit olacaksınız. Mistik atmosferiyle sizi büyüleyecek olan sarnıçta kahve molası da verebilirsiniz.

Türk İslam Eserleri Müzesi, yüzlerce yıllar öncesinde günlük yaşamın nasıl olduğuna dair fikir edinmek için ilginç gelebilir. Arkeoloji Müzesi ise tarihsel yolculuğunuzu çok daha gerilere götürecek.

Arasta Çarşısı’ndaki hediyelik eşyalar ve birbirinden güzel halı ve kilimlerden kendinize ya da sevdiklerinize armağan alabilirsiniz. 

Sultanahmet Camii’ni arkanıza alıp tam batıya doğru tramvay hattını takip ettiğinizde, Beyazıt’a doğru yürümeye başlamışsınız demektir. Güvercinleriyle dolu meydanı, başka hiç bir yerde bulamayacağınız eserlerin bulunduğu sahafları, sağlı sollu tarihi yapıları ve çarşıları ile Beyazıt şaşırtacak sizi...

Osmanlı İmparatorluğu’nun en büyük mimarı Mimar Sinan tarafından yapılan Süleymaniye Camii ve Külliyesi ve bulunduğu semt, sizi bambaşka bir zamana götürecek.

Eyüp, Fener ve Balat

Sultanahmet’ten Haliç’e doğru yöneldiğinizde Balat ve Fener, sizi İstanbul’un bir başka yüzüyle tanıştıracak. Asırlık yapıların yer aldığı bölgede, Rum ve Ermeni vatandaşların yüzyıllar boyunca yaşadığı ve hâlâ orijinalliğini korumuş mahalle ve sokaklar ile eski Türk evleri, o dönem İstanbulluların yaşamı hakkında fikir verebilir.

İstanbul’un Altın Boynuz’u Haliç’i tepeden görmek için Piyer Loti Kahvesi’ne çıkıp, kahvenizi içerken tüm Tarihi Yarımada’yı kuş bakışı seyretmenin de tadını çıkarabilirsiniz.  

Yorum bırakarak düşüncelerini bizimle paylaşmaya ne dersin?

Sen de kişisel yorumunu etiketiyle yazabilirsin.


Bu içeriklere de göz atmak ister misin ?