İstanbul’un diğer yarısı: Anadolu Yakası

Yazarı: istanbul.com

Yayınlanma Tarihi: 29.06.2012

Güncellenme Tarihi: 16.07.2012



Anadolu Yakası'nı “İstanbul’un sakin yüzü” olarak tanımlamak hiç de yanlış olmaz. Avrupa Yakası'nın iş hayatına dönük telaşlı ve kıpır kıpır yüzü bu yakada yerini yeşil alanlara, yalılara ve korulara bırakır.

İstanbul’u tam olarak yaşamak istiyorsanız sadece Avrupa Yakası'nın hareketliliğini değil, Anadolu Yakası'nın sükûnetini de hissetmelisiniz. Vapura atlayıp arkanızda Avrupa Yakası'nı geride bırakıp Anadolu Yakası'nın en özel ilçelerinden biri olan Kadıköy’e doğru yol aldığınızda, sizi ihtişamlı mimarisiyle Haydarpaşa Tren Garı karşılar. Bu gar İstanbul’a tren yoluyla gelenlerin ilk durağıdır; aynı zamanda Kadıköy’ün de giriş kapısı... 

Kadıköy’ün hemen girişinde kocaman bir meydanla buluşursunuz. Meydanın hemen kıyısında bulunan Haldun Taner Sahnesi ise, Kadıköy’ün kültür-sanat merkezi olduğu kadar buluşmaların da önemli bir noktasıdır. Meydanda bulunan otobüs ve minibüsler ise her gün binlerce insanı şehrin iki yakasına taşır. 

Bütün renkleriyle tarihi Kadıköy Çarşısı
Anadolu Yakası'nın en büyük ilçesi olan Kadıköy, eski adıyla Khalkedon, aynı zamanda İstanbul’un da en büyük ilçeleri arasında yer alır. Hemen Kadıköy’ün içlerine doğru uzanan Tarihi Kadıköy Çarşısı ise lezzet düşkünleri, müzik severler ve eğlence meraklıları için birçok alternatif sunar.

Balıkçılar ve baharatçılar çarşının demirbaşlarıdır. Denizin ve binbir çeşit baharatın kokusu adeta Kadıköy’ün kokusudur. Kısacası, Kadıköy’ün özetidir bu çarşı. Ağırlıklı olarak Güneydoğu ve Akdeniz mutfağının seçkin tatlarını sunan Çiya, geleneksel tatlara meraklı olan lezzet düşkünlerinin buluşma noktasıdır. Daha çok gençlerin tercih ettiği Mercan ve Şampiyon Kokoreç ise çarşının bir diğer renkli dokusudur. Özel üretim çikolataları ve unlu ürünleriyle Beyaz Fırın, ev yapımı reçelleri ve tatlılarıyla Şekerci Cafer Erol, “Kup Griye” adlı muhteşem lezzetin yaratıcısı Baylan Pastanesi, lokum ve çeşit çeşit şekerin adresi Ali Muhittin Hacı Bekir, binbir çeşit baharatıyla neredeyse yarım yüzyıldır aynı dükkânda hizmet veren Brezilya Baharatçısı adeta Kadıköy’le bütünleşmiştir. 

İkinci el ev eşyaları, kıyafet ve elektronik eşyaların satıldığı Bit Pazarı ve antika meraklılarının uğrak yeri Antikacılar Sokağı da çarşı mozaiğini tamamlar. Kadıköy’ü her daim hareketli kılan kitapçılar ve müzik marketler ise çarşının bir diğer uğrak merkezlerindendir. Özellikle müzik tutkunlarının ve sahaf gezginlerinin uğrak yeri olan Akmar Pasajı ve pasaj içindeki Zihni Müzik, müzikseverlere farklı seçenekler sunar. 

Avrupa Yakası'nın hareketli gecelerini bilenler için Anadolu yakası daha sakin gelse de Kadıköy’ün de hatırı sayılır bir gece hayatı var. Özellikle Kadife Sokak civarında seyreden gece hayatını her zevke hitap eden restoran ve barlar renklendirir. Ayrıca Tarihi Kadıköy Çarşısı’nın içinde yer alan barlar da genç kitleyi kendisine çeker. 

Kadıköy’ün alışveriş merkezi Bahariye Caddesi
Kadıköy Çarşısı’nın ara sokaklarından yukarı doğru çıktığınızda, Kadıköy’ün alışveriş merkezi Bahariye Caddesi karşılar sizi. Bahariye Caddesi’nde birçok markanın mağazalarının yanı sıra, spot mağazaları da bulunur. Renkli pasajların da yer aldığı bu caddede, bir mola vermek isterseniz, her damak zevkine hitap eden kafelerinde hoşça vakit geçirebilirsiniz. 

Bahariye Caddesi’ni bir uçtan bir uca gezdiniz ve tekrar geri dönmek istiyorsunuz, ama yorgunsunuz. İşte bu durumda, Nostaljik Moda Tramvayı tam size göre. Araç trafiğine kapalı olan caddenin tek yolcu taşıma aracı olan tramvayla keyifli bir Kadıköy turu yapabilirsiniz. 

Deniz ve tavşankanı çay: İşte Moda!
Bahariye’den yukarı doğru çıktığınızda, yolunuz Kadıköy bölgesinin en güzel semtlerinden Moda’ya ve dolayısıyla deniz manzarası ile kesişecektir. Manzaranın tadını, meydanda sıralanan çay bahçelerinde, tavşankanı çayınızı yudumlarken çıkarabilirsiniz. Acıktığınızda da irili ufaklı restoranların lezzetli seçenekleri imdadınıza yetişir. Bu arada, yemek üstüne tatlıyı da unutmayın. Yaz kış fark etmez, Ali Usta’nın dondurmasının tadına mutlaka bakın. Moda’nın simgelerinden biri olan Moda Deniz Kulübü’nden yükselen müzik sesleri eşliğinde, sahile inip sahil boyunca bir yürüyüş yapmak size iyi gelebilir. 

Bir tatlı huzur: Kalamış
Ünlü bestekâr Münir Nurettin Selçuk’un Kalamış şarkısını bilir misiniz? “Bir tatlı huzur almaya geldim Kalamış’tan...” 
Kalamış belki bu şarkının yazıldığı dönemden bu yana çok değişti ama anıları tazeliğini koruyor. Kalamış denildiğinde hâlâ akla Kalamış Marinası geliyor. Mavi bayraklı Kalamış Marinası şimdilerde uluslararası standartlarda hizmet veriyor ve boat-show fuarlarına ev sahipliği yapıyor. Ayrıca gözde eğlence mekânlarının bulunduğu marinada, restoran ve barlarda da gece hayatı bütün heyecanıyla yaşanıyor. 

Aynı hat üzerinde bulunan Fenerbahçe semti ise, Türkiye’nin en büyük kulüplerinden biri olan Fenerbahçe Spor Kulübü ve yakın zamanda tekrar hizmete giren plajıyla akıllarda yer ediyor. Ayrıca yürüyüş ve bisiklet yolları, yemyeşil parkları, halka açık spor sahalarıyla da İstanbulluların öncelikli tercihleri arasında yer alıyor. 

Işıl ışıl Bağdat Caddesi
Geniş kaldırımları, popüler restoranları, şık kafeleriyle Bağdat Caddesi, ünlü markaların ışıklı vitrinleriyle adeta bir podyumu andırır. Günün modasını takip edebileceğiniz bu caddede değişik zamanlarda şampiyonluk karnavalları, Cumhuriyet Bayramı gibi kutlamalar da yapılır. 

Bağdat Caddesi’nin sahile açılan kapısı olan Bostancı, tren istasyonu, vapur iskelesi, çay bahçeleri, sahilde yer alan kokoreççileri ve balıkçılarıyla şirin bir kasabayı hatırlatır. Bostancı vapur iskelesindeki otoparklarda araçlarını bırakanlar İstanbul’un incisi Adalar’a vapur, motor ve deniz otobüsü seferleriyle geçerler. Son yıllarda hizmete giren restoranlar, gece kulüpleri ve 40 yıl aradan sonra İstanbul’da denize girme keyfini yaşatan Caddebostan Plajı da sahil yoluna renk katar. 

Anadolu yakasının Boğaz’a bakan yüzü
Anadolu Yakası'nın İstanbul Boğazı’na bakan sahil bölümü Salacak’tan başlar. Derler ki  İstanbul’un silüeti en güzel burada izlenir. İstanbul’un tarihi ve şarkılara konu olan ilçelerinden biri olan Üsküdar’a bağlı olan Salacak’ı her daim çekirdek yiyenler, balık tutanlar, gün batımı karşısında çaylarını yudumlayanlar, yürüyüş yapanlar, turistler, Kız Kulesi ziyaretçileri renklendirir.
Üsküdar sahilinden geç saatlere kadar Eminönü ve Beşiktaş’a vapur ve motor seferleri düzenlendiğini belirtelim. 
Salacak’tan yaklaşık 10 dakikalık bir yürüyüşün ardından İstanbul’un en eski yerleşim bölgelerinden biri olan Üsküdar’a ulaşırsınız. Osmanlılardan kalma çok sayıda tarihi eser barındıran Üsküdar’ı kucaklayan meydanda 3. Ahmet Çeşmesi, Beşiktaş motor iskelesinin tam karşısında yer alır. Mihrimah Sultan Camii, Şemsipaşa Camii gibi Mimar Sinan yapıları da görülmeye değer eserler arasında yer alır. Bu arada, 1933’ten beri Türk-Osmanlı mutfağına has tatlarıyla hizmet veren Kanaat Lokantası’na da mutlaka uğramayı unutmayın. 

Üsküdar’dan sahili takip ederek Paşalimanı ve Kuzguncuk’a doğru devam ettiğinizde Fethipaşa Korusu karşılar sizi. Özellikle kışın muhteşem bir manzarası olan bu koru, yürüyüş parkurları ve piknik alanları ile popülerdir.

İstanbul’da bir kilise ve camiyi yan yana görebileceğiniz tek yer Kuzguncuk’tur! Tarihi evleri ve sokaklarıyla pek çok televizyon filmi ve dizisine ev sahipliği yapan semtte, şair Can Yücel, ressam ve heykeltıraş Kuzgun Acar’ın anlıları hâlâ konuşulur. Deniz kenarında yer alan Çınaraltı Kahvesi’nin bol köpüklü Türk kahvesini, İsmet Baba’nın Yeri’nin derya kuzularını ve Limonluk Kahvesi’nin keklerini ise hiç es geçmeyin deriz.  Kuzguncuk’tan sonra Osmanlıların bütün ihtişamıyla karşınıza çıkar Beylerbeyi. Sarayı ile de ünlü olan Beylerbeyi, ahşap evleri, restore edilen yalıları, çay bahçeleri ve balık lokantaları ile sakin ve huzurlu yapısını cömertçe sunar. Bu semte gelip de Beylerbeyi Sarayı’nın yanı sıra, İskele Meydan Çeşmesini ve İskele Kahvesi’ni de görmeden gitmeyin. 

Yalılarıyla Çengelköy
Salatalığı (badem) ile ünlü Çengelköy, Boğaz kıyısının en güzel semtlerinden biri arasında yer alır. Tarihi bugüne taşıyan yalıların pek çoğu yangınlarla yok olsa da, Sadullah Paşa Yalısı ve Edip Efendi Yalısı gibi örnekler de yalı geleneğini tüm ihtişamıyla sürdürür. Ahşap evleri ve tarihi ekmek fırınıyla zamanın durduğu bir semt olan Çengelköy’ün meşhur börekçisinden börek alıp, 780 yaşındaki anıt Çınar ağacının gölgesinde çay içmenin ayrıcalığını yaşamayı unutmayın. Ayrıca otomobil meraklılarının gezebileceği Sabri Artam Vakfı Otomobil Müzesi’nde de klasik otomobillerden motosikletlere, yarış arabalarına ve özel tasarım otomobillere kadar pek çok aracın sergilendiğini hatırlatalım. 

Çengelköy’den Kuleli semtine doğru giderken sahil yolu üzerinde Kuleli Askeri Lisesi yer alıyor. Fatih Sultan Mehmed döneminden beri geçirdiği değişimler ve onarımlarla bugünkü şeklini alan bina, bugün lise olarak kullanılıyor. 

İstanbul’un tek rasathanesi: Kandilli
Boğaz kıyısındaki bir başka önemli semt olan Kandilli, Bebek semtinin tam karşısında yer alıyor. İstanbul’un tek rasathanesinin bulunduğu bu semtin, dünyada “İstanbulin” olarak bilinen “Kandilli Yazmaları” meşhurdur. Tarih boyunca zenginlerin ve saraya yakın kişilerin tercih ettikleri Kandilli’de rasathanenin bulunduğu tepenin en üst noktasından hem Boğaz Köprüsü’nü, hem de Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü izleyebilirsiniz. İçinde Kandilli Kız Lisesi (Adile Sultan Sarayı)’nin bulunduğu Kandilli Bahçesi, Kandilli Camii, Edip Efendi Yalısı, Mehmed Paşa Yalısı, Siyavuş Ağa Kuyusu ve Kandilli Feneri’nde tarihin kokusunu hâlâ hissedersiniz. 

Kandilli’den Kanlıca’ya devam edelim şimdi de… Özellikle pudra şekerli yoğurdu ile ünlü olan bu kıyı semti, otantik yapısını halen koruması nedeniyle de yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeker. Mihrabad Korusu ise, her mevsim güzel Boğaz manzarasıyla en gözde mesire yeri olma özelliğini korur. 

Müzeyyen semt, Beykoz
Boğaz’ın Karadeniz’e açılan noktasında, Beykoz yer alır. Taze balık yemek isteyenler için bir çok alternatif sunan bu semtte camın büyülü dünyasını da yakından görebilirsiniz. Riva Deresi’nin kıyısında kurulu kampusüyle, yerli ve yabancı cam sanatçılarını ağırlayan Cam Ocağı bütün cilvesiyle sizi içine çeker. Buradan sevdiklerinize güzel hediyeler alabilir, hatta kendiniz bile yapabilirsiniz. Yeşiliyle, tarihi dokusuyla ve kendine özgü güzellikleriyle Beykoz’da görülmesi gereken tarihi eserler arasında Hidiv Kasrı, İshak Ağa Çeşmesi, Anadolu Hisarı, Beykoz Kasrı, İskender Paşa Cami ve Türbesi, Anadolu Feneri ve Hekim Paşa yalısı gibi yalılar yer alır. 

İstanbul, Çamlıca’sız olmaz!
İstanbul’un yedi tepesinden biri olan Çamlıca, Boğaziçi Köprüsü’ne olan yakınlığı nedeniyle son yıllarda şirketlerin üssü olarak da tercih ediliyor. Büyük ve Küçük Çamlıca olarak ikiye ayrılan tepe, yeşil alanları ve korularıyla size şehrin en taze havasını sunuyor. Büyük Çamlıca’da belediye tarafından işletilen restoran ve kafeler yer alırken, Küçük Çamlıca tepesinde ise, Küçük Çamlıca Köşkleri olarak adlandırılan muhteşem manzaralı Sofa, Topkapı ve Cihannüma köşklerini bulunduran bir koru bulunuyor. Bu koru, hafta sonları ve yaz akşamında ziyaretçilerin akınına uğruyor. 

İstanbul’un gururu: Formula 1 
Anadolu Yakası, yakın zamanda Kurtköy’de açılan ve pek çok ulusal ve uluslararası organizasyona da ev sahipliği yapan İstanbul Park’la adını tüm dünyaya duyurdu. Dünyanın en çok izlenen motor sporları organizasyonu Formula 1’e ev sahipliği yapan pist, teknik özellikleri ve mimarisiyle de büyük bir beğeni topluyor. Hizmete açılan bağlantı yollarıyla ulaşımı kolay olan bu bölgeye 10 dakika mesafede, Sabiha Gökçen Havalimanı bulunuyor. 

Anadolu Yakası da en az Avrupa Yakası kadar ziyaretçilerini kendisine hayran bırakacak güzellikler barındırıyor. İstanbul’un nispeten daha sakin olan bu yakası, Boğaz Köprüsü’nden geçerek veya vapur ile yapılan keyifli bir yolculuğun ardından tüm hazinelerini cömertçe sizle paylaşıyor.

paylaş!

yorumlar

Cityberry Magazine
Kadın Kuaforu

istanbul haritası

#

istanbul'dan haberdar ol!

Şehirde olup bitenden haberim olsun diyorsan

istanbul fotoğrafları